Batı Şeria'nın Cenin kenti yakınlarında, 11 Mayıs 2022'de İsrail ateşiyle hayatını kaybeden El Cezire muhabiri Filistinli-Amerikan gazeteci Şirin Ebu Akleh anısına 2023 yılında dikilen anıt, Yahudi yerleşimciler tarafından saldırıya uğradı. Görgü tanıklarının aktardığına göre, olay sırasında İsrail güçleri yerleşimcilere eşlik ederek koruma sağladı. Anıtın üzerindeki Ebu Akleh'in portresi ve plaket tahrip edildi, anıtın çevresindeki alan da zarar gördü. Bu saldırı, bölgede yerleşimci şiddetinin son örneği olarak kayda geçti.
Anıtın yıkımı ve yerleşimci şiddeti
Şirin Ebu Akleh, 2022'de Cenin mülteci kampında İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu öldürülmüştü. Ölümü uluslararası alanda büyük yankı uyandırmış, Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri bağımsız soruşturma çağrısı yapmıştı. Anıt, 2023'te gazetecinin anısını yaşatmak için bölge sakinleri ve meslektaşları tarafından dikilmişti. Ancak bu tür anıtlar, İsrail yönetimi ve yerleşimci gruplar tarafından sık sık hedef alınıyor. Son saldırıda, yerleşimcilerin anıtı parçaladığı ve üzerindeki yazıları sildiği belirtildi. Olay yerine gelen Filistinliler, İsrail güçlerinin müdahale etmediğini ve yerleşimcileri koruduğunu ifade etti.
Yerleşimci şiddeti, Batı Şeria'da uzun süredir devam eden bir sorun. İsrail'in yerleşim politikaları, Filistin topraklarında gerginliği artırıyor. Cenin ve çevresi, son aylarda İsrail askeri operasyonlarına ve yerleşimci saldırılarına sahne oluyor. Filistinli yetkililer, uluslararası toplumu İsrail'in bu tür eylemlerine karşı harekete geçmeye çağırdı. Ancak şu ana kadar BM Güvenlik Konseyi'nden etkili bir yaptırım kararı çıkmadı.
Şirin Ebu Akleh davası ve uluslararası tepkiler
Şirin Ebu Akleh'in ölümüyle ilgili soruşturmalar halen tartışmalı. Filistin yönetimi, gazetecinin İsrail askerleri tarafından kasıtlı olarak hedef alındığını savunuyor. İsrail ise, olay sırasında çatışma yaşandığını ve kesin bir hedef gözetilmediğini öne sürüyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi, konuyu incelemeye aldı ancak somut bir adım atılmadı. Ebu Akleh'in ailesi ve meslek örgütleri, adalet taleplerini yineliyor. Anıtın tahrip edilmesi, bu talepleri daha da görünür kıldı.
Olay, Filistin-İsrail çatışmasının sembol isimlerinden biri olan Ebu Akleh'in mirasına yönelik bir saldırı olarak değerlendiriliyor. Gazeteci örgütleri, anıtın yıkılmasını kınadı ve İsrail'i sorumluları cezalandırmaya çağırdı. Ayrıca, yerleşimcilerin cezasız kalmasının bölgede şiddeti körüklediği vurgulanıyor. Son yıllarda Batı Şeria'da yerleşimci saldırılarında artış yaşanıyor; Filistin Sağlık Bakanlığı verilerine göre 2023'te yerleşimci şiddeti nedeniyle onlarca Filistinli yaralandı veya hayatını kaybetti.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu olay, İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarındaki uygulamalarının uluslararası hukuk açısından sorgulanmasına bir örnek daha ekliyor. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği, yerleşimci şiddetini kınasa da etkili bir yaptırım mekanizması geliştirilemedi. ABD yönetimi, İsrail'e yönelik eleştirilerini son dönemde artırdı; özellikle yerleşimci şiddeti konusunda bazı yaptırımlar uygulandı. Ancak bu adımlar, sahada caydırıcılık sağlamaktan uzak. Cenin'deki anıt saldırısı, Filistin meselesinin uluslararası toplumun gündeminden düşmediğini gösteriyor.
Bölgesel aktörler açısından ise, Arap ülkeleri arasında İsrail ile normalleşme süreci devam ederken, Filistin meselesi hala bir hassasiyet noktası. Suudi Arabistan'ın İsrail ile ilişkileri normalleştirme görüşmeleri sürerken, bu tür olaylar kamuoyu baskısını artırabilir. Filistin yönetimi, uluslararası arenada desteğini korumak için bu tür saldırıları gündemde tutmaya çalışıyor. Avrupa Birliği ve BM, yerleşimci şiddetini kınayan açıklamalar yapmakla yetiniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin meselesinde tarihsel olarak Filistinlilerin yanında yer aldı ve İsrail'in yerleşim politikalarını uluslararası platformlarda sık sık eleştirdi. Şirin Ebu Akleh'in ölümü sonrası Türkiye, bağımsız soruşturma çağrısı yapmıştı. Anıtın tahrip edilmesi, Türkiye'nin İsrail'e yönelik eleştirilerini haklı çıkarırken, bölgede artan yerleşimci şiddeti Türkiye'nin Filistin'e verdiği desteği yeniden vurgulamasına zemin hazırlıyor. Ayrıca, Türkiye'nin İsrail ile normalleşme süreci ve bölgesel dengeler açısından bu tür olaylar, Ankara'nın Filistin konusundaki hassasiyetini koruması gerektiğini gösteriyor. Kamuoyunda tepki uyandıran bu saldırı, Türkiye'nin uluslararası arenada Filistin davasını savunmaya devam edeceğinin bir işareti olarak yorumlanabilir.