Yemen'de hükümet güçleri ile İran destekli Husiler arasındaki çatışmalar yeniden şiddetlendi. Son haftalarda artan saldırılar, ülkenin sekiz yıllık yıkıcı iç savaşın ardından kırılgan bir ateşkese rağmen yeniden topyekûn bir savaşa dönme riskini gündeme getirdi. Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplum, taraflara itidal çağrısı yaparken, sahadaki tansiyonun hızla yükseldiği belirtiliyor.
Artan Çatışmalar ve İnsani Kriz
Yemen hükümeti güçleri ile Husiler arasında Marib ve Taiz gibi stratejik bölgelerde yoğunlaşan çatışmalar, Nisan 2022'de imzalanan ve Ekim 2022'de süresi dolan ateşkes anlaşmasının fiilen sona erdiğini gösteriyor. O tarihten bu yana taraflar arasında zaman zaman çatışmalar yaşansa da son dönemdeki saldırıların yoğunluğu ve kapsamı, uluslararası gözlemcileri alarma geçirdi.
Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg, taraflar arasındaki müzakerelerin zorlu geçtiğini ve çatışmaların sivil halk üzerindeki yıkıcı etkisinin her geçen gün arttığını vurguladı. Grundberg, "Yemen halkı artık yeni bir çatışma döngüsünü kaldıramaz" diyerek acil bir siyasi çözüm çağrısı yaptı.
Ülkedeki insani durum ise zaten felaket boyutlarında. BM verilerine göre, Yemen'de 21 milyondan fazla insan insani yardıma muhtaç durumda ve 4 milyondan fazla kişi yerinden edilmiş durumda. Çatışmaların yeniden başlaması, kırılgan insani yardım operasyonlarını daha da zorlaştıracak ve milyonlarca insanın hayatını tehdit edecek.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yemen iç savaşı, yalnızca ülke içi bir çatışma olmanın ötesinde, bölgesel bir vekalet savaşına dönüşmüş durumda. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen hükümetini desteklerken; İran, Husilere askeri ve lojistik destek sağlıyor. Bu durum, Orta Doğu'da Sünni-Şii ekseninde derinleşen bir mezhep çatışmasını da beraberinde getiriyor.
Kızıldeniz'in güvenliği açısından da Yemen kritik bir öneme sahip. Husilerin zaman zaman Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırıları, uluslararası deniz ticaretini tehdit ediyor. Bu durum, küresel enerji arz güvenliği ve deniz ticareti açısından ciddi riskler barındırıyor.
ABD ve Avrupa ülkeleri, Yemen'deki çatışmaların yeniden alevlenmesini endişeyle izliyor. Özellikle İran'ın Husiler üzerinden bölgede artan etkisi, Batılı güçlerin İran'a yönelik politikalarını da etkiliyor. Son dönemde İsrail-Hamas çatışmasıyla birlikte Husilerin İsrail'e yönelik saldırıları, Yemen'i daha geniş bir jeopolitik denklemin parçası haline getirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki çatışmaların yeniden şiddetlenmesi, Türkiye'nin Orta Doğu politikası açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, Yemen'de siyasi çözüm ve toprak bütünlüğünü destekleyen bir tutum sergiliyor. Çatışmaların uzaması, bölgesel istikrarsızlığı artırarak Türkiye'nin güvenlik ve ekonomi çıkarlarını olumsuz etkileyebilir. Kızıldeniz'de artan gerginlik, Türkiye'nin deniz ticaret yollarını ve enerji arz güvenliğini tehdit ediyor. Ayrıca, Yemen'deki insani krizin derinleşmesi, Türkiye'nin insani yardım çabalarını da zorlaştıracak. Türkiye, bölgesel aktörlerle diyalog kanallarını açık tutarak çatışmanın yayılmasını önlemeye çalışmalı.