Yemen'deki Husi güçlerinin, ülkenin batısındaki stratejik Bab el-Mendeb bölgesinin tamamen kontrolünü ele geçirdiği bildirildi. Yemen hükümetinden bir yetkili, AFP haber ajansına yaptığı açıklamada, Husilerin bölgedeki son direniş noktalarını da ele geçirerek Bab el-Mendeb'in tamamında hâkimiyet sağladığını söyledi. Bab el-Mendeb Boğazı, Kızıldeniz'i Aden Körfezi'ne bağlayan ve Avrupa ile Asya arasındaki deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 12'sinin geçtiği kritik bir geçiş noktası olarak biliniyor. Bu gelişme, Yemen'de yıllardır süren iç savaşın seyrini ve bölgesel deniz güvenliğini doğrudan etkileyecek nitelikte.
Gelişmenin arka planı
Yemen'de 2014 yılından bu yana devam eden çatışmalar, Husilerin başkent Sana'a ve ülkenin kuzeyinin büyük bölümünü kontrol etmesiyle farklı bir boyuta taşınmıştı. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun 2015'te başlattığı askeri müdahale, Husilerin ilerleyişini durdurmayı amaçlasa da, özellikle batı kıyılarında hareket kabiliyetlerini tamamen ortadan kaldıramadı. Bab el-Mendeb bölgesi, Yemen'in batı kıyısında, Afrika Boynuzu'na bakan kritik bir kapı konumunda. Bölge, hem Yemen'in iç savaşında hem de bölgesel güç dengelerinde stratejik bir eşik olarak görülüyor. Husilerin bu bölgeyi tamamen ele geçirmesi, Kızıldeniz'deki deniz trafiği üzerinde doğrudan baskı kurabilecekleri anlamına geliyor. Son yıllarda Husiler, Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırılar düzenleyerek küresel deniz taşımacılığını ciddi biçimde sekteye uğratmıştı. Bu saldırılar, birçok armatörün rotasını değiştirmesine ve sigorta maliyetlerinin artmasına yol açtı.
Yemen hükümeti yetkilisinin AFP'ye verdiği bilgiye göre, Husiler Bab el-Mendeb çevresindeki son askeri noktaları da ele geçirmiş durumda. Bu, hükümet güçlerinin bölgedeki varlığının fiilen sona erdiği anlamına geliyor. Uluslararası toplum, Bab el-Mendeb'deki bu değişimin deniz güvenliği açısından yaratacağı riskleri yakından izliyor. Boğazın kontrolü, yalnızca Yemen iç savaşının gidişatını değil, aynı zamanda Kızıldeniz üzerinden yapılan enerji ve ticaret sevkiyatını da etkiliyor. Özellikle Asya ile Avrupa arasındaki konteyner taşımacılığı, bu bölgedeki istikrarsızlıktan doğrudan etkileniyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bab el-Mendeb Boğazı, dünya deniz ticaretinin en yoğun kullanılan koridorlarından biri. Süveyş Kanalı üzerinden Akdeniz'e ulaşan güzergâhın güney ayağını oluşturan boğaz, günlük milyonlarca varil petrol ve milyarlarca dolarlık mal taşımacılığına sahne oluyor. Husilerin bölgedeki tam hâkimiyeti, küresel tedarik zincirleri için önemli bir belirsizlik kaynağı. Son dönemde Husilerin İsrail bağlantılı gemilere yönelik saldırıları, ABD ve İngiltere'nin bölgeye donanma unsurları göndermesine yol açmıştı. Ancak bu müdahaleler, Husilerin kıyı bölgelerindeki kontrolünü kırmaya yetmedi. Uzmanlar, Bab el-Mendeb'in tamamen Husilerin eline geçmesinin, Kızıldeniz'deki saldırı kapasitesini artıracağı görüşünde. Bu durum, bölgesel aktörler arasındaki gerilimi daha da tırmandırabilir. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen'in batı kıyısındaki gelişmeleri kendi güvenlikleri açısından kritik görüyor.
İran'ın Husilere verdiği destek, bölgesel bir vekâlet savaşı boyutunu da gündeme getiriyor. Tahran, Husileri stratejik bir ortak olarak görürken, ABD ve müttefikleri bu ilişkiyi deniz güvenliğine yönelik bir tehdit olarak değerlendiriyor. Bab el-Mendeb'in kaybı, Yemen hükümeti ve Suudi koalisyonu için askeri ve siyasi bir gerileme anlamına geliyor. Öte yandan, Husilerin bu bölgedeki kontrolü, olası barış müzakerelerinde ellerini güçlendirecek bir koz olarak öne çıkıyor. Uluslararası Denizcilik Örgütü ve çeşitli deniz güvenliği kuruluşları, bölgede seyreden gemilere yönelik risk uyarılarını artırmış durumda. Kızıldeniz'deki istikrarsızlık, küresel enflasyon ve enerji fiyatları üzerinde de dolaylı baskı oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Kızıldeniz ve Bab el-Mendeb'deki gelişmeleri yakından takip ediyor. Boğaz, Türkiye'nin Asya ve Afrika ile deniz ticareti için alternatif güzergâhlar barındırıyor; ancak Süveyş hattındaki istikrarsızlık, Türk ihracatçıları için navlun ve sigorta maliyetlerini artırıyor. Türkiye'nin bölgedeki insani yardım faaliyetleri ve Yemen'deki barış çabaları, Husilerin kontrolünü pekiştirmesiyle yeni bir sınavla karşı karşıya. Ayrıca Türkiye, Suudi Arabistan ve BAE ile ilişkilerini dengeleyerek Kızıldeniz'deki güvenlik mimarisinde rol almayı hedefliyor. Bab el-Mendeb'deki bu değişim, Ankara'nın bölgesel diplomasisinde deniz güvenliği başlığını daha fazla öne çıkarabilir.