Filistinli bir gazeteci, Gazze Şeridi'nde 7 Ekim 2023'ten bu yana devam eden İsrail saldırılarının ve kuşatmanın asla sona ermediğini belirterek, bölgedeki insani krizin boyutlarını gözler önüne serdi. Middle East Eye'a konuşan gazeteci, "7 Ekim Gazze için hiç bitmedi" ifadesini kullandı. İsrail'in yoğun bombardımanı ve kara operasyonları sonucu binlerce sivil hayatını kaybederken, altyapı büyük ölçüde yıkıldı ve temel ihtiyaçlara erişim neredeyse imkânsız hale geldi.
Savaşın Arka Planı ve İnsani Durum
7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e yönelik saldırısının ardından İsrail, Gazze'ye yönelik geniş çaplı bir askeri kampanya başlattı. O günden bu yana Gazze'de 30 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti, on binlercesi yaralandı. Gazeteci, bölgede yaşananların bir soykırım olduğunu vurgulayarak, uluslararası toplumun sessizliğini eleştirdi. "Her gün ölüm, yıkım ve açlıkla uyanıyoruz. Dünya izliyor ama harekete geçmiyor" dedi.
İsrail'in uyguladığı abluka nedeniyle gıda, su, ilaç ve yakıt gibi temel malzemeler Gazze'ye giremiyor. Hastaneler çalışamaz durumda, sağlık sistemi çökmüş durumda. Birleşmiş Milletler ve çeşitli insan hakları örgütleri, Gazze'de insani felaketin eşiğinde olduğunu defalarca uyardı. Gazeteci, "Burada yaşamak, her an ölümle burun buruna gelmek demek. Çocuklarımızın geleceği yok" ifadelerini kullandı.
Gazze'deki gazeteciler de hedef alınıyor. Uluslararası Gazeteciler Federasyonu'na göre, savaşın başından bu yana 100'den fazla gazeteci hayatını kaybetti. Filistinli gazeteci, meslektaşlarının öldürülmesine rağmen haber yapmaya devam ettiklerini, çünkü dünyanın gerçekleri öğrenmesi gerektiğini söyledi.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Gazze'deki savaş, Orta Doğu'da gerilimi tırmandırdı. Lübnan Hizbullah'ı, Yemen Husileri ve İran destekli gruplar, İsrail'e ve bölgedeki ABD üslerine saldırılar düzenledi. Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırılar küresel ticareti olumsuz etkiledi. ABD ve Avrupa ülkeleri, İsrail'e destek verirken, bir yandan da ateşkes çağrıları yapıyor. Ancak ateşkes sağlanamadı ve çatışmalar şiddetlenerek devam ediyor.
Uluslararası Ceza Mahkemesi, İsrail ve Hamas yetkilileri hakkında savaş suçu soruşturması başlattı. Güney Afrika, Uluslararası Adalet Divanı'nda İsrail'e karşı soykırım davası açtı. BM Genel Kurulu'nda ateşkes çağrısı yapan kararlar kabul edilse de uygulanamıyor. Gazeteci, "Uluslararası hukuk ve insan hakları ayaklar altında. Bu sadece Gazze'nin değil, tüm insanlığın utancı" dedi.
Gazze'deki yıkımın boyutu, uydu görüntülerine de yansıdı. Konutların yüzde 60'ından fazlası hasar gördü veya yıkıldı. Okullar, camiler, hastaneler ve BM tesisleri bile bombalandı. Filistinli gazeteci, "Geriye dönecek bir yer kalmadı. Ama halkımız direniyor, çünkü başka çaremiz yok" diye konuştu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki insani kriz, Türkiye'nin Orta Doğu politikası açısından kritik bir sınav niteliğinde. Türkiye, İsrail'in saldırılarını sert bir şekilde eleştirerek ateşkes çağrısı yapıyor ve Filistin'e insani yardım gönderiyor. Ancak İsrail ile ticari ilişkilerin sürmesi, kamuoyunda tartışmalara yol açıyor. Bölgesel istikrarsızlık, Türkiye'nin enerji güvenliği ve ticaret yollarını da tehdit ediyor. Kızıldeniz'deki gerilim, Türkiye'nin deniz ticaretini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, mülteci akını riski ve radikalleşme endişeleri, Türkiye'nin güvenlik politikalarını şekillendiriyor. Türkiye, diplomatik girişimlerle bölgede barışı sağlamaya çalışırken, Batı ile ilişkilerini de dengelemek zorunda.