Hong Kong'da 2019 yılında çıkan yangında ağır hasar gören Wang Fuk Court toplu konutunda, devletin daireler için yaptığı satın alma teklifini kabul eden maliklerin oranı yüzde 99,1'e ulaştı. Pazar günü saat 17.00'de sona eren teklif sürecinde, toplam 1.984 daireden 1.967'si için anlaşma sağlandı. Ancak geriye kalan 17 hane, teklifi reddederek zorunlu kamulaştırma riskiyle karşı karşıya kaldı. Hong Kong Özel İdare Bölgesi Hükümeti, yangında tamamen kullanılamaz hale gelen binanın yeniden inşası için gerekli yasal süreci başlatmaya hazırlanıyor.
Yangının ardından yeniden inşa planı
Wang Fuk Court, Hong Kong'un Yau Tsim Mong bölgesinde yer alan ve 1970'lerde inşa edilen eski bir toplu konut sitesiydi. 2019 yılında çıkan yangın, binanın büyük bölümünü küle çevirmiş, can kaybı yaşanmamış olsa da yüzlerce aile evsiz kalmıştı. Olayın ardından hükümet, bölgenin yeniden imarı için kapsamlı bir plan hazırladı. Bu plan çerçevesinde, yangında hasar gören dairelerin maliklerine piyasa değerinin üzerinde bir tazminat teklif edildi. Teklifin kabul oranının bu denli yüksek olması, hükümetin izlediği müzakere politikasının başarısı olarak değerlendiriliyor.
Hong Kong Konut İdaresi'nden yapılan açıklamada, anlaşma sağlanan dairelerin yıkımına önümüzdeki aylarda başlanacağı, bölgeye modern ve deprem yönetmeliğine uygun yeni bir konut kompleksi inşa edileceği belirtildi. Yeni projede, sosyal konut birimlerinin yanı sıra ticari alanlar ve yeşil alanlar da yer alacak. Hükümet, yeniden inşa sürecinin tamamlanmasının yaklaşık dört yıl süreceğini öngörüyor.
Kamulaştırma süreci ve hukuki boyut
Hong Kong hukukuna göre, bir kamusal yeniden imar projesinde maliklerin en az yüzde 80'inin onayı alındıysa, hükümet kalan gayrimenkulleri Kamulaştırma Yasası çerçevesinde zorla satın alabiliyor. Wang Fuk Court'ta bu oranın çok üzerinde bir uzlaşma sağlanmış olması, 17 haneye yönelik kamulaştırma kararının hukuki sürecini hızlandıracak. Ancak maliklerin itiraz hakkı bulunuyor. Konuya ilişkin açıklama yapan bir hükümet sözcüsü, “Hiçbir vatandaşın mağdur olmaması için tüm yasal yolları değerlendiriyoruz. Ancak kamu yararı ve bölgenin yeniden imarı için sürecin tamamlanması şart.” ifadelerini kullandı.
Uzmanlar, kamulaştırma kararının yargıya taşınması halinde sürecin birkaç yıl uzayabileceğini ve projenin maliyetini artırabileceğini belirtiyor. Öte yandan, Hong Kong'da artan konut fiyatları ve arsa kıtlığı, bu tür yeniden imar projelerinin önemini daha da artırıyor. Şehirdeki konut krizi, hükümeti eski yapı stokunu dönüştürmeye ve yeni konut üretmeye zorluyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Kentsel dönüşüm modeli
Wang Fuk Court vakası, Hong Kong'un kentsel dönüşüm politikalarının bir örneği olarak bölge genelinde yakından izleniyor. Özellikle Çin anakarasındaki büyük şehirlerde artan kentsel yenileme projeleri, bu tür uzlaşma ve kamulaştırma yöntemlerinin etkinliğini test ediyor. Hong Kong'un yoğun nüfuslu yapısı ve yüksek emlak değerleri, bu süreçlerin maliyetini ve siyasi hassasiyetini artırıyor. Uzmanlar, hükümetin maliklerle uzlaşma oranının yüksek olmasının, toplumsal mutabakatın sağlanması açısından önemli bir gösterge olduğunu vurguluyor. Aksi takdirde, kamulaştırma kararlarının toplumsal tepkilere yol açabileceği ve projelerin gecikebileceği biliniyor.
Küresel ölçekte, iklim değişikliği ve doğal afetlerin artan sıklığı, şehirlerin yeniden inşa ve uyum politikalarını gündeme getiriyor. Wang Fuk Court'un yangın sonrası yeniden imarı, afet sonrası iyileştirme süreçlerinde devlet ve vatandaş işbirliğinin nasıl yürütülebileceğine dair bir vaka çalışması olarak değerlendirilebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, kentsel dönüşüm ve afet sonrası yeniden yapılanma politikaları açısından önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, özellikle deprem riski taşıyan bölgelerde kentsel dönüşüm projeleri yürütüyor. Hong Kong'daki uzlaşma modeli, maliklerin ikna edilmesi ve yüksek oranda anlaşma sağlanması durumunda kamulaştırma sürecinin nasıl daha sorunsuz işleyebileceğine dair ipuçları veriyor. Türkiye'deki kentsel dönüşüm projelerinde sıkça karşılaşılan anlaşmazlıklar göz önüne alındığında, bu tür başarılı müzakere örneklerinin incelenmesi, yerel yönetimler ve merkezi hükümet için faydalı olabilir. Ayrıca, afet sonrası yeniden inşa süreçlerinin hızlandırılması ve vatandaş mağduriyetinin en aza indirilmesi konusunda da dersler çıkarılabilir.