ABD Yüksek Mahkemesi, 9 Aralık 2025 Salı günü, siyasi partilerin adaylarıyla koordineli olarak yapabileceği harcamalar üzerindeki federal sınırlamaları anayasaya aykırı bularak iptal etti. Yüksek Mahkeme'nin 6-3 çoğunlukla aldığı bu karar, federal seçim kampanyalarında parti harcamalarını sınırsız hale getirerek Amerikan siyasetinin finansmanında köklü bir değişim yaratması bekleniyor. Kararın özellikle 2026 ara seçimleri ve sonraki başkanlık seçimlerinde partilerin adaylarını desteklemek için çok daha büyük meblağlar harcamasına olanak tanıyacağı tahmin ediliyor.
Kararın arka planı: Yasal çerçeve ve tartışmalar
Dava, 2002 tarihli McCain-Feingold Yasası kapsamında getirilen ve siyasi partilerin adaylarla koordineli harcamalarına sınır getiren düzenlemelere karşı açılmıştı. Dava sürecinde, bu sınırlamaların Birinci Anayasa Değişikliği ile korunan ifade özgürlüğünü ihlal ettiği ileri sürülüyordu. Mahkemenin çoğunluk görüşünde, partilerin seçim kampanyalarında harcama yapmasının anayasal bir hak olduğu ve bu hakkın sınırlandırılmasının ancak çok dar bir çerçevede mümkün olabileceği vurgulandı.
Karara muhalefet eden liberal kanattaki üç yargıç ise bu kararın seçimlerde büyük sermayenin etkisini daha da artıracağını ve yolsuzluk riskini yükselteceğini savundu. Azınlık görüşünde, kararın seçim sürecinde adil rekabeti zedelediği ifade edildi. Başkanlık koltuğunu henüz bir yıl önce devralan Başkan Trump'ın müttefikleri ise kararı memnuniyetle karşıladı; onlara göre bu, partilerin daha etkin kampanya yürütmesinin önünü açacak.
Bölgesel ve küresel boyut: Seçim finansmanındaki domino etkisi
Yüksek Mahkeme'nin bu kararı, muhafazakar yargıçların çoğunlukta olduğu bir mahkemenin seçim finansmanı alanındaki son büyük kararı olarak kayda geçti. Kararın, Citizens United v. Federal Seçim Komisyonu (2010) davasında şirket ve sendikaların bağımsız harcamalarına getirilen sınırlamaları kaldıran emsal kararla benzerlik gösterdiği belirtiliyor. Uzmanlar, bu kararın diğer demokratik ülkelerde de seçim finansmanı tartışmalarını tetikleyebileceğini, özellikle Avrupa'da parti finansmanına yönelik düzenlemelerin sorgulanmasına yol açabileceğini ifade ediyor.
Küresel ölçekte, seçimlerde paranın etkisinin sınırlandırılması yönündeki çabaların bu kararla gerileme yaşadığı yorumu yapılıyor. Kararın, ABD'nin uluslararası alandaki demokratik imajını olumsuz etkileyebileceğinden endişe ediliyor. Özellikle, seçim süreçlerinde şeffaflık ve hesap verebilirlik talep eden sivil toplum örgütleri, bu kararın yabancı aktörlerin seçimlere müdahalesini kolaylaştırabileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Yüksek Mahkemesi'nin parti harcamalarına yönelik sınırlamaları kaldırması, Türkiye'nin de aralarında olduğu birçok ülkenin seçim finansmanı düzenlemeleri açısından önemli bir emsal oluşturabilir. Türkiye'de siyasi partilerin adaylarla koordineli harcamalarına yönelik kısıtlamalar mevcut olmakla birlikte, uluslararası finansman akışlarının denetimi konusunda benzer tartışmalar yaşanmaktadır. Bu kararın, Türkiye'de seçim harcamalarının sınırlandırılmasına yönelik çabalara olumsuz bir mesaj vermesi ve benzer yasal düzenlemelerin anayasal açıdan sorgulanmasına yol açması olasıdır. Öte yandan, ABD'deki siyasi kutuplaşmanın derinleştiği bir dönemde alınan bu kararın, iki ülke arasındaki siyasi ilişkilerde doğrudan bir etkisi beklenmemekle birlikte, demokrasi ve hukukun üstünlüğü gibi ortak değerler bağlamında izlenmesi önem arz etmektedir.