Uluslararası Göç Örgütü (IOM), Yemen'in batı kıyısında artan çatışmalar nedeniyle Eylül ayının başından bu yana 2.776 Yemenlinin deniz yoluyla Cibuti'ye geçtiğini, aynı dönemde ülke içinde 104 binden fazla kişinin yerinden edildiğini bildirdi. Örgütün Çarşamba günü yayımladığı rapora göre, Husiler ile Yemen hükümet güçleri arasındaki şiddetli çatışmalar, özellikle Hudeyde ve Taiz kıyı şeridinde yoğunlaşıyor ve sivilleri deniz yoluyla komşu ülkelere kaçmaya zorluyor.
Çatışmaların arka planı ve göç dalgası
Yemen'de iç savaş 2014'ten bu yana devam ediyor. İran destekli Husiler, başkent Sanaa'yı ve kuzey bölgelerin büyük bölümünü kontrol ederken, Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyonun desteklediği Yemen hükümeti güney ve doğuda varlık gösteriyor. Batı kıyısı, stratejik öneme sahip Bab el-Mendeb Boğazı'na yakınlığı nedeniyle savaşın en kritik cephelerinden biri. IOM'nin verilerine göre, Eylül ayından bu yana Cibuti'ye geçen 2.776 kişi, çoğunlukla kadın ve çocuklardan oluşuyor. Bu kişiler, Hudeyde'nin güneyindeki limanlardan balıkçı tekneleriyle tehlikeli bir yolculuk yaparak Cibuti kıyılarına ulaşıyor.
Yemen içinde ise yerinden edilme rakamları endişe verici boyutlara ulaşmış durumda. 104 binden fazla kişi, Marib, Cevf ve Hudeyde gibi çatışma bölgelerinden kaçarak ülkenin iç kesimlerine sığındı. IOM, bu kişilerin barınma, gıda, su ve sağlık hizmetlerine acil ihtiyaç duyduğunu belirtiyor. Ancak insani yardım kuruluşlarının bölgeye erişimi, devam eden çatışmalar ve güvenlik sorunları nedeniyle kısıtlı.
Bölgesel ve küresel boyut
Yemen krizi, sadece ülke içinde değil, bölgesel istikrar açısından da ciddi sonuçlar doğuruyor. Cibuti, Somali ve Eritre gibi komşu ülkeler, artan göç akınıyla karşı karşıya. Cibuti'deki kamplar zaten sınırlı kapasiteyle çalışıyor ve yeni gelenler için ek kaynak ihtiyacı doğuyor. Birleşmiş Milletler, Yemen'deki insani krizin dünyanın en büyük insani krizlerinden biri olduğunu vurguluyor; ülke nüfusunun yüzde 80'i yardıma muhtaç durumda.
Uluslararası toplum, Yemen'deki çatışmaların sona erdirilmesi için diplomatik çabalarını sürdürüyor. Ancak Husiler ile Yemen hükümeti arasındaki müzakereler yıllardır sonuçsuz kalıyor. Suudi Arabistan ve İran arasındaki bölgesel rekabet, çatışmayı daha da derinleştiriyor. Son dönemde Husilerin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırıları, uluslararası deniz ticaretini tehdit ederek küresel ekonomiyi de olumsuz etkiliyor.
IOM'nin raporu, çatışmanın siviller üzerindeki yıkıcı etkisini bir kez daha gözler önüne seriyor. Örgüt, acil ateşkes çağrısı yaparak insani yardımların kesintisiz ulaştırılması için güvenli koridorlar oluşturulmasını talep ediyor. Ancak tarafların bu çağrılara ne kadar kulak vereceği belirsiz.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki insani kriz ve göç dalgası, Türkiye'nin bölgesel istikrar politikaları açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Türkiye, Yemen'de siyasi çözüm için diplomatik girişimleri destekliyor ve insani yardım faaliyetlerine katkı sağlıyor. Ancak asıl önemli olan, Kızıldeniz ve Bab el-Mendeb Boğazı'ndaki güvenlik durumunun Türkiye'nin deniz ticaret yollarını etkilemesi. Husilerin saldırıları, Süveyş Kanalı üzerinden Avrupa'ya giden ticaret gemilerini tehdit ederek küresel lojistik maliyetlerini artırıyor; bu da Türkiye'nin ihracatını ve enerji ithalatını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, bölgedeki istikrarsızlık, Türkiye'nin Orta Doğu ve Afrika açılımını da zorlaştırıyor.