Bloomberg’in dolar-yen paritesi tahminlerinde son dönemde en yüksek doğruluk oranına sahip analiste göre, Japon yeni 2025 yılı içinde dolar karşısında 170 seviyesine kadar gerileyebilir. Söz konusu tahmin, ekonomik haber akışından ziyade teknik analiz göstergelerine odaklanan bir model kullanılarak yapılıyor. Uzun süredir zayıf seyreden yen, ABD Merkez Bankası (Fed) ile Japonya Merkez Bankası (BOJ) arasındaki politika farklılıkları nedeniyle baskı altında kalmaya devam ediyor.
Gelişmenin arka planı
Bloomberg’in son sıralamasında en isabetli tahminci olarak belirlenen isim, yenin dolar karşısında 2025 yılı içinde 170 seviyesini görebileceğini belirtiyor. Bu, mevcut seviyelerin yaklaşık %15 altında bir değer kaybı anlamına geliyor. Tahmin modeli, makroekonomik veriler ve siyasi gelişmeler yerine fiyat hareketleri, trendler ve momentum gibi teknik göstergelere dayanıyor. Analist, bu yöntemin özellikle kısa-orta vadede daha güvenilir sonuçlar verdiğini savunuyor.
Japonya Merkez Bankası’nın (BOJ) faiz artırımına gitmesine rağmen, yen üzerindeki baskı sürüyor. BOJ, Mart 2024’te negatif faiz politikasına son vererek 17 yıl aradan sonra ilk faiz artırımını yapmıştı. Ancak bu adım, diğer büyük merkez bankalarının faizlerinin halen çok altında kaldığı için yenin toparlanması için yeterli olmadı. Fed’in faizleri yüksek tutması, doları desteklemeye devam ediyor.
Japonya’nın ticaret dengesi ve cari açık da yen üzerinde aşağı yönlü baskı yaratıyor. Enerji ithalatındaki yüksek maliyetler ve zayıf iç talep, Japon ekonomisinin kırılganlığını artırıyor. Öte yandan, Japon hükümetinin müdahale olasılığı da tartışılıyor. Daha önce 2022’de yenin 151 seviyesine gerilemesi üzerine Tokyo piyasaya müdahale etmişti. Ancak analistler, bu tür müdahalelerin kalıcı bir etki yaratmadığını ve sadece geçici bir soluklandırma sağladığını belirtiyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Yenin zayıflaması, küresel piyasalar için önemli sonuçlar doğurabilir. Japonya, dünyanın en büyük alacaklı ülkelerinden biri olduğu için yenin değer kaybı, diğer ülkelerin borç dinamiklerini etkileyebilir. Ayrıca, Asya-Pasifik bölgesindeki rekabet gücü dengelerini değiştirebilir. Güney Kore ve Çin gibi ihracatçı ülkeler, yenin zayıflamasının kendi rekabet güçlerine olumsuz yansıyabileceği endişesi taşıyor. Öte yandan, Japonya’nın devasa kamu borcu (GSYİH’nin yaklaşık %260’ı) nedeniyle faiz artışları, mali kırılganlığı artırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yenin dolar karşısında 170 seviyesine gerilemesi, Türkiye ekonomisi için doğrudan bir etki yaratmasa da dolardaki güçlenmenin gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde baskı oluşturabileceğini göstermesi açısından önemli. Güçlü dolar, Türkiye gibi ithalat bağımlısı ekonomiler için enerji ve hammadde maliyetlerini artırıcı etki yapabilir. Ayrıca, Japonya’nın faiz politikalarındaki olası bir değişim, küresel likidite koşullarını etkileyerek portföy akımlarını yönlendirebilir. TCMB’nin faiz politikası ile Fed arasındaki makasın açık kalması, TL üzerindeki baskıyı sürdürebilir.