Son günlerde sosyal medyada yayılan ve elleri kelepçeli erkeklerin tek sıra halinde yürüdüğü bir video, İslamofobik hesaplar tarafından Müslümanların Hıristiyan Afrikalıları köleleştirdiği iddiasıyla paylaşılıyor. Ancak yapılan araştırmalar ve doğrulama platformlarının incelemeleri, videonun bağlamından koparılarak kullanıldığını ortaya koydu. Gerçekte video, Nijerya'da düzenlenen bir polis operasyonunu gösteriyor ve görüntülerdeki kişiler, terör örgütü Boko Haram ile bağlantılı oldukları şüphesiyle gözaltına alınan kişiler. Olayda herhangi bir dinî veya etnik temelli köleleştirme söz konusu değil.
Gelişmenin arka planı: Videonun gerçek hikayesi
Video ilk olarak Mayıs 2021'de Nijerya'nın kuzeydoğusunda, Boko Haram'ın aktif olduğu bölgelerde kaydedildi. Nijerya ordusu, terörle mücadele operasyonları kapsamında şüphelileri gözaltına alırken, bu görüntüler o dönemde yerel haber kanallarında da kullanıldı. Ancak geçtiğimiz haftalarda video, İslamofobik hesaplar tarafından yeniden paylaşılarak manipüle edildi. Videoda yer alan kişilerin Hıristiyan olduğu iddiası ise hiçbir kanıta dayanmıyor; Nijerya'da hem Müslüman hem de Hıristiyan nüfus bulunuyor ve Boko Haram'ın hedef kitlesi her iki gruptan da insanları kapsıyor.
Doğrulama platformu AFP Fact Check, videonun orijinal kaynağına ulaşarak iddianın asılsız olduğunu tespit etti. Ayrıca videoda kelepçeli kişilerin kıyafetleri ve fiziksel özellikleri üzerinden yapılan çıkarımların da yanıltıcı olduğu belirtildi. Nijerya İnsan Hakları Komisyonu, bu tür manipülatif içeriklerin etnik ve dinî gerilimleri körükleyebileceği konusunda uyarıda bulundu.
Bölgesel veya küresel boyut: İslamofobi ve dezenformasyonun yükselişi
Bu olay, küresel ölçekte yaygınlaşan İslamofobik söylemin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Özellikle Avrupa'da aşırı sağ hareketlerin yükselişiyle birlikte, Müslümanları hedef alan dezenformasyon kampanyalarına sıkça rastlanıyor. Benzer şekilde, geçmişte de Müslümanların Hıristiyanlara yönelik şiddet uyguladığına dair birçok yalan haber yayılmıştı. Afrika bağlamında ise kıtadaki dinî çatışmaların çoğunlukla etnik, politik ve ekonomik faktörlerden kaynaklandığı, dolayısıyla bu tür basit dinî ayrıştırmaların gerçeği yansıtmadığı uzmanlar tarafından vurgulanıyor. Birleşmiş Milletler, bu tür içeriklerin nefret söylemini beslediği ve toplumsal barışı tehdit ettiği konusunda üye ülkeleri uyarıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem Müslüman nüfusu hem de Afrika kıtasıyla artan ekonomik ve diplomatik ilişkileri nedeniyle bu tür dezenformasyon kampanyalarından doğrudan etkilenebilecek bir konumda. İslamofobik söylemlerin küresel ölçekte yaygınlaşması, Türkiye'nin Afrika ülkeleriyle yürüttüğü iş birliği çalışmalarını zedeleyebilir. Ayrıca Türk dış politikasının önemli bir ayağı olan Afrika açılımı, bu tür manipülatif içeriklerin hedefi haline gelebilir. Türkiye'nin bu tür yalan haberlere karşı etkin bir dezenformasyonla mücadele stratejisi geliştirmesi ve Afrika kamuoyunda doğru bilgiyi yayma çabalarını artırması gerekiyor.