Yapay zeka (YZ) devrimi, küresel ekonomide köklü bir dönüşüme yol açarken, teknolojinin kazananları ve kaybedenleri arasındaki makas tehlikeli biçimde açılıyor. Bu dönüşümün merkezinde, YZ tedarik zincirinde stratejik bir konum elde edemeyen ülkelerin karşı karşıya kaldığı yapısal tehditler var: kitlesel iş kaybı, eriyen vergi gelirleri ve sosyal patlamaları önleyecek devlet kapasitesinin yetersizliği. Uzmanlara göre, bu senaryo gelişmekte olan ekonomiler için adeta bir "kalıcı alt sınıf" yaratma potansiyeli taşıyor.
YZ Tedarik Zincirinde Rekabet Kızışıyor
YZ ekonomisi, veri merkezleri, yarı iletken üretimi, algoritma geliştirme ve bulut altyapısı gibi yüksek katma değerli alanlarda yoğunlaşıyor. Şu anda bu zincirin kritik halkaları ABD, Çin ve birkaç teknoloji devi ülkenin elinde bulunuyor. Küresel yarı iletken pazarının yüzde 70'inden fazlası Tayvan ve Güney Kore gibi birkaç ülkede üretilirken, bulut hizmetlerinin yüzde 65'i Amerikan şirketleri tarafından sağlanıyor. Bu yoğunlaşma, diğer ülkeleri bağımlı hale getiriyor ve ekonomik egemenliklerini tehdit ediyor.
Dünya Bankası ve IMF verilerine göre, YZ'nin küresel GSYİH'ye katkısının 2030 yılına kadar 15 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Ancak bu büyümenin yüzde 80'i, YZ altyapısına sahip gelişmiş ekonomilerde gerçekleşecek. Gelişmekte olan ülkeler ise hem yatırım eksikliği hem de nitelikli işgücü açığı nedeniyle bu pastadan yeterince pay alamıyor. Sonuç, küresel eşitsizliğin derinleşmesi ve teknolojik bağımlılığın artması.
Kitlesel İşsizlik ve Sosyal Çöküş Riski
YZ'nin işgücü piyasasına etkisi, özellikle düşük ve orta vasıflı işlerde yoğunlaşıyor. McKinsey'in araştırmasına göre, 2030'a kadar 800 milyon iş YZ tarafından otomatikleştirilebilir. Bu durum, sosyal güvenlik ağları zayıf olan ülkelerde büyük bir krize yol açabilir. Vergi tabanının daralması, hükümetlerin altyapı, eğitim ve sağlık gibi temel hizmetleri finanse etme kabiliyetini azaltırken, artan işsizlik ve gelir eşitsizliği siyasi istikrarsızlığı tetikleyebilir.
Özellikle Afrika, Güney Asya ve Latin Amerika'daki birçok ülke, YZ devriminin dışında kalmış durumda. Bu ülkelerdeki genç nüfus, dijital becerilerden yoksun olduğu için küresel YZ ekonomisinde rekabet edemiyor. Aynı zamanda, yabancı teknoloji şirketlerinin yerel verileri sömürmesi ve kârları kendi ülkelerine transfer etmesi, bu ülkelerin ekonomik kalkınmasını daha da zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, YZ tedarik zincirinde henüz kritik bir oyuncu olmasa da, savunma sanayii ve finans teknolojileri gibi alanlarda belirli bir potansiyele sahip. Ancak ülkenin nitelikli işgücü açığı ve Ar-Ge yatırımlarının GSYİH'ye oranının düşüklüğü (yüzde 1,1), YZ dönüşümünde geride kalma riskini artırıyor. Türkiye'nin, dijital altyapıyı güçlendirmesi, üniversite-sanayi işbirliğini teşvik etmesi ve özellikle genç nüfusu YZ becerileriyle donatması gerekiyor. Aksi halde, küresel YZ ekonomisinin yarattığı kalıcı alt sınıf tehdidi, Türkiye için de yakın gelecekte ciddi bir sosyoekonomik sorun haline gelebilir. Bölgesel olarak ise, YZ alanında geri kalmak, Türkiye'nin Orta Doğu ve Avrasya'daki jeopolitik rekabet gücünü de olumsuz etkileyebilir.