İngiltere'nin Manchester kentinde faaliyet gösteren bir dizi Yahudi grup, Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham'a ortak bir mektup göndererek İsrail'e karşı daha sert tedbirler alınması çağrısında bulundu. Mektupta, İsrail'in Filistinlilere yönelik politikaları ve insan hakları ihlalleri gerekçe gösterilerek, yerel yönetimin elindeki tüm imkanları kullanarak İsrail'e baskı yapması istendi. Bu girişim, İngiltere'deki Yahudi toplumu içinde İsrail politikalarına yönelik eleştirilerin arttığını gösteren önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Girişimin Arka Planı
Mektubu imzalayan gruplar arasında, Na'amod, Yachad ve Manchester Yahudi İşçi Hareketi gibi örgütlerin bulunduğu belirtiliyor. Bu gruplar, uzun süredir İsrail'in Filistin topraklarındaki yerleşim faaliyetleri, Gazze'ye uygulanan abluka ve insan hakları ihlalleri konusunda kampanyalar yürütüyor. Son dönemde İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri operasyonları ve Batı Şeria'daki yerleşimci şiddeti, bu grupların sesini daha da yükseltmesine neden oldu.
Mektupta, Manchester Belediye Başkanı'ndan, belediyenin İsrail ile olan ticari ve kültürel bağlantılarını gözden geçirmesi, İsrail ürünlerine yönelik etiketleme kurallarını sıkılaştırması ve Filistinli mültecilere yönelik destek programlarını artırması talep ediliyor. Ayrıca, belediyenin İsrail'in insan hakları ihlallerine karışan şirketlerle sözleşme yapmaması gerektiği vurgulanıyor.
Bu çağrı, İngiltere'deki ana akım Yahudi kuruluşlarından farklı bir çizgide duruyor. Zira İngiltere'nin en büyük Yahudi temsil kuruluşu olan İngiliz Yahudi Temsilciler Kurulu (Board of Deputies), genellikle İsrail hükümetinin politikalarını destekliyor. Ancak taban düzeyinde, özellikle genç Yahudiler arasında İsrail'e yönelik eleştirel tutum giderek yaygınlaşıyor. Bu mektup da söz konusu değişimin bir yansıması olarak görülüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Manchester'daki bu girişim, İngiltere genelinde ve Avrupa'da benzer yerel yönetim girişimlerinin bir parçası. Son yıllarda, İspanya'dan İrlanda'ya, birçok Avrupa kentinde belediyeler İsrail'e karşı sembolik de olsa yaptırım kararları alıyor. Örneğin, Barselona ve Dublin belediyeleri, İsrail ile kardeş şehir anlaşmalarını askıya almış veya iptal etmişti. Bu tür yerel girişimler, uluslararası arenada İsrail'e yönelik baskının tabandan yükselmesi açısından önem taşıyor.
Öte yandan, İngiltere hükümeti, İsrail ile stratejik ilişkilerini sürdürme konusunda kararlı görünüyor. Başbakan Rishi Sunak yönetimi, İsrail'in kendini savunma hakkını vurgularken, aynı zamanda uluslararası hukuka uyulması çağrısı yapıyor. Ancak iktidardaki Muhafazakar Parti içinde bile, özellikle İsrail'in Gazze operasyonları sonrasında, hükümetin tutumuna yönelik eleştiriler artmış durumda. İşçi Partisi ise, İsrail'e yönelik daha dengeli bir politika izleme sözü veriyor ve Filistin devletini tanıma konusunda istekli olduğunu belirtiyor.
Yahudi gruplarının Andy Burnham'a yönelik bu çağrısı, Burnham'ın İşçi Partisi'nin önde gelen isimlerinden biri olması nedeniyle ayrıca dikkat çekiyor. Burnham, geçmişte İsrail'e yönelik eleştirel tutumuyla biliniyor ve Filistin yanlısı gösterilere katılmışlığı var. Bu mektup, Burnham'ın yerel yönetim olarak atabileceği adımlar konusunda kendisine bir yol haritası sunuyor. Burnham'ın nasıl bir yanıt vereceği ise merak konusu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail-Filistin çatışmasında uzun süredir Filistin'in yanında yer alıyor ve İsrail'e karşı uluslararası platformlarda sert eleştiriler yöneltiyor. İngiltere'deki Yahudi gruplarının İsrail'e karşı daha sert tedbirler talep etmesi, Türkiye'nin tezlerini güçlendirebilir ve Avrupa'da Filistin yanlısı seslerin yükselmesine katkı sağlayabilir. Ancak Türkiye'nin doğrudan bir etkisi olmasa da, bu tür girişimler uluslararası kamuoyunda İsrail'in meşruiyetini zayıflatıyor. Türkiye, bu tür gelişmeleri diplomatik kanallarda kullanarak İsrail'e yönelik baskıyı artırabilir ve Filistin davasına destek bulabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Avrupa'daki diaspora ve sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği yaparak benzer kampanyaları teşvik etmesi olası.