Yemen'de yeniden başlayan çatışmalar, İran'ın bölgedeki en önemli ortaklarından biri olan Husilere karşı ciddi bir sınav oluşturuyor. Tahran, nükleer müzakerelerin tıkandığı ve yaptırımların arttığı bir dönemde, Husiler üzerinden elde ettiği jeopolitik kazanımları korumaya çalışıyor. Ancak son haftalarda Husilerin sahadaki geri çekilmeleri, İran'ın Yemen stratejisinin sürdürülebilirliğini sorgulatıyor.
Yemen'de Çatışmaların Arka Planı
Yemen'de yıllardır süren iç savaş, 2022'deki ateşkesin ardından büyük ölçüde donmuş durumdaydı. Ancak son aylarda Husiler ile Suudi Arabistan destekli hükümet güçleri arasında yeniden şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Özellikle Marib ve Cevf cephelerinde Husilerin ilerleyişi durduruldu; hatta bazı bölgelerde geri çekilmek zorunda kaldılar. Bu durum, İran'ın Yemen'deki en önemli vekil gücüne verdiği desteğin sorgulanmasına yol açtı.
İran, 2014'ten bu yana Husilere silah, finansman ve eğitim desteği sağlıyor. Bu destek sayesinde Husiler, Suudi Arabistan'ın güney sınırında ciddi bir tehdit oluşturdu ve Kızıldeniz'deki ticaret yollarını hedef alarak bölgesel güvenliği tehdit etti. Ancak son yenilgiler, İran'ın bu stratejisinin ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne seriyor.
Uzmanlara göre, Husilerin geri çekilmesinde birkaç faktör etkili: Suudi Arabistan'ın hava saldırılarını yoğunlaştırması, Yemen hükümeti güçlerinin kararlı savunması ve Husilerin kendi içinde yaşadığı liderlik sorunları. Ayrıca İran'ın, nükleer anlaşma müzakereleri nedeniyle Husilere ayırdığı kaynakları kısıtlaması da olası bir etken.
İran İçin Stratejik Kayıp mı?
Husiler, İran için sadece bir vekil güç değil; aynı zamanda Suudi Arabistan'a karşı bir denge unsuru ve Kızıldeniz'deki etkinlik için bir kaldıraç işlevi görüyor. Yemen'deki varlığı sayesinde İran, Basra Körfezi'ndeki gerilimde elini güçlendiriyor ve Suudi Arabistan'ı iki cephede birden meşgul edebiliyor.
Ancak Husilerin son yenilgileri, İran'ın bölgesel nüfuz ağını zayıflatabilir. Tahran, Suriye'deki varlığını korumakta zorlanırken, Lübnan'daki Hizbullah da ekonomik kriz ve iç baskılarla boğuşuyor. Yemen'deki geri çekilme, İran'ın "direniş ekseni" olarak adlandırdığı ittifak sisteminde önemli bir halkayı oluşturuyor.
İran'ın Yemen'deki kayıpları, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri için bir fırsat kapısı aralayabilir. Riyad, Husileri sınırlarından uzaklaştırarak güney sınırını güvence altına almak istiyor. Ancak Suudi Arabistan'ın da ekonomik ve askeri olarak yıprandığı bir dönemde, tam bir zafer kazanması zor görünüyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Yemen'deki çatışmalar, sadece İran-Suudi rekabetiyle sınırlı değil. ABD, Yemen'deki El Kaide ve IŞİD bağlantılı gruplarla mücadele ederken, aynı zamanda Husilerin Kızıldeniz'deki saldırılarına karşı uluslararası deniz güvenliğini sağlamaya çalışıyor. Husilerin gerilemesi, ABD için olumlu bir gelişme olsa da, Yemen'deki istikrarsızlık devam ediyor.
Birleşmiş Milletler, Yemen'deki insani krizi "dünyanın en büyük insani felaketi" olarak nitelendiriyor. Milyonlarca insan açlık ve hastalıkla mücadele ediyor. Çatışmaların yeniden alevlenmesi, insani yardımların ulaştırılmasını daha da zorlaştırıyor.
İran'ın Yemen'deki etkisinin azalması, bölgesel güç dengelerini değiştirebilir. Ancak Tahran'ın Husilere olan desteğini tamamen kesmesi beklenmiyor; zira Yemen, İran'ın Suudi Arabistan'a karşı elindeki en önemli kozlardan biri. İran, bu kozu kaybetmemek için yeni taktikler geliştirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki gelişmeler, Türkiye'nin bölgesel çıkarlarını doğrudan etkiliyor. İran'ın Husiler üzerinden Yemen'de zayıflaması, Suudi Arabistan ve BAE'nin bölgedeki etkisini artırabilir. Türkiye, Suudi Arabistan ile ilişkilerini normalleştirme sürecinde; Yemen'deki istikrarsızlık, Kızıldeniz ticaret yollarının güvenliği açısından risk oluşturuyor. Ayrıca Yemen'deki insani kriz, Türkiye'nin insani diplomasi açısından önem verdiği bir konu. İran'ın bölgesel nüfuzunun azalması, Türkiye'nin Orta Doğu'daki denge politikalarını yeniden şekillendirmesini gerektirebilir. Ankara, Riyad ve Tahran arasındaki rekabette taraf olmaktan kaçınarak, istikrar ve diyalog çağrılarını sürdürecektir.