Yemen'de Husiler, Yemen hükümeti ve Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon arasında karşılıklı saldırılar düzenlendi. Saldırılarda en az beş kişi hayatını kaybetti. Çatışmalar, yıllardır süren iç savaşın yeniden alevlenmesi endişesini artırdı. Husiler, Suudi Arabistan'ın güney bölgelerine roket ve İHA saldırıları gerçekleştirirken, koalisyon güçleri de Husi hedeflerini bombaladı. Yemen hükümeti ise Marib ve Taiz cephelerinde Husilere karşı operasyonlarını sürdürdüğünü açıkladı.
Çatışmaların arka planı ve taraflar
Yemen'de 2014 yılından bu yana devam eden iç savaş, Husiler ile Yemen hükümeti arasında şiddetli çatışmalara sahne oluyor. Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon, 2015'ten itibaren hükümet güçlerini desteklemek için müdahale etti. Çatışmalar, ülkenin büyük bölümünü kontrol eden Husiler ile uluslararası tanınmış hükümet arasında bir denge unsuru haline geldi. Son saldırılar, Birleşmiş Milletler'in ateşkes çağrılarına rağmen tarafların askeri çözümden vazgeçmediğini gösteriyor. Husiler, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad ve Cidde gibi şehirleri hedef alan saldırılar düzenlerken, koalisyon da Sana'a ve çevresindeki Husi askeri tesislerini vuruyor. Yemen hükümeti ise stratejik öneme sahip Marib vilayetinde Husilerin ilerleyişini durdurmaya çalışıyor.
Birleşmiş Milletler verilerine göre, iç savaşta şimdiye kadar 377 binden fazla kişi hayatını kaybetti. Bunların büyük kısmı dolaylı nedenlerden (gıda yetersizliği, sağlık hizmetlerine erişim sorunları) kaynaklandı. Çatışmalar, ülkedeki insani krizi daha da derinleştiriyor. Milyonlarca Yemenli yerinden edilmiş durumda ve nüfusun büyük bölümü insani yardıma muhtaç.
Bölgesel ve küresel boyut
Yemen'deki çatışmalar, bölgesel güç dengelerini doğrudan etkiliyor. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve diğer Körfez ülkeleri Husileri İran'ın vekil gücü olarak görüyor ve İran'ın Yemen üzerinden bölgesel nüfuzunu artırmasını engellemeye çalışıyor. İran ise Husilere askeri ve siyasi destek sağlamakla suçlanıyor. ABD, Suudi Arabistan'a istihbarat ve lojistik destek verirken, son yıllarda çatışmanın çözümü için diplomatik çabaları artırdı. Ancak Husilerin Suudi Arabistan ve BAE'ye yönelik saldırıları, bölgede tansiyonu yükseltiyor. Kızıldeniz'deki deniz ticareti de bu saldırılardan olumsuz etkileniyor; Husiler zaman zaman gemilere yönelik saldırılar düzenleyerek uluslararası seyrüseferi tehdit ediyor.
Küresel ölçekte ise Yemen krizi, insani boyutuyla dünya gündeminde. BM, çatışmaların durdurulması ve insani yardımların kesintisiz ulaştırılması için çağrılarını sürdürüyor. Ancak taraflar arasındaki güvensizlik ve dış müdahaleler, kalıcı bir çözümü zorlaştırıyor. Son saldırılar, uluslararası toplumun ateşkes çabalarının sonuçsuz kaldığını gösteriyor. Yemen halkı ise hem çatışmaların hem de ekonomik çöküşün pençesinde yaşam mücadelesi veriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen kriziyle doğrudan taraf olmasa da bölgesel istikrar açısından yakından ilgileniyor. Suudi Arabistan ve İran arasındaki vekalet savaşının derinleşmesi, Türkiye'nin Körfez ve Orta Doğu politikalarını etkiliyor. Türkiye, Husileri terör örgütü olarak tanımlamazken, Suudi Arabistan ile ilişkilerini dengelemeye çalışıyor. Yemen'deki istikrarsızlık, Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ndeki ticaret yollarının güvenliğini tehdit ederek Türkiye'nin Asya ile ticaretini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca insani kriz, Türkiye'nin bölgesel yardım faaliyetlerini ve diplomatik girişimlerini şekillendiriyor. Türkiye, Yemen'deki çatışmanın çözümü için BM öncülüğündeki barış çabalarını destekliyor ve İran-Suudi Arabistan arasında arabuluculuk yapabilecek kapasitede olduğunu gösteriyor.