Vietnam'da hükümetin kalkınma projeleri kapsamında binlerce kişi zorla yerinden ediliyor. Topraklarını kaybeden köylüler ve kent sakinleri, itiraz ettiklerinde baskı ve gözaltıyla karşılaşıyor. Bir mağdurun ifadesiyle, "mağdur ile suçlu arasında sadece kırılgan bir çizgi var." Bu durum, ülkenin ekonomik büyümesinin bedelini sıradan vatandaşların ödediğini gözler önüne seriyor.
Kalkınma Projelerinin Gölgesinde Zorla Tahliyeler
Vietnam, son yirmi yılda hızlı bir ekonomik büyüme kaydetti. Altyapı projeleri, sanayi bölgeleri, turistik tesisler ve yenilenebilir enerji santralleri için geniş araziler kamulaştırılıyor. Ancak bu kamulaştırmalar çoğu zaman yasal prosedürlere uygun yapılmıyor ve arazi sahiplerine piyasa değerinin altında tazminat teklif ediliyor. Yerinden edilen aileler, ne adil bir tazminat alabiliyor ne de yeni bir yaşam kurabilecekleri bir yer bulabiliyor.
Özellikle kırsal bölgelerde yaşayan etnik azınlıklar ve geçimini tarımla sağlayan köylüler, topraklarını kaybettiklerinde alternatif geçim kaynaklarına erişemiyor. Kentlerde ise gecekondu mahalleleri yıkılarak yerlerine lüks rezidanslar ve ticari merkezler inşa ediliyor. Bu projeler, hükümetin "modernleşme" söylemiyle desteklenirken, yerinden edilenlerin sesi sistematik olarak bastırılıyor.
Vietnam yasaları, kamulaştırma durumunda vatandaşlara tazminat ve yeniden yerleşim hakkı tanıyor. Ancak uygulamada, yerel yönetimlerin keyfi kararları ve yargı bağımsızlığının zayıflığı nedeniyle bu haklar kağıt üzerinde kalıyor. İtiraz edenler, "kamu düzenini bozma" veya "devlet aleyhine faaliyet" suçlamalarıyla gözaltına alınabiliyor. Bu nedenle birçok mağdur, sesini çıkarmaktan korkuyor. Bir aktivistin dediği gibi, "Mağdur olarak kalmak ile suçlu duruma düşmek arasındaki çizgi çok ince."
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Vietnam'daki toprak gaspları, Güneydoğu Asya'da otoriter yönetimlerin kalkınma adı altında insan haklarını nasıl ihlal ettiğinin bir örneği. Benzer uygulamalar Kamboçya, Laos ve Myanmar'da da görülüyor. Bu ülkelerde de ekonomik büyüme, yerel halkın haklarının feda edilmesi pahasına gerçekleşiyor.
Uluslararası kuruluşlar ve insan hakları örgütleri, Vietnam'ı kamulaştırma politikalarını gözden geçirmeye ve mağdurlara adil tazminat sağlamaya çağırıyor. Ancak Vietnam hükümeti, egemenlik gerekçesiyle dış müdahaleye kapalı olduğunu belirtiyor. Çin'in bölgedeki artan etkisi ve Batılı ülkelerin ekonomik çıkarları nedeniyle, uluslararası toplumun bu konuda etkili bir baskı kurması zor görünüyor.
Vietnam, Trans-Pasifik Ortaklığı (CPTPP) ve diğer ticaret anlaşmalarıyla küresel ekonomiye entegre olurken, bu anlaşmaların insan hakları ve çevre standartlarına uyum konusunda yaptırım gücü sınırlı. Yatırımcılar için ucuz arazi ve işgücü cazip gelirken, yerinden edilenlerin yaşadığı mağduriyet görmezden geliniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Vietnam'daki toprak gaspları, doğrudan Türkiye'yi ilgilendiren bir gelişme olmasa da, kalkınma ve insan hakları arasındaki dengeye dair küresel bir tartışmayı yansıtıyor. Türkiye, kendi kentsel dönüşüm ve altyapı projelerinde benzer sorunlarla karşılaşabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Güneydoğu Asya'daki ekonomik ilişkileri ve yatırımları artıyor; bu tür ihlaller, bölgede istikrarsızlığa yol açarak Türkiye'nin ticari çıkarlarını da dolaylı olarak etkileyebilir. Uluslararası platformlarda insan hakları savunucusu bir aktör olarak Türkiye'nin, bu tür durumlarda sesini yükseltmesi beklenir.