Sudan ordusu, Perşembe günü Kuzey ve Güney Kordofan eyaletlerinde paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) ile yaşanan çatışmaların ardından birçok bölgenin kontrolünü ele geçirdi. Askeri kaynaklar, Anadolu Ajansı'na yaptığı açıklamada, ordu ve müttefik güçlerinin El-Ferşaya bölgesini kontrol altına aldığını bildirdi. Bu gelişme, Sudan'da Nisan 2023'ten bu yana süren iç savaşta ordunun son dönemdeki en kapsamlı askeri ilerlemesi olarak değerlendiriliyor.
Çatışmaların Arka Planı ve Stratejik Önemi
Kuzey ve Güney Kordofan, Sudan'ın ortasında yer alan ve başkent Hartum'a açılan koridor üzerinde bulunan kritik eyaletler. Ordu, bu bölgeleri kontrol ederek RSF'nin ikmal hatlarını kesmeyi ve başkent çevresindeki kuşatmayı kırmayı hedefliyor. El-Ferşaya'nın ele geçirilmesi, ordunun Güney Kordofan'ın kuzeyinde önemli bir üs elde etmesi anlamına geliyor; bu bölge, RSF'nin batıdaki Darfur ve güneydeki Beyaz Nil eyaletleriyle bağlantısını sağlayan yolların kesişim noktasında bulunuyor.
Sudan Silahlı Kuvvetleri (SAF) ile RSF arasındaki çatışmalar, 15 Nisan 2023'te Hartum'da başlamış ve kısa sürede ülke geneline yayılmıştı. Birleşmiş Milletler verilerine göre, çatışmalarda şu ana kadar en az 15 bin kişi hayatını kaybetti, 8 milyondan fazla insan yerinden edildi. İnsani kriz, özellikle Darfur ve Kordofan bölgelerinde derinleşirken, gıda güvensizliği ve salgın hastalıklar riski artıyor.
Askeri kaynaklar, ordunun son haftalarda Kuzey Kordofan'ın başkenti El-Obeyd çevresinde de operasyonlarını yoğunlaştırdığını belirtiyor. El-Obeyd, stratejik konumu nedeniyle RSF için önemli bir merkez durumunda. Ordu, bu şehri geri alarak batıya yönelik askeri harekatını güçlendirmeyi amaçlıyor. Ancak RSF'nin bölgedeki varlığı ve yerel halk üzerindeki etkisi nedeniyle çatışmaların şiddetlenmesi bekleniyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Sudan'daki iç savaş, yalnızca ülke içi bir çatışma olmanın ötesinde, Afrika Boynuzu ve Sahel bölgesindeki istikrarı doğrudan etkiliyor. RSF'nin Libya, Çad ve Güney Sudan üzerinden silah ve lojistik destek sağladığı, ordunun ise Mısır ve Eritre gibi ülkelerden destek aldığı biliniyor. Bu durum, çatışmayı vekalet savaşına dönüştürerek bölgesel bir güç mücadelesine dönüştürüyor.
Küresel aktörler açısından ise Sudan, Kızıldeniz'e açılan stratejik konumu ve zengin doğal kaynaklarıyla (altın, uranyum, petrol) dikkat çekiyor. Çin, Rusya ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin çatışan taraflarla ilişkileri, savaşın seyrini etkileyen faktörler arasında. ABD ve Avrupa Birliği ise ateşkes çağrıları yapmakla yetiniyor; ancak etkili bir müdahale mekanizması kurulamadı. BM Güvenlik Konseyi'nde alınan kararlar, uygulamada karşılık bulmuyor.
İnsani yardım kuruluşları, Kordofan bölgesine erişimin kısıtlı olması nedeniyle yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılamadığını vurguluyor. Özellikle El-Ferşaya ve çevresindeki çatışmalar, sivil halkın güvenli tahliyesini zorlaştırıyor. Uluslararası toplum, taraflara sivil kayıpları önleme ve insani koridor açma çağrısı yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sudan, Türkiye'nin Afrika açılımında stratejik ortaklarından biri. İkili ticaret hacmi 500 milyon doları aşarken, Türk yatırımcıların ülkede tarım, inşaat ve madencilik alanında önemli yatırımları bulunuyor. Ancak iç savaş, bu yatırımları ve TİKA eliyle yürütülen kalkınma projelerini sekteye uğrattı. Türkiye, çatışmanın başından bu yana ateşkes ve diyalog çağrısı yapıyor; insani yardım gönderiyor. Kordofan'daki askeri ilerleme, savaşın seyrini değiştirebilir ve Türkiye'nin bölgedeki ekonomik çıkarlarını koruması için yeni diplomatik girişimleri gerekli kılabilir. Ayrıca, Sudan'daki istikrarsızlık, Kızıldeniz güvenliği ve göç yolları üzerinden Türkiye'yi dolaylı olarak etkiliyor.