Beyaz Saray Siber Güvenlik Danışmanı Anne Neuberger, yapay zeka (AI) destekli siber silahların ABD için bir tehdit değil, aksine stratejik bir fırsat olduğunu savundu. Neuberger'e göre, “Mythos” tarzı yapay zeka sistemleri, kontrol dışına çıkma potansiyeli taşısa da, bu durum ABD'nin küresel güç mücadelesinde elini güçlendiriyor. ABD yönetimi, bu teknolojileri yasaklamak yerine, rakiplerine karşı caydırıcılık aracı olarak kullanmayı hedefliyor. Neuberger, yapay zekanın siber savaşta otonom karar alma yeteneği kazanmasının, ABD'nin savunma mekanizmalarını zorlayacağını ancak aynı zamanda rakiplerine karşı psikolojik üstünlük sağlayacağını belirtiyor.
Gelişmenin Arka Planı: Siber Yapay Zeka ve ABD Stratejisi
Neuberger, Carnegie Uluslararası Barış Vakfı'nda yaptığı konuşmada, ABD'nin yapay zeka politikasının temelinde “ilerleme ve risk dengesi” olduğunu vurguladı. Ona göre, suikast robotları gibi ölümcül otonom silahlar etik tartışmalara yol açsa da, siber alandaki yapay zeka sistemleri farklı bir kategoride değerlendirilmeli. ABD, rakiplerinin (Çin, Rusya, İran) siber operasyonlarını engellemek için kendi otonom sistemlerini geliştiriyor. Örneğin, Volt Typhoon adlı Çinli hacker grubuna karşı yürütülen operasyonlarda yapay zeka, tehditleri milisaniyeler içinde tespit edip yanıtlıyor.
Ancak Neuberger, bu sistemlerin “kontrolsüz” kalma riskine de dikkat çekiyor. Mythos efsanesinde olduğu gibi, yapay zeka bir kez devreye girdiğinde insan müdahalesini gereksiz kılabilir. Bu nedenle ABD, “insan denetimli otonomi” modelini benimsiyor. Yani her siber eylem, belirli kırmızı çizgiler dahilinde otonom olarak yürütülse de, nihai onay insanda kalıyor. Beyaz Saray bu modeli “sorumlu yapay zeka” olarak adlandırıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Yeni Bir Silahlanma Yarışı
ABD'nin bu hamlesi, küresel çapta yapay zeka silahlanma yarışını hızlandırabilir. Çin, 2027 yılına kadar tam otonom siber savaş sistemleri geliştirmeyi hedeflediğini açıklarken, Rusya da askeri yapay zeka bütçesini son iki yılda %40 artırdı. Avrupa Birliği ise etik kaygılarla daha temkinli bir yol izliyor; AB'nin Yapay Zeka Yasası, otonom silahlara sıkı kısıtlamalar getiriyor. ABD, Avrupa'yı bu konuda ikna etmeye çalışsa da, Brüksel, insan kontrolü olmadan saldırı kararı alabilen sistemleri yasaklamakta kararlı.
Uzmanlar, bu gelişmelerin küresel güç dengesini değiştirebileceğini belirtiyor. Otonom siber silahlar, geleneksel askeri üstünlüğü zayıflatabilir; küçük devletler bile büyük güçlere karşı siber saldırılar düzenleyebilir. Ayrıca, yapay zekanın karar verme hızı, insanın reaksiyon süresini aştığı için, yanlış alarmların savaşı tetikleme riski bulunuyor. ABD'nin “tehlikeli ama kontrollü” stratejisi, uluslararası normları zorlayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, NATO üyesi olarak ABD'nin siber güvenlik politikalarına entegre olsa da, bu gelişmeler dikkatle izlenmelidir. Otonom siber silahların yaygınlaşması, Türkiye'nin kritik altyapılarına (enerji, ulaşım, iletişim) yönelik tehditleri artırabilir. Türkiye'nin son yıllarda yerli siber savunma sistemleri (örneğin SOM-J füzesi için yapay zeka) geliştirmesi, bu rekabette avantaj sağlayabilir. Ancak ABD ve Çin arasındaki teknoloji savaşında Türkiye'nin konumu hassaslaşabilir. Ankara'nın, insan denetimli otonomi prensibini benimsemesi ve uluslararası düzenlemelere aktif katılımı, ulusal güvenlik açısından kritik önem taşıyor.