Avrupa Merkez Bankası (ECB), haziran ayı toplantısında faiz oranlarını yeniden artırmaya hazırlanıyor. Financial Times’ın Para Politikası Radar ekibinin haziran tahminine göre, enerji fiyatlarındaki yükseliş ve hizmet enflasyonunun yapışkanlığı, ECB’yi sıkılaştırma döngüsünde bir adım daha atmaya itiyor. Piyasalar, 25 baz puanlık bir artışı neredeyse tamamen fiyatlarken, asıl odak noktası ECB Başkanı Christine Lagarde’ın gelecek döneme ilişkin sinyalleri olacak.
Gelişmenin Arka Planı
ECB, Temmuz 2022’den bu yana faiz oranlarını toplam 400 baz puan artırarak tarihinin en agresif sıkılaştırma döngüsünü yürütüyor. Ancak enflasyonla mücadelede henüz zafer ilan edilmiş değil. Euro Bölgesi’nde manşet enflasyon yüzde 2,4’e gerilese de çekirdek enflasyon yüzde 2,9 ile hâlâ hedefin oldukça üzerinde. Özellikle hizmet sektöründe fiyat artışları sürüyor. Enerji fiyatlarındaki son toparlanma da resmi karmaşıklaştırıyor: Brent petrol varil başına 85 doların üzerinde seyrederken, doğalgaz fiyatları Ukrayna transit riskiyle yükselişte.
FT analistleri, ECB’nin enerji şoklarına karşı temkinli olduğunu vurguluyor. Ukrayna üzerinden Avrupa’ya gaz akışının kesintiye uğrama ihtimali, kış ayları öncesi stoklama döneminde fiyatları daha da yukarı çekebilir. Ayrıca, ücret artışları ve hizmet enflasyonu arasındaki etkileşim, ECB’nin işini zorlaştıran bir diğer faktör. Lagarde, mayıs ayındaki açıklamalarında “belirsizliğin hâlâ yüksek olduğunu” belirterek veri odaklı karar alacaklarının sinyalini vermişti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ECB’nin faiz artışı, küresel piyasalar üzerinde doğrudan etkili olacak. Euro’nun değer kazanması beklenirken, bu durum ihracatçı Avrupa ekonomileri için ekstra bir yük anlamına geliyor. ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimine yaklaştığı bir dönemde, ECB’nin daha şahin durması dolar-euro paritesini etkileyebilir. Gelişmekte olan ülkeler için ise bu durum, sermaye akımlarında daha fazla oynaklık anlamına geliyor. Türkiye gibi yüksek dış finansman ihtiyacı olan ekonomiler, ECB’nin sıkılaşmasından olumsuz etkilenme potansiyeli taşıyor. Ayrıca, Avrupa’da resesyon endişeleri sürerken faiz artışı, büyümeyi daha da kısma riski taşıyor. Küresel tedarik zincirlerinde yeni bir enerji maliyeti artışı senaryosu, dünya ticareti için de önemli bir tehdit oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ECB’nin faiz artışı, Türkiye ekonomisi üzerinde doğrudan ve dolaylı etkilere sahip. Doğrudan etki, Türkiye’nin ihracat pazarlarından biri olan Euro Bölgesi’ndeki talep daralması yoluyla hissedilecek. Avrupa’daki yavaşlama, Türk ihracatçılarının siparişlerini azaltabilir. Dolaylı etki ise sermaye akımları ve kur kanalıyla geliyor: Euro’nun güçlenmesi, TL karşısında doların da baskılanmasına katkı sağlayabilir, ancak genel olarak gelişmekte olan ülkelerden çıkış riskini artırır. Merkez Bankası’nın sıkılaştırma politikası, dış şoklara karşı kırılganlığı azaltma amacını taşısa da ECB’nin adımı, Türkiye’nin enerji ithalat faturasını da yukarı çeken bir faktör olarak öne çıkıyor.