Yemen'de geçen hafta çatışmaların yeniden şiddetlenmesi sonucu en az 46 bin kişi evini terk etmek zorunda kaldı. Uluslararası Göç Örgütü (IOM) Cuma günü yaptığı açıklamada, yerinden edilme rakamının "saat başı" arttığını bildirdi. BM kuruluşu, çatışan tüm taraflara insani yardım çalışanlarının güvenliğini garanti etme çağrısı yaptı. Anadolu Ajansı'nın aktardığı bilgilere göre, ülke genelinde sivil halk üzerindeki baskı her geçen gün daha da ağırlaşıyor. IOM, yerinden edilenlerin büyük bölümünün kadın ve çocuklardan oluştuğunu, acil barınma, gıda ve sağlık hizmetine ihtiyaç duyduğunu belirtti.
İnsani Kriz Derinleşiyor
Yemen, 2014'ten bu yana İran destekli Husiler ile Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyonun desteklediği hükümet güçleri arasında devam eden iç savaşla sarsılıyor. Birleşmiş Milletler, ülkeyi dünyanın en büyük insani krizi olarak tanımlıyor. Son tırmanma, yıllardır süren çatışmaların gölgesinde zaten kırılgan olan altyapıyı daha da çökertti. Hastaneler, su kuyuları ve okullar ya doğrudan hedef alınıyor ya da çatışma bölgelerinde kaldıkları için işlevsiz hale geliyor. IOM'nin verilerine göre, yerinden edilen aileler genellikle ülke içinde daha güvenli olduğu düşünülen bölgelere, çoğunlukla da kamplara sığınıyor. Ancak bu kamplar da aşırı kalabalık ve yetersiz kaynaklarla boğuşuyor. Son haftalarda artan çatışmalar, özellikle Marib, Hudeyde ve Taiz çevresinde yoğunlaşıyor. Bu bölgeler, hem stratejik öneme sahip hem de milyonlarca sivilin yaşadığı alanlar. IOM, sahadaki ekiplerinin artan ihtiyaçlara yetişmekte zorlandığını, yakıt, ilaç ve temiz su sıkıntısının had safhaya ulaştığını kaydediyor.
Yerinden edilenlerin sayısındaki hızlı artış, uluslararası toplumun müdahalesini zorunlu kılıyor. Ancak yardım kuruluşları, güvenlik endişeleri ve finansman yetersizliği nedeniyle operasyonlarını genişletmekte güçlük çekiyor. BM, 2024 yılı için Yemen insani yardım planı kapsamında ihtiyaç duyulan 4,3 milyar doların sadece küçük bir bölümünün karşılandığını açıklamıştı. Bu durum, milyonlarca insanın temel hizmetlere erişimini daha da kısıtlıyor. IOM'nin çağrısı, sadece insani erişimin sağlanması değil, aynı zamanda çatışmaların durdurulması ve kalıcı bir siyasi çözüm bulunması gerektiğini de vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Yemen'deki çatışma, Orta Doğu'nun jeopolitik dengelerini derinden etkiliyor. Husilerin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırıları, küresel deniz ticaretini sekteye uğratmış, birçok ülke nakliye rotalarını değiştirmek zorunda kalmıştı. Bu durum, enerji fiyatlarından tedarik zincirlerine kadar geniş bir yelpazede olumsuz etkiler yaratıyor. Yemen aynı zamanda Suudi Arabistan ve İran arasındaki vekalet savaşının en önemli cephelerinden biri. Suudi Arabistan, ülkenin kuzeyinde Husilere karşı koalisyon güçlerini desteklerken, İran Husilere silah ve lojistik destek sağlamakla suçlanıyor. ABD ve Birleşik Krallık ise Husilerin deniz saldırılarına karşı Kızıldeniz'de askeri varlık bulunduruyor. Bu çok katmanlı çatışma, sadece Yemen halkını değil, bölge ülkelerini ve küresel güçleri de içine çekiyor. Son tırmanma, uluslararası toplumun acil ateşkes ve müzakere çağrılarını yeniden gündeme getirdi. Ancak taraflar arasındaki derin güvensizlik ve çıkar çatışmaları, kalıcı bir barışı şimdilik uzak gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki insani kriz ve istikrarsızlık, Türkiye'nin Orta Doğu politikası ve bölgesel güvenlik çıkarları açısından önemli sonuçlar doğuruyor. Kızıldeniz'deki güvenlik sorunları, Türk deniz ticaretini ve enerji ithalatını dolaylı olarak etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, bölgede artan insani ihtiyaçlara yönelik yardım faaliyetleri yürütüyor; TİKA ve Kızılay gibi kurumlar aracılığıyla Yemen'e insani destek sağlıyor. Çatışmaların tırmanması, Türkiye'nin bölgesel barış ve istikrar çağrılarını daha da acil hale getiriyor. Türkiye, Suudi Arabistan ve İran ile dengeli ilişkiler yürütürken, Yemen'deki krizin çözümü için diplomatik çabaları desteklemeye devam ediyor.