İngiltere'de yüksek ve ek gelir vergisi mükellefi sayısı son üç yılda yüzde 35 oranında artarak 480 bin kişinin daha üst vergi dilimlerine girmesine neden oldu. Mali sürüklenme (fiscal drag) olarak adlandırılan bu durum, vergi dilimlerinin enflasyona paralel olarak güncellenmemesi sonucu, nominal gelir artışlarına rağmen bireylerin daha yüksek vergi oranlarına tabi olması anlamına geliyor. Bu gelişme, Birleşik Krallık'ta vergi yükünün giderek arttığı bir dönemde, hükümetin gelecek bütçe planlamalarında önemli bir tartışma konusu haline geldi. Artışın büyük kısmı, pandemi sonrası ekonomik toparlanma ve yüksek enflasyon ortamında gerçekleşti.
Gelişmenin arka planı: Mali sürüklenme ve vergi dilimleri
Birleşik Krallık Gelir İdaresi (HMRC) verilerine göre, 2021-22 mali yılında yaklaşık 3,8 milyon olan yüksek vergi dilimindeki mükellef sayısı, 2024-25 itibarıyla 5,1 milyona yükseldi. Bu artışın temel nedeni, hükümetin gelir vergisi dilimlerini 2022 yılında altı yıl süreyle dondurma kararı alması. Enflasyonun yüzde 10'lara ulaştığı dönemde maaş zamlarıyla birlikte birçok çalışan, daha önce girmediği yüzde 40 ve yüzde 45'lik dilimlere kaydı. Özellikle Londra ve güneydoğu İngiltere'de yaşayan beyaz yakalı çalışanlar bu durumdan en çok etkilenen grup oldu.
Ek vergi mükelleflerindeki artış ise daha çarpıcı: 2021'de 629 bin olan sayı, 2024'te 942 bine ulaştı. Bu grupta yer alanlar, yıllık 125 bin sterlin üzeri kazananları kapsıyor. Mali sürüklenme, hükümete ek gelir sağlarken, vergi mükellefleri üzerinde artan bir baskı oluşturuyor. Muhalefet partileri, bu durumun orta sınıfı eriterek gelir adaletini bozduğunu savunuyor.
Hükümet yetkilileri ise vergi dilimlerinin dondurulmasının kamu maliyesine 40 milyar sterlinlik ek kaynak sağladığını, bunun sağlık ve eğitim harcamalarına aktarıldığını belirtiyor. Ancak bağımsız analistler, bu ek yükün düşük ve orta gelirli haneleri orantısız şekilde etkilediğine dikkat çekiyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Avrupa'da benzer eğilimler
İngiltere'de yaşanan mali sürüklenme, yalnızca Birleşik Krallık'a özgü bir durum değil. Almanya ve Fransa gibi büyük Avrupa ekonomilerinde de vergi dilimlerinin enflasyon karşısında erimesi benzer tartışmalara yol açıyor. Almanya'da 2023 yılında vergi dilimlerinin güncellenmesiyle orta sınıf üzerindeki yük bir miktar hafifletilmişti. Fransa ise daha sık güncelleme yaparak bu etkiyi azaltmaya çalışıyor.
Küresel ölçekte, yüksek enflasyon dönemlerinde birçok ülke benzer bir ikilemle karşı karşıya kalıyor: Bir yandan kamu gelirlerini artırmak için vergi dilimlerini dondurmak cazip görünürken, diğer yandan bu politikalar satın alma gücünü düşürerek ekonomik aktiviteyi yavaşlatma riski taşıyor. Uluslararası Para Fonu (IMF), bu tür uygulamaların genellikle düşük gelirli grupları orantısız etkilediğini ve telafi edici sosyal transferlerle birlikte yürütülmesi gerektiğini vurguluyor. İngiltere'nin durumu, gelişmiş ülkeler arasında maliye politikalarının sosyal adaletle nasıl dengelenebileceğine dair önemli bir örnek oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de benzer bir mali sürüklenme süreci yaşanıyor. Yüksek enflasyon nedeniyle vergi dilimlerinin güncellenmemesi, özellikle sabit gelirli çalışanların daha yüksek oranlara tabi olmasına yol açıyor. İngiltere örneğindeki gibi, Türkiye'de de gelir vergisi tarifelerindeki dilim aralıkları enflasyonun gerisinde kaldığında, bireyler reel olarak gelir kaybına uğruyor. Bu durum, hükümetin kamu gelirlerini artırmasına yardımcı olsa da, sosyal refah açısından sorgulanması gereken bir uygulamadır. Türkiye'nin yüksek enflasyon ortamında, İngiltere'deki politika tartışmaları, vergi adaleti ve sürdürülebilir maliye politikaları açısından önemli dersler sunuyor; bu bağlamda, enflasyon muhasebesi ve periyodik güncelleme mekanizmalarının oluşturulması kritik hale geliyor.