Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Japonya Başbakanı Sanae Takaichi üzerindeki baskıyı artırarak, Japon sanayisi için hayati önem taşıyan bazı kritik minerallerin ihracatını belirgin şekilde yavaşlattı. Pekin yönetiminin bu hamlesi, başta yüksek teknoloji ürünleri ve savunma sanayisi olmak üzere birçok sektörde üretim maliyetlerini yükseltirken, Tokyo'yu diplomatik bir çözüm arayışına itiyor. Uzmanlar, bu adımın iki ülke arasındaki ticari gerilimlerin daha da tırmanmasına neden olabileceği uyarısında bulunuyor.
Gelişmenin Arka Planı
Japonya Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'ndan üst düzey bir yetkilinin isminin açıklanmasını istemeyerek verdiği bilgiye göre, Çin'den ithal edilen nadir toprak elementleri ve lityum gibi kritik minerallerin hacmi son üç ayda %30 oranında düştü. Bu mineraller, elektrikli araç bataryalarından füze sistemlerine kadar geniş bir yelpazede kullanılıyor. Japonya, Çin'e olan bağımlılığını azaltmak için alternatif tedarikçiler arayışına girmiş olsa da, kısa vadede ikame edilmesi mümkün görünmüyor. Çin, dünya nadir toprak elementleri üretiminin %60'ından fazlasını kontrol ediyor.
Pekin yönetimi, bu hamlenin teknik nedenlerle gerçekleştiğini savunsa da, Tokyo'daki diplomatik kaynaklar durumu 'ticari bir silah kullanımı' olarak değerlendiriyor. Geçtiğimiz yıl Japonya'nın ABD ile birlikte Tayvan konusunda aldığı ortak tutum ve Çin'in bölgedeki genişleme politikalarına karşı çıkışı, iki ülke arasındaki gerginliğin temel sebepleri arasında sayılıyor. Başbakan Takaichi, yerel sanayi odaları ve büyük şirketlerin CEO'ları tarafından Çin ile diyalog kanallarını açık tutmaya çağrılıyor.
Ekonomistlere göre, bu kısıtlama Japonya'nın GSYİH'sinde yıllık %0.5'lik bir daralmaya yol açabilir. Otomotiv ve elektronik sektörleri, artan maliyetler nedeniyle üretim planlarını revize etmeye başladı. Toyota ve Sony gibi dev şirketler, hükümete acil önlem çağrısında bulunan ortak bir bildiri yayımladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Çin-Japonya arasındaki bu ticari gerilim, sadece iki ülkeyi değil, tüm Asya-Pasifik tedarik zincirlerini etkiliyor. Güney Kore, Tayvan ve hatta ABD'li teknoloji şirketleri, Japonya üzerinden temin ettikleri ara mamullerde aksamalar yaşayabilecekleri endişesiyle alternatif rotalar aramaya başladı. Özellikle yarı iletken üretiminde kullanılan bazı nadir minerallerin Çin kontrolünde olması, küresel çip krizini derinleştirme riski taşıyor.
Analistler, Xi yönetiminin bu hamleyle, Japonya'nın başını çektiği 'Çin'e bağımlılığı azaltma' girişimlerine bir cevap verdiğini belirtiyor. Aynı zamanda, ABD Başkanı Joe Biden'ın Çin ile ticaret savaşını yumuşatma sinyalleri verdiği bir dönemde, Pekin'in Tokyo'ya karşı güç gösterisi yaparak müzakerelerde elini güçlendirmeyi hedeflediği düşünülüyor. Öte yandan, Avustralya ve Kanada gibi alternatif mineral kaynaklarına sahip ülkeler, Japonya ile hızlandırılmış ticaret anlaşmaları imzalamaya hazırlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye için kritik mineral tedarikinde çeşitlendirme stratejisinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye, nadir toprak elementleri rezervleri açısından zengin bir ülke olmasına rağmen, bu kaynakları işleme ve rafine etme kapasitesi sınırlıdır. Çin-Japonya rekabeti, Türkiye'nin bu alandaki yatırımlarını hızlandırması ve alternatif tedarikçi olarak öne çıkması için bir fırsat penceresi yaratabilir. Ancak, Türkiye'nin Rusya ile olan ilişkileri ve Çin'e yönelik hassas dengesi göz önüne alındığında, doğrudan bu gerilime taraf olmaktan kaçınması beklenir. Küresel çip krizinin derinleşmesi, Türkiye'nin otomotiv ve savunma sanayilerini dolaylı yoldan etkileyebilir.