New York borsasında vadeli işlemler, yarı iletken devi Broadcom’un satış büyüme tahmininin yatırımcıların yüksek beklentilerini karşılayamaması nedeniyle haftanın ilk işlem gününde negatif seyrediyor. Nasdaq 100 endeksine bağlı vadeli kontratlar yüzde 0,4’e varan kayıplarla işlem görürken, S&P 500 vadeli işlemleri de yatay negatif bölgede seyrediyor. Özellikle teknoloji hisselerinde yoğunlaşan satış baskısı, yapay zeka yatırımlarının geleceğine dair soru işaretlerini yeniden gündeme getirdi. Diğer yandan jeopolitik cephede İran, ABD ile yürütülen barış görüşmelerinde son dönemde herhangi bir ilerleme kaydedilmediğini duyururken, Lübnan’daki çatışmaların sürdüğü bildiriliyor.
Broadcom’un beklentileri karşılayamayan satış tahmini piyasaları sarstı
Broadcom’un ikinci çeyrek mali raporunda açıkladığı satış büyüme öngörüsü, analistlerin ortalama beklentisinin hafif altında kaldı. Şirket, mevcut çeyrekte satışların yıllık bazda yüzde 20 civarında artacağını öngörürken, piyasa beklentisi yüzde 22 seviyesindeydi. Aradaki fark küçük görünse de, yapay zeka odaklı çip talebinin zirve yaptığı bir dönemde bu tür bir “hayal kırıklığı” yatırımcıların risk iştahını olumsuz etkiledi. Broadcom hisseleri, New York seansı öncesinde işlem gördüğü piyasa dışı işlemlerde yüzde 3’e yakın değer kaybetti. Şirket, yapay zeka altyapısı için özel çipler ve ağ donanımı sağlayan en büyük oyunculardan biri olarak kabul ediliyor. Bu nedenle Broadcom’un satış büyümesindeki herhangi bir yavaşlama sinyali, sektör genelinde satış dalgasına yol açabiliyor. Teknoloji hisseleri, 2026 yılının başından bu yana yapay zeka coşkusuyla yükselirken, bazı analistler bu değerlemelerin sürdürülebilirliğini sorgulamaya başladı. Özellikle ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimi konusunda temkinli duruşu, büyüme hisseleri üzerinde ek baskı yaratıyor. Piyasalar, bu hafta açıklanacak enflasyon verileri ve Fed Başkanı Jerome Powell’ın Kongre’de yapacağı sunum öncesinde temkinli bir pozisyon alıyor.
Jeopolitik riskler ve Orta Doğu’daki gelişmeler
ABD ile İran arasında devam eden barış görüşmeleri, Tahran’ın son açıklamasıyla yeniden belirsizlik kazandı. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, “Görüşmelerde son haftalarda somut bir ilerleme sağlanamadı” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, nükleer program ve bölgesel çatışmalar konusunda iki ülke arasında varılabilecek bir anlaşmanın yakın olmadığını gösteriyor. Piyasalar, özellikle İran’ın petrol üretimine yönelik yaptırımların hafifletilmesi olasılığını fiyatlarken, bu haberin ardından ham petrol fiyatlarında sınırlı da olsa bir yükseliş görüldü. Öte yandan Lübnan’da Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmalar, uluslararası toplumun ateşkes çağrılarına rağmen tüm şiddetiyle devam ediyor. Son 24 saatte güney Lübnan’da en az 12 kişinin hayatını kaybettiği bildirilirken, İsrail tarafında da sivil kayıplar yaşandı. Çatışmaların bölgesel bir savaşa dönüşme riski, Körfez ülkeleri başta olmak üzere Orta Doğu genelinde yatırımcı güvenini zedeliyor. Tüm bu gelişmeler ışığında Goldman Sachs stratejisti Sharon Bell, yatırımcıların sektör bazlı ayrışmalara odaklanması gerektiğini belirtti. Bell’e göre, teknoloji hisselerindeki düzeltme, enerji ve savunma gibi jeopolitik gerilimlerden doğrudan etkilenen sektörlerde fırsatlar yaratabilir. Ancak genel olarak piyasa oynaklığının artması bekleniyor, zira hem makroekonomik veriler hem de jeopolitik riskler belirsizliği yüksek tutuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, küresel sermaye akışlarındaki yavaşlama ve artan jeopolitik risklerden doğrudan etkileniyor. ABD borsalarındaki satış dalgası, gelişmekte olan piyasalara olan güveni azaltarak Türkiye’ye yönelik portföy yatırımlarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, İran ile ABD arasındaki barış görüşmelerinin tıkanması, Türkiye’nin enerji arz güvenliği ve bölgesel güç dengesi üzerinde baskı yaratıyor. Türkiye, İran’dan doğal gaz ithal eden bir ülke olarak olası bir yaptırım rejiminden etkilenebilir. Lübnan’daki çatışmaların tırmanması ise Türkiye’nin Doğu Akdeniz politikası açısından risk teşkil ediyor; göç dalgaları ve bölgesel istikrarsızlık Ankara’nın güvenlik öncelikleri arasında yer alıyor. Piyasa oynaklığının arttığı bu dönemde, Merkez Bankası’nın faiz politikası ve dış finansman ihtiyacı daha da kritik hale geliyor.