Eski Hollywood yapımcısı Harvey Weinstein'ın (72) Kaliforniya'da 2022 yılında aldığı tecavüz ve cinsel saldırı mahkumiyetini bozdurma talebi, eyalet temyiz mahkemesi tarafından reddedildi. California 2. Bölge Temyiz Mahkemesi'ndeki üç yargıçtan oluşan heyet, oybirliğiyle aldığı kararda, mahkumiyetin onandığını ancak 16 yıl hapis cezasını veren ilk derece mahkemesi yargıcının yeniden ceza tayini yapması gerektiğine hükmetti. Karar, Weinstein'ın hukuki mücadelesinde yeni bir aşamayı işaret ederken, kadınlara yönelik cinsel şiddetle mücadelede adalet arayışının sürdüğünü gösteriyor.
Gelişmenin arka planı
Harvey Weinstein, 2017 yılında patlak veren #MeToo hareketinin merkezindeki isimlerden biri olarak, onlarca kadının cinsel taciz ve saldırı iddialarıyla karşı karşıya kalmıştı. Los Angeles'ta 2022'de görülen davada, Weinstein bir kadına tecavüz ve başka bir kadına cinsel saldırıda bulunmaktan suçlu bulunmuştu. İlk derece mahkemesi, bu suçlardan 16 yıl hapis cezası vermişti. Temyiz başvurusunda Weinstein'ın avukatları, yargılamanın adil olmadığını, jürinin yanlış yönlendirildiğini ve bazı tanıkların ifadelerinin kabul edilmemesi gerektiğini ileri sürmüştü. Ancak temyiz mahkemesi, bu iddiaları reddederek mahkumiyetin hukuka uygun olduğuna karar verdi.
Mahkeme, ayrıca ilk derece mahkemesinin, Weinstein'ın geçmişteki suçlamalarla ilgili bazı kanıtların jüriye sunulmasına izin vermekle hata yaptığını, ancak bu hatanın mahkumiyeti geçersiz kılacak kadar ciddi olmadığını belirtti. Bununla birlikte, ceza belirlenirken yapılan usul hataları nedeniyle yeniden ceza tayini yapılması gerektiğine hükmetti. Karar, Weinstein'ın hukuk ekibi tarafından eyalet yüksek mahkemesine taşınabilecek.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu karar, #MeToo hareketinin hukuki sonuçları açısından önemli bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Weinstein davası, hareketin sembolü haline gelmiş ve dünya genelinde cinsel suç mağdurlarının seslerini duyurmasına ilham vermişti. ABD'de benzer davaların seyrini etkileyebilecek bu karar, özellikle yüksek profilli kişilere yönelik cinsel suç davalarında adalet sisteminin işleyişine dair tartışmaları yeniden alevlendirebilir. Küresel ölçekte ise, bu tür davaların medyada geniş yer bulması, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadına yönelik şiddetle mücadele konularında farkındalığı artırıyor.
Weinstein halen New York'ta da 2020'de aldığı 23 yıllık hapis cezasının temyiz sürecini sürdürüyor. New York temyiz mahkemesi, Nisan 2024'te yapılan duruşmada kararını açıklamadı. Eğer New York'taki mahkumiyet de bozulursa, Weinstein'ın serbest kalması gündeme gelebilir; ancak Kaliforniya'daki mahkumiyeti bu ihtimali sınırlandırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye için bu gelişme, doğrudan bir dış politika veya ekonomik etki yaratmasa da, küresel adalet ve kadın hakları mücadelesi bağlamında sembolik bir öneme sahiptir. Türkiye'de de #MeToo benzeri hareketlerin ve cinsel suçlarla mücadelede yasal reform çağrılarının arttığı bir dönemde, Weinstein kararı uluslararası kamuoyunda adalet arayışının güçlü bir örneği olarak öne çıkmaktadır. Ayrıca, Türkiye'nin taraf olduğu İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararı sonrası kadın hakları konusundaki uluslararası algıyı etkileyebilecek bu tür davalar, Türkiye'deki sivil toplum kuruluşları ve hukukçular tarafından yakından takip edilmektedir.