Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Mısır'ın başkenti Kahire'de Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile düzenlenen zirve toplantısında, Orta Doğu ülkelerinin yeni bir güvenlik mimarisi inşa etme çabalarına destek verdiğini açıkladı. Şi, Filistin meselesinin bölgesel ve uluslararası gündemden düşürülmemesi gerektiğini, bu konunun adil ve kapsamlı bir çözüme kavuşturulmasının bölgesel istikrar için hayati önem taşıdığını vurguladı. Çin liderinin bu açıklamaları, Mısır'ın Gazze'de ateşkes sağlanması ve insani yardımların ulaştırılması konusundaki arabuluculuk çabalarının sürdüğü bir dönemde geldi. Görüşmede ayrıca ikili ilişkiler, ekonomik iş birliği ve ortak enerji projeleri ele alındı.
Gelişmenin Arka Planı: Orta Doğu'da Değişen Dengeler
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in Mısır ziyareti, Çin'in Orta Doğu'daki diplomatik angajmanını derinleştirme stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Şi, özellikle İsrail-Filistin çatışmasının ardından bölgede artan gerilimlere dikkat çekerek, tüm tarafların egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi gerektiğini belirtti. Çin'in BM Güvenlik Konseyi daimi üyesi olarak Filistin davasına verdiği destek, Arap kamuoyunda olumlu karşılanırken, ABD'nin bölgedeki etkisinin azalmasıyla birlikte Pekin'in daha aktif bir rol üstlenmeye çalıştığı gözlemleniyor. Şi'nin "Orta Doğu halkları kendi kaderlerini tayin etme hakkına sahiptir" şeklindeki ifadeleri, Çin'in bölge ülkeleriyle ilişkilerini güçlendirme ve Batılı müdahalelere karşı alternatif bir vizyon sunma çabasının bir yansıması olarak yorumlanıyor.
Görüşmede ayrıca, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Mısır'da yürüttüğü altyapı projeleri ve Süveyş Kanalı Ekonomik Bölgesi'ndeki yatırımlar masaya yatırıldı. İki lider, ticaret hacminin artırılması ve yeni iş birliği alanlarının belirlenmesi konusunda mutabık kaldı. Şi, Mısır'ın bölgesel istikrardaki kilit rolüne vurgu yaparak, Kahire'nin Filistinli gruplar arasında uzlaşma sağlama çabalarını da takdirle karşıladığını iletti.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Filistin Sorunu ve Yeni Güç Dinamikleri
Şi Cinping'in açıklamaları, özellikle İsrail ile normalleşme sürecindeki Arap ülkelerine yönelik bir mesaj niteliği taşıyor. Çin lideri, Filistin meselesinin çözümü olmadan bölgesel barışın tesis edilemeyeceğini savunarak, iki devletli çözümün önemine işaret etti. Bu çerçevede, Doğu Kudüs'ün başkent olduğu bağımsız bir Filistin devletinin kurulması gerektiğini yineledi. Çin'in bu tutumu, BM Güvenlik Konseyi'nde Filistin'e tam üyelik verilmesi yönündeki girişimleri desteklemesiyle de örtüşüyor. Öte yandan, Şi'nin "büyük güçlerin bölgeye müdahalesi sorunları derinleştirmektedir" ifadesi, ABD'nin Orta Doğu politikalarına ince bir eleştiri olarak algılandı.
Uzmanlar, Çin'in bu hamlesinin, Suudi Arabistan ile İran arasındaki diplomatik yakınlaşmada oynadığı arabulucu rolünün ardından geldiğine dikkat çekiyor. Pekin yönetimi, enerji arz güvenliği ve ticaret yollarının istikrarı için bölgede barışın korunmasına büyük önem atfediyor. Mısır'ın coğrafi konumu ve Arap Birliği'ndeki etkisi, Çin'in Afrika ve Akdeniz'e açılan kapısı olması bakımından stratejik bir öneme sahip. Dolayısıyla Şi'nin ziyareti, sadece Filistin meselesiyle sınırlı kalmayıp, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın derinleştirilmesi açısından da kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Zirvenin ardından yayımlanan ortak bildiride, Gazze'ye insani yardımların kesintisiz ulaştırılması ve acil ateşkes çağrısı yapılırken, uluslararası toplumun Filistin halkına yönelik sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiği vurgulandı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in Orta Doğu'da artan diplomatik varlığı, Türkiye'nin bölgedeki geleneksel nüfuz alanlarını doğrudan etkileyebilecek bir gelişme olarak izlenmelidir. Ankara, Filistin davasına verdiği güçlü destekle bilinirken, Pekin'in bu konuda sergilediği aktif tutum, iki ülke arasında potansiyel bir iş birliği zemini oluşturabilir. Öte yandan, Çin'in Mısır ve Körfez ülkeleriyle derinleşen ilişkileri, Türkiye'nin bölgesel ticaret ve enerji koridorlarındaki rolünü çeşitlendirmesine yol açabilir. Türkiye'nin, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi ile Orta Koridor projelerini entegre etme çabaları, bu yeni denklemde iki ülkenin çıkar çatışmasından ziyade tamamlayıcılık üzerine kurulu bir ilişki geliştirmelerine imkân tanıyabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Filistin meselesindeki ilkeli duruşunun, Çin'in BM'deki tutumuyla örtüşmesi, Ankara'nın uluslararası platformlarda yalnız olmadığını göstermesi bakımından önem taşıyor.