Dünyanın en yoksul ve iklim değişikliğine karşı en savunmasız ülkelerinden bazıları, delegelerinin vize alamaması nedeniyle Almanya'nın Bonn kentinde düzenlenen kritik BM iklim müzakerelerinde etkin bir şekilde temsil edilemeyeceklerini bildirdi. Gelişmekte olan küçük ada devletleri ve en az gelişmiş ülkelerden oluşan gruplar, vize başvurularının reddedilmesi veya gecikmesi sonucu Haziran ayındaki oturumlara katılımlarının ciddi şekilde sınırlandığını açıkladı. Bu durum, küresel iklim politikasında eşitsizliği derinleştirirken, en çok etkilenen toplulukların seslerinin duyurulmasını engelliyor.
Vize krizi ve müzakere gücüne etkisi
BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) kapsamında yürütülen Bonn oturumları, yıllık iklim zirvesine hazırlık niteliği taşıyor. Bu yılki ana konular arasında kayıp ve zarar fonu, iklim finansmanı hedefleri ve emisyon azaltım taahhütleri yer alıyor. Ancak, iklim değişikliğinden en az sorumlu olan ancak etkilerini en şiddetli yaşayan yoksul ülkeler, teknik ve diplomatik delegasyonlarının vize almasındaki bürokratik engeller nedeniyle müzakerelerde yeterince güçlü bir duruş sergileyemiyor.
En Az Gelişmiş Ülkeler Grubu (LDC) ve Küçük Ada Devletleri İttifakı (AOSIS) üyesi temsilciler, vize başvurularının haftalar öncesinden yapılmasına rağmen Almanya'nın konsolosluklarında yaşanan gecikmeleri protesto etti. Birkaç Pasifik ada ülkesi, Yemen ve Burkina Faso gibi ülkelerin delegeleri, vize alamadıkları için Bonn'a gidemedi. Bu durum, müzakerelerin teknik detaylarında kendi çıkarlarını savunacak müzakereci sayısını azaltarak, daha güçlü ülkelerin pozisyonlarının ağır basmasına yol açıyor.
Küresel eşitsizlik ve iklim diplomasisinin çıkmazı
Uzmanlar, vize sorunlarının yeni olmadığını ancak her yıl tekrarlanan bu engelin sistematik bir ayrımcılık yarattığını belirtiyor. Gelişmiş ülkelerin ev sahipliğinde düzenlenen BM toplantıları, sıklıkla gelişmekte olan ülke temsilcilerinin karşılaştığı vizelerle ilgili şikayetlere tanık oluyor. Bu durum, iklim değişikliğine karşı ortak hareket etme çağrılarıyla çelişirken, küresel güneyin kuzey karşısındaki eşitsiz konumunu pekiştiriyor.
BM ve ev sahibi ülke yetkilileri, vize süreçlerini hızlandırmak için çabalarını artırdıklarını söylese de, yoksul ülkelerin temsilcileri yapısal bir değişiklik olmadıkça sorunun devam edeceği uyarısında bulunuyor. Bonn'daki oturumlar, Kasım ayında BAE'de yapılacak COP28 zirvesinin ön hazırlığı olduğu için buradaki katılım eksikliği, yıl sonundaki kritik kararlarda yoksul ülkelerin aleyhine sonuçlanabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, iklim değişikliği müzakerelerinde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında bir konumda bulunuyor. Bonn'daki vize krizi, Türkiye'nin de benzer bürokratik engellerle karşılaşabileceğini gösteriyor. Ancak Türkiye, güçlü diplomatik altyapısı ve AB ile ilişkileri sayesinde bu sorunu daha kolay aşabilir. Bununla birlikte, yoksul ülkelerin müzakerelerde zayıflaması, Türkiye'nin de dahil olduğu gelişmekte olan ülkeler bloğunun ortak çıkarlarını olumsuz etkileyebilir. Özellikle iklim finansmanı ve teknoloji transferi konularında daha güçlü bir ses için Türkiye'nin, bu ülkelerle dayanışma içinde olması stratejik önem taşıyor.