Yemen'de çatışmaların yoğunlaşmasıyla birlikte, Aden'den Sana'a'ya kadar geniş bir coğrafyada yaşayan milyonlarca Yemenli, derinleşen ekonomik krizle boğuşuyor. Maaşların ödenmemesi ve temel gıda fiyatlarının hızla artması, zaten kırılgan olan halkın alım gücünü iyice düşürmüş durumda. Birleşmiş Milletler verilerine göre, ülke nüfusunun büyük bölümü yoksulluk sınırının altında yaşıyor ve insani yardıma muhtaç.
Ekonomik çöküşün arka planı
Yemen'deki iç savaş, 2014 yılında Husilerin başkent Sana'a'yı ele geçirmesiyle başladı. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun 2015'te müdahalesiyle çatışmalar daha da arttı. Ülke, bir yandan siyasi istikrarsızlıkla boğuşurken, diğer yandan ekonomik olarak da çökmüş durumda. Yemen riyali hızla değer kaybediyor, döviz rezervleri tükeniyor ve bankacılık sistemi neredeyse işlemez hale geldi.
Hükümet, kamu çalışanlarına maaş ödemekte zorlanıyor. Özellikle Husi kontrolündeki bölgelerde maaşlar yıllardır ödenmiyor. Bu durum, ailelerin temel ihtiyaçlarını karşılamasını imkânsız hale getiriyor. Birçok aile, günde sadece bir öğün yemek yiyebiliyor. Çocuklar okula gidemiyor, hastaneler ilaç ve ekipman sıkıntısı çekiyor.
Gıda fiyatlarındaki artış ise durumu daha da vahim hale getiriyor. Buğday, pirinç, şeker gibi temel gıda maddelerinin fiyatları son bir yılda iki katına çıktı. İthalata bağımlı olan ülkede, limanlardaki aksaklıklar ve döviz kuru dalgalanmaları fiyatları yukarı çekiyor. Özellikle Aden Limanı'nda yaşanan tıkanıklıklar, yardım malzemelerinin ülkeye girişini geciktiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Yemen krizi, sadece ülke içi bir sorun olmanın ötesinde, bölgesel ve küresel etkilere sahip. Ülke, dünyanın en büyük insani krizlerinden birine sahne oluyor. BM'ye göre, 24 milyondan fazla insan yardıma muhtaç durumda ve 4 milyon kişi yerinden edilmiş durumda. Kriz, komşu ülkeleri de etkiliyor; özellikle Suudi Arabistan ve Umman'a yönelik göç dalgaları artıyor.
Uluslararası toplum, Yemen'e yönelik insani yardımları artırmaya çalışsa da, çatışmaların sürmesi yardımların ulaştırılmasını engelliyor. Son dönemde Husilerin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırıları, küresel deniz ticaretini tehdit ediyor ve bölgedeki gerilimi tırmandırıyor. Bu durum, Yemen'e yapılan yardımların maliyetini de artırıyor.
Ekonomik kriz, aynı zamanda ülkedeki insani yardım operasyonlarını da zorlaştırıyor. Yardım kuruluşları, artan fiyatlar nedeniyle aynı bütçeyle daha az insana ulaşabiliyor. Dünya Gıda Programı (WFP), Yemen'deki operasyonları için acil fon çağrısı yapıyor. Ancak bağışçı ülkelerin ilgisi, diğer küresel krizler nedeniyle azalmış durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki ekonomik kriz ve insani dram, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve insani diplomasi açısından önemli bir sınavıdır. Türkiye, Yemen'e insani yardım gönderen ülkeler arasında yer alıyor; ancak artan ihtiyaçlar karşısında bu yardımların sürdürülebilirliği ve etkinliği sorgulanmalı. Kriz, Kızıldeniz ve Bab-el-Mendeb Boğazı üzerinden Türkiye'nin deniz ticaret güvenliğini de dolaylı olarak etkiliyor. Ayrıca, Yemen'deki istikrarsızlık, bölgesel güç dengelerini sarsarak Türkiye'nin Orta Doğu'daki çıkarlarını tehdit edebilir. Türkiye, insani yardımlarını artırarak ve diplomatik girişimlerle barış sürecine katkı sağlayarak bölgedeki etkinliğini pekiştirebilir.