Londra merkezli bir sivil toplum kuruluşu tarafından yayımlanan yeni bir rapora göre, yaşlı lezbiyen, gey, biseksüel, trans ve diğer cinsel yönelim ve cinsiyet kimliklerinden (LGBT+) bireyler, heteroseksüel akranlarına kıyasla daha fazla sosyal izolasyon ve yalnızlıkla karşı karşıya. Rapor, yaşlı LGBT+ nüfusun karşılaştığı sistematik görünmezlik sorununa dikkat çekiyor. 65 yaş üstü LGBT+ bireylerin yüzde 40'ından fazlasının düzenli sosyal temas eksikliği yaşadığı, bu oranın heteroseksüel yaşıtlarında yüzde 25 civarında olduğu belirtiliyor. Raporda, yaşlı LGBT+ bireylerin bakım evlerinde ve sağlık hizmetlerinde ayrımcılığa uğradığı, kimliklerini saklamak zorunda kaldığı vurgulanıyor.
Ayrımcılık ve görünmezlik kısır döngüsü
Raporun en çarpıcı bulgularından biri, yaşlı LGBT+ bireylerin yüzde 60'ının sağlık hizmeti alırken cinsel yönelimlerini veya cinsiyet kimliklerini açıklamaktan çekindiğini gösteriyor. Bu durum, uygun sağlık hizmetlerine erişimi engelleyerek kronik hastalıkların daha geç teşhis edilmesine yol açıyor. Araştırmaya katılan 72 yaşındaki bir gey erkek, "Doktorların beni yargılamasından korkuyorum, bu yüzden eşimden bahsetmiyorum. Sanki yokmuşum gibi davranıyorum" ifadeleriyle yaşadığı ikilemi dile getiriyor.
Bir diğer önemli sorun ise barınma. Birçok yaşlı LGBT+ birey, bakım evlerinde homofobik veya transfobik tutumlarla karşılaşma endişesiyle bu tesislerden uzak duruyor. Rapor, bakım personelinin LGBT+ konularında eğitimsiz olduğunu ve kurumların politikalarında cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine dair koruyucu hükümlerin eksik olduğunu ortaya koyuyor.
Uzmanlar, sorunun temelinde yıllar boyunca süren toplumsal damgalama ve yasal eşitsizliklerin yattığını belirtiyor. 1960'lı ve 70'li yıllarda eşcinselliğin suç olduğu dönemde yetişen bireyler, kimliklerini gizli yaşamaya alışmış durumda. Bu alışkanlık, yaşlılıkta da devam ederek sosyal izolasyonu derinleştiriyor.
Küresel bir sorun: Türkiye'de durum
Yaşlı LGBT+ bireylerin karşılaştığı zorluklar yalnızca Batı ülkelerine özgü değil. Türkiye'de de benzer dinamikler gözlemleniyor. Kaos GL ve SPoD gibi sivil toplum kuruluşlarının raporlarına göre, Türkiye'de yaşlı LGBT+ bireyler hem aile desteğinden yoksun hem de kurumsal ayrımcılıkla mücadele ediyor. Emeklilik döneminde yalnızlaşan birçok LGBT+ birey, düşük gelir, barınma sorunu ve sağlık hizmetlerine erişimde güçlük çekiyor. Ayrıca, Türkiye'de yasal olarak cinsiyet kimliğini değiştiren trans bireylerin yaşlılık döneminde resmi işlemlerde ve sosyal haklarda sorunlar yaşadığı biliniyor.
Uluslararası alanda ise Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi gibi kurumlar, yaşlı LGBT+ bireylerin haklarına dair farkındalık yaratmaya çalışıyor. Ancak somut politikalar ve bütçeler konusunda yetersizlikler sürüyor. Rapor, hükümetlere yaşlı LGBT+ bireylere yönelik sosyal hizmet programları geliştirmeleri, bakım personelini eğitmeleri ve ayrımcılıkla mücadele yasalarını etkin uygulamaları çağrısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yaşlı LGBT+ bireylerin izolasyonu, Türkiye'nin insan hakları ve sosyal politika gündeminde yeterince yer bulmayan bir konu. Türkiye'de LGBT+ haklarına yönelik artan baskı ortamında, yaşlı LGBT+ bireyler hem cinsel yönelimleri hem de yaşlılıkları nedeniyle çifte ayrımcılıkla karşı karşıya. Bu durum, toplumsal cinsiyet eşitliği ve yaşlı hakları alanında bütüncül politikaların eksikliğini gösteriyor. Avrupa Birliği ilerleme raporlarında da sıkça eleştirilen bu alandaki boşluk, Türkiye'nin uluslararası alanda insan hakları sicilini olumsuz etkiliyor. Sivil toplum kuruluşlarının çabaları sınırlı kalsa da, yerel yönetimler ve sosyal hizmet uzmanları için yaşlı LGBT+ bireylere yönelik farkındalık eğitimleri ve destek mekanizmaları oluşturmak kritik önem taşıyor.