Pakistan, 2015 yılında İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) çatısı altında kurulan Mekke Savunma Paktı'nın (Mekke Güvenlik ve İşbirliği Anlaşması) artık hayata geçirilmesi gerektiğini duyurdu. Pakistan Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, bölgesel güvenlik tehditlerinin arttığı bir dönemde İslam ülkeleri arasında ortak savunma mekanizmasının işletilmesinin zorunlu hale geldiği vurgulandı. Açıklama, Suudi Arabistan'ın ev sahipliğinde düzenlenen İİT toplantılarının ardından geldi.
Mekke Savunma Paktı Nedir?
Mekke Savunma Paktı, 2015 yılında Suudi Arabistan'ın öncülüğünde, İİT üyesi 57 ülkenin katılımıyla imzalanan bir güvenlik işbirliği anlaşmasıdır. Anlaşma, üye ülkeler arasında terörle mücadele, organize suçlarla mücadele, siber güvenlik ve deniz güvenliği gibi alanlarda işbirliğini öngörüyor. Ayrıca, üye ülkelerden birine yönelik saldırı durumunda ortak savunma mekanizmalarının devreye girmesi öngörülüyor. Ancak pakt, kuruluşundan bu yana etkin bir şekilde uygulanamadı; birçok üye ülke, operasyonel ve siyasi farklılıklar nedeniyle yükümlülüklerini yerine getirmedi.
Pakistan, paktın kurucu üyelerinden biri olarak, özellikle Hindistan ile yaşadığı gerilimlerde bu mekanizmayı bir denge unsuru olarak görüyor. İslamabad, son yıllarda Suudi Arabistan ile savunma işbirliğini derinleştirmiş, 2021'de iki ülke arasında ortak tatbikatlar düzenlenmişti. Pakistan ayrıca, paktın canlandırılması için İİT nezdinde diplomatik girişimlerde bulunuyor.
Bölgesel Gerilimler ve Paktın Önemi
Mekke Savunma Paktı'nın uygulanması çağrısı, Orta Doğu ve Güney Asya'da artan güvenlik tehditleri bağlamında geldi. İran-İsrail gerilimi, Yemen'deki Husilerin saldırıları, Afganistan'daki istikrarsızlık ve Keşmir sorunu, İslam ülkeleri arasında ortak savunma ihtiyacını gündeme getiriyor. Pakistan, özellikle Hindistan'ın son dönemde askeri modernizasyonunu hızlandırması ve Keşmir'deki insan hakları ihlalleri iddiaları karşısında İslam dünyasının desteğini arıyor.
Öte yandan, paktın uygulanması önünde ciddi engeller bulunuyor. İİT üyeleri arasında Sünni-Şii ayrımı, Arap olmayan ülkelerin temsiliyeti ve her ülkenin kendi ulusal çıkarları öncelikli olması nedeniyle ortak bir savunma mekanizması kurmak zor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi körfez ülkeleri, İran'ı tehdit olarak görürken, İran ve Irak gibi ülkeler paktın kendilerine karşı kullanılabileceğinden endişe ediyor. Pakistan ise hem Suudi Arabistan hem de İran ile iyi ilişkiler sürdürmeye çalışıyor.
Uzmanlar, Pakistan'ın çağrısının sembolik olduğunu, ancak pratikte paktın işlerlik kazanmasının zor olduğunu belirtiyor. İİT'nin bugüne kadar etkili bir askeri ittifak haline gelememesi, örgütün karar alma mekanizmalarının yavaşlığı ve üyeler arası güvensizlik, paktın geleceğini belirsiz kılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Mekke Savunma Paktı'nın uygulanması, Türkiye'nin bölgesel güvenlik mimarisindeki konumunu doğrudan etkiliyor. Türkiye, İİT üyesi olarak paktın potansiyel bir parçası; ancak paktın Suudi Arabistan öncülüğünde şekillenmesi ve İran'a karşı bir bloklaşma riski taşıması, Ankara'nın temkinli yaklaşmasına neden olabilir. Türkiye, son yıllarda Körfez ülkeleriyle ilişkilerini normalleştirme ve İran ile dengeli bir politika izleme eğiliminde. Paktın canlanması, Türkiye'nin savunma sanayii ve askeri işbirliği açısından yeni fırsatlar yaratabilir; ancak aynı zamanda Türkiye'yi taraf seçmeye zorlayabilir. Bölgesel istikrar için İİT çatısı altında kapsayıcı bir güvenlik diyalogu Türkiye'nin öncelikleri arasında yer alıyor.