İsrail'de 2026 yılında yapılması planlanan genel seçimler öncesinde siyasi tablo netleşmeye başladı. Başbakan Binyamin Netanyahu, yargı reformu tartışmaları, Gazze savaşı ve artan iç muhalefet nedeniyle zayıflamış görünse de, sağ kanadın İsrail siyasetindeki ağırlığını koruduğu anlaşılıyor. Middle East Eye'ın haberine göre, anketler Netanyahu'nun kişisel popülaritesindeki düşüşe rağmen sağ partilerin Likud ve müttefiklerinin Meclis'teki çoğunluğunu sürdürebileceğine işaret ediyor.
Netanyahu'nun zayıflayan konumu
Netanyahu, uzun yıllardır İsrail siyasetinin merkezinde yer alıyor. Ancak son dönemde karşılaştığı zorluklar, onun siyasi kariyerini tehdit ediyor. Yolsuzluk davaları, 2023'teki yargı reformu protestoları ve 7 Ekim 2023'te Hamas'ın düzenlediği saldırının ardından başlayan Gazze savaşı, Netanyahu'nun liderliğini sorgulatıyor. Savaşın uzaması ve esir takası konusundaki belirsizlikler, hükümete yönelik eleştirileri artırdı. Ayrıca, ultra-Ortodoks Yahudilerin askerlik muafiyeti konusu da koalisyon içinde gerilim yaratıyor.
Kamuoyu araştırmaları, Netanyahu'nun şahsen seçmen nezdinde eskisi kadar güven vermediğini gösteriyor. Özellikle merkez sağ seçmenin bir kısmı, onun yerine daha ılımlı veya yeni yüzler arayışında. Ancak bu durum, sağ blokun toplam oy oranını henüz ciddi şekilde etkilemiş değil.
Sağ blokun direnci
İsrail siyasetinde sağ kanat, Likud partisi ve daha radikal partilerden oluşuyor. Netanyahu'nun zayıflamasına rağmen, bu partilerin oy tabanı büyük ölçüde korunuyor. Habere göre, sağ partilerin toplam sandalye sayısı, merkez ve sol partilerin toplamına yakın veya onlardan fazla olabilir. Bu da Netanyahu olmasa bile sağın iktidarı sürdürebileceği anlamına geliyor.
Sağ bloğun gücünü korumasının arkasında birkaç faktör var: Güvenlik endişeleri, Filistin meselesine yönelik katı tutum ve demografik eğilimler. İsrail toplumunda güvenlik öncelikli bir yaklaşım benimseyen seçmen kitlesi, sağ partilere yönelmeye devam ediyor. Ayrıca, sol ve merkez partiler arasındaki bölünmüşlük, sağın işini kolaylaştırıyor.
Seçim sistemi ve koalisyon dinamikleri
İsrail'de nispi temsil sisteminin geçerli olması, koalisyon hükümetlerini zorunlu kılıyor. Partilerin ittifak tercihleri, seçim sonrası hükümetin şekillenmesinde belirleyici olacak. Netanyahu'nun kişisel olarak zayıf olması, Likud içinde liderlik değişikliği ihtimalini gündeme getirebilir. Ancak partinin tabanı hâlâ büyük ölçüde Netanyahu'yu destekliyor. Eğer Netanyahu seçimlere lider olarak girerse, sağ bloğun başını çekmeye devam edecek. Aksi halde, Likud'un yeni bir liderle de sağ ittifakı bir arada tutması mümkün görünüyor.
Anketlere göre, aşırı sağ partiler (örneğin, Itamar Ben-Gvir'in liderliğindeki Otzma Yehudit ve Bezalel Smotrich'in dini Siyonist partisi) güçlerini koruyor hatta artırıyor. Bu partiler, Netanyahu'ya koalisyon ortağı olarak destek veriyor ve onun zayıflığından faydalanarak daha fazla etki elde edebilirler.
Bölgesel ve küresel yansımalar
İsrail'deki siyasi dengeler, Orta Doğu'daki gelişmeleri doğrudan etkiliyor. Sağ bloğun güçlü kalması, Filistin meselesinde sert politikaların süreceği anlamına gelebilir. Bu durum, ABD ve Avrupa ülkeleriyle ilişkilerde gerilim yaratabilir. Özellikle iki devletli çözüm konusunda uluslararası baskı artarken, İsrail'in sağcı hükümeti bu baskıya direnç gösterebilir.
Ayrıca, İsrail'in normalleşme anlaşmaları (Abraham Accords) ve Suudi Arabistan ile olası bir anlaşma, sağ bloğun tutumuna bağlı. Netanyahu zayıf olsa da, sağın güçlü olması, bu tür anlaşmaların Filistin meselesine rağmen ilerlemesini sağlayabilir. Ancak aşırı sağ partilerin etkisi, Suudi Arabistan'ın Filistin konusundaki hassasiyeti nedeniyle anlaşmayı zorlaştırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'de sağ bloğun gücünü koruması, Türkiye-İsrail ilişkileri açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, Filistin meselesinde İsrail'e eleştirel bir tutum sergiliyor ve iki devletli çözümü savunuyor. Sağcı bir İsrail hükümeti, Türkiye'nin bölgesel barış çabalarını zorlaştırabilir. Ancak son dönemde Türkiye-İsrail ilişkilerinde bir normalleşme süreci yaşanıyor. Eğer sağ blok iktidarda kalırsa, bu normalleşme yavaşlayabilir veya sekteye uğrayabilir. Öte yandan, Türkiye'nin bölgedeki enerji işbirliği ve ticari ilişkileri de İsrail'in siyasi istikrarından etkilenebilir. Netanyahu'nun zayıflığı, Türkiye'nin müzakere pozisyonunu güçlendirebilir, ancak sağın genel gücü, İsrail'in Filistin politikasında değişiklik beklentisini azaltıyor.