Venezuela’nın Karayip kıyısındaki La Guaira eyaleti, 24 Haziran’da saniyeler arayla meydana gelen iki şiddetli depremin ardından harabeye döndü. Bölgede tüm binaların saniyeler içinde çöktüğü belirtilirken, on binlerce kişinin hâlâ kayıp olduğu ancak yardımın bölgeye ulaşmadığı bildirildi. Ülke tarihinde nadir görülen büyüklükteki bu depremler, zaten derin bir siyasi ve insani krizle boğuşan Venezuela’da yıkımı katbekat artırdı.
Gelişmenin Arka Planı: 24 Haziran Depremleri
28 Haziran’da Servicio de Gestión de Riesgos (Risk Yönetimi Servisi) tarafından yapılan açıklamaya göre, Richter ölçeğine göre 6,9 ve 6,8 büyüklüğündeki iki deprem başkent Caracas’ta da hissedildi. Ancak depremlerin merkez üssüne en yakın nokta olan La Guaira eyaletinde yıkım çok daha ağırdı. Valilik yetkilileri, binaların “anında çöktüğünü” ve enkaz altında kalan binlerce insan olduğunu doğruladı.
La Guaira’da yaşayan Carmen Rodríguez, “Sanki dünya sona eriyordu. Her şey saniyeler içinde oldu. Babam hâlâ enkaz altında, yardım gelmedi” diyerek yetkililere seslendi. Bölgedeki hastaneler yaralılarla dolu, ancak tıbbi malzeme yetersizliği ve elektrik kesintileri nedeniyle müdahale gecikiyor.
Ülke çapında depremlerden etkilenenlerin sayısı henüz netleşmezken, Ulusal Deprem Merkezi’nin yayımladığı raporda artçı sarsıntıların sürebileceği uyarısı yapıldı. Olağanüstü hal ilan edilmesine rağmen, siyasi kaos ve kaynak yokluğu nedeniyle kapsamlı bir kurtarma operasyonu başlatılamadı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Yardım Çağrıları Yankı Bulmadı
Venezuela’nın komşuları Kolombiya, Brezilya ve Guyana’nın yardım teklifleri, Maduro hükümetinin diplomatik izin vermemesi nedeniyle sınırlı kaldı. Birleşmiş Milletler, en az 2,5 milyon kişinin insani yardıma ihtiyaç duyduğunu açıklarken, uluslararası toplumdan acil müdahale çağrısı yapıldı. Ancak ABD ve Avrupa Birliği’nin yaptırımları nedeniyle Venezuela’ya doğrudan yardım ulaştırmak hukuki engellerle karşılaşıyor.
Bölgede faaliyet gösteren Kızıl Haç yetkilileri, enkaz altında kalanların kurtarılması için iş makineleri ve arama kurtarma ekiplerine ihtiyaç olduğunu ancak akaryakıt krizinin çalışmaları felç ettiğini bildirdi. Latin Amerika’nın en büyük petrol rezervlerine sahip ülkesi, rafinerilerin bakımsızlığı nedeniyle kendi yakıtını dahi üretemez hale gelmiş durumda. Bu tablo, deprem sonrası yardım çabalarını neredeyse imkânsız kılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, deprem bölgesine yardım gönderme konusunda diplomatik girişimlerde bulunabilir ve bu durum iki ülke arasındaki ilişkileri olumlu etkileyebilir. Ancak Venezuela’daki siyasi kriz ve uluslararası yaptırımlar, Türk yardım kuruluşlarının sahada etkin olmasını zorlaştırabilir. Bölgesel olarak, Venezuela’daki istikrarsızlık Karayipler’deki enerji ticaretini etkileyebilir. Türkiye’nin Latin Amerika’daki artan diplomatik varlığı göz önüne alındığında, bu tür insani krizlerde arabulucu rolü üstlenmesi mümkündür. Doğrudan Türkiye’ye yansıması sınırlı olsa da, uluslararası yardım çağrılarına kayıtsız kalmaması dış politika açısından önem taşımaktadır.