Yemen Cumhurbaşkanlığı Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, ülkenin geri kalan topraklarını Husi kontrolünden kurtarmak ve devletin otoritesini tüm ulusal topraklarda tesis etmek amacıyla askeri operasyonların başladığını açıkladı. El-Alimi, yaptığı yazılı açıklamada, "Bugün, cumhuriyetin kalan topraklarını geri almak ve devletin ve kurumlarının otoritesini tüm ulusal topraklara yaymak için askeri operasyonların başladığını duyuruyorum" ifadelerini kullandı. Bu açıklama, Yemen'de yıllardır süren iç savaşta tansiyonu yeniden yükseltti.
Gelişmenin Arka Planı
Yemen'de 2014 yılından bu yana İran destekli Husi milisleri ile Yemen hükümeti arasında şiddetli bir iç savaş yaşanıyor. Husiler, 2014'te başkent Sana'yı ele geçirmiş ve ülkenin büyük bir bölümünü kontrol altına almıştı. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, 2015'ten itibaren Yemen hükümetine askeri destek veriyor. Ancak yıllar süren çatışmalar, ülkeyi insani bir felakete sürükledi. Birleşmiş Milletler'e göre, Yemen'de 377 binin üzerinde insan doğrudan çatışmalar veya dolaylı nedenlerle hayatını kaybetti, milyonlarca kişi yerinden edildi ve nüfusun büyük bir kısmı açlıkla mücadele ediyor.
Yemen Cumhurbaşkanlığı Konseyi, Nisan 2022'de Suudi Arabistan'ın arabuluculuğuyla kuruldu. Konsey, eski Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi'nin yetkilerini devrettiği sekiz üyeli bir yapıdan oluşuyor. Reşad el-Alimi, konseyin başkanı olarak uluslararası alanda tanınıyor. Konseyin kurulması, Yemen hükümeti içindeki farklı grupları bir araya getirmeyi amaçlıyordu. Ancak iç anlaşmazlıklar ve Husi saldırıları, istikrarı sağlamayı zorlaştırdı.
El-Alimi'nin son açıklaması, Husilerin son dönemdeki saldırılarına bir yanıt niteliği taşıyor. Husiler, son aylarda Marib ve Taiz gibi stratejik bölgelerde saldırılarını artırmış, ayrıca Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırılarla uluslararası deniz ticaretini tehdit etmişti. Bu saldırılar, ABD ve İngiltere'nin Husilere yönelik hava operasyonları düzenlemesine yol açtı. El-Alimi, askeri harekâtın bu tehditleri ortadan kaldırmayı ve devletin egemenliğini yeniden tesis etmeyi hedeflediğini belirtti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yemen iç savaşı, bölgesel güçlerin vekâlet savaşına dönüşmüş durumda. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen hükümetini desteklerken; İran, Husilere askeri ve mali yardım sağlıyor. Bu durum, Orta Doğu'da Sünni-Şii geriliminin bir yansıması olarak görülüyor. Ayrıca, Husilerin Kızıldeniz'deki saldırıları, küresel deniz ticaretini olumsuz etkiliyor ve petrol fiyatlarını yükseltiyor. Bu nedenle, Yemen'deki istikrarsızlık sadece bölgesel değil, küresel bir güvenlik sorunu haline geldi.
Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplum, Yemen'de siyasi bir çözüm için çağrılarını sürdürüyor. BM Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg, taraflar arasında diyalog çağrısı yapmış, ancak Husilerin ateşkes görüşmelerine yanaşmaması nedeniyle ilerleme kaydedilememişti. El-Alimi'nin askeri harekât kararı, diplomatik çabaları gölgeleyebilir ve çatışmayı daha da derinleştirebilir. Öte yandan, Yemen hükümeti askeri güç kullanarak toprak bütünlüğünü sağlamayı hedefliyor.
Uzmanlar, askeri harekâtın başarı şansını değerlendirirken, Husilerin yıllardır süren savaşta deneyim kazandığını ve İran'dan aldığı destekle direncini koruduğunu belirtiyor. Ayrıca, Yemen hükümet güçlerinin iç bölünmüşlüğü ve ekonomik zorluklar, geniş kapsamlı bir askeri operasyonu zorlaştırabilir. Harekâtın sivil kayıpları artırması ve insani krizi daha da kötüleştirmesi endişesi de dile getiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki iç savaş ve askeri tırmanma, Türkiye'nin Orta Doğu politikası ve bölgesel güvenlik açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, Yemen'de barış ve istikrarın sağlanması için siyasi çözümü destekliyor; Husilerin Kızıldeniz'deki saldırıları ise küresel ticaret yollarını tehdit ederek Türkiye'nin ihracat ve enerji güvenliğini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Yemen'deki istikrarsızlık, bölgesel güç dengelerini etkileyerek Türkiye'nin Suudi Arabistan ve İran ile ilişkilerini de dolaylı olarak şekillendirebilir. Türkiye, insani yardımlar ve diplomatik girişimlerle çözüme katkı sağlamayı sürdürüyor.