Uluslararası bir araştırma, dünyanın en büyük vize başvuru hizmetleri sağlayıcısı VFS Global'in, özellikle Küresel Güney ülkelerinden gelen milyonlarca başvurucudan milyarlarca dolar kâr elde ettiğini ortaya koydu. Hindistan merkezli şirket, 150'den fazla ülkede 3.500'ün üzerinde başvuru merkezi işleterek, gelişmiş ülkelerin vize süreçlerini dış kaynak kullanımıyla yürütüyor. Soruşturma, şirketin şeffaflıktan uzak işleyişi ve ek ücret politikalarının, özellikle düşük ve orta gelirli ülke vatandaşları için vize alımını daha da zorlaştırdığını gösteriyor.
Gelişmenin Arka Planı
VFS Global, 2001 yılında Hindistan'da kuruldu ve kısa sürede Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya, Fransa gibi ülkelerin vize başvuru süreçlerini yönetmeye başladı. Şirket, konsolosluk hizmetlerini devralarak biyometrik veri toplama, belge inceleme ve randevu sistemi gibi operasyonları üstleniyor. Ancak araştırmalar, VFS Global'in bu hizmetler için temel vize ücretine ek olarak 50 ila 200 dolar arasında değişen "hizmet bedelleri" talep ettiğini, ayrıca SMS bildirimi, fotoğraf çekimi veya belge fotokopisi gibi basit işlemler için de ücretlendirme yaptığını ortaya koyuyor.
Özellikle Afrika ve Asya ülkelerinde, bir Schengen vizesi başvurusu için ödenen ek ücretler, başvuranın aylık gelirinin önemli bir kısmını oluşturabiliyor. Soruşturma, VFS Global'in bu pazarlarda tekel konumunda olduğu için tüketicilerin alternatifsiz kaldığını vurguluyor. Ayrıca şirketin, bazı ülkelerde konsolosluklarla yaptığı sözleşmelerde şeffaflık maddelerini sınırladığı ve denetim mekanizmalarını zorlaştırdığı iddia ediliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
VFS Global'in bu iş modeli, küresel eşitsizlikleri derinleştiriyor. Gelişmiş ülkeler, vize süreçlerini özelleştirerek maliyetleri başvurana yüklerken, kendi vize politikalarının yükünü de taşeronlaştırmış oluyor. Bu durum, "küresel hareketlilik hakkı"nı ekonomik bir ayrıcalığa dönüştürüyor. Avrupa Parlamentosu'nda konuyla ilgili soru önergeleri verilirken, sivil toplum kuruluşları VFS Global'in uygulamalarının "vize apartheidı" yarattığını savunuyor.
Rekabet kurumları ve tüketici hakları dernekleri, bazı ülkelerde şirketin fiyat politikalarını incelemeye aldı. Ancak VFS Global, operasyonlarının konsolosluk adına yapıldığını ve ücretlerin şeffaf bir şekilde belirtildiğini savunuyor. Şirket, son yıllarda dijital vize başvuru sistemlerine yatırım yaparak, Covid-19 sonrası artan seyahat talebini karşılamaya çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem VFS Global'in hizmet verdiği bir ülke hem de bu sistemden etkilenen Küresel Güney ülkelerinden biri. Türk vatandaşları, özellikle Schengen ve ABD vizeleri için VFS Global üzerinden başvuru yapmak zorunda kalıyor. Bu durum, Türkiye'nin vize serbestisi mücadelesi ve AB ile ilişkileri bağlamında önemli bir sorun olarak öne çıkıyor. Vize süreçlerindeki bu aracı şirketler, Türk vatandaşlarının seyahat özgürlüğünü kısıtlarken, ek maliyetler de getiriyor. Ayrıca Türkiye'nin kendi vize politikalarında da benzer taşeron modellerini kullanması, küresel eşitsizlik sisteminin bir parçası haline gelmesine yol açabiliyor. Bu nedenle, VFS Global soruşturması, Türkiye'nin dış politika ve konsolosluk hizmetleri stratejilerini yeniden değerlendirmesi gerektiğini gösteriyor.