Venezuela'nın kuzey kıyısındaki La Guaira kentinde 8 gün önce meydana gelen depremin ardından bir alışveriş merkezi otoparkının enkazı altında kalan 57 yaşındaki Hernán Alberto Gil Flores, arama-kurtarma ekiplerinin yoğun çalışması sonucu sağ olarak çıkarıldı. Yetkililer, kurtarma operasyonunu 'mucize' olarak nitelendirirken, Flores'in 8 gün boyunca susuz ve yiyeceksiz nasıl hayatta kaldığı tıp çevrelerinde şaşkınlıkla karşılandı. Olay, Venezuela'nın zaten ekonomik ve siyasi krizle boğuşan kamuoyunda kısa süreli de olsa bir umut ışığı yarattı.
Depremin ardından yıkım ve umut
Deprem, 21 Ağustos'ta yerel saatle 11.45'te meydana geldi ve Richter ölçeğine göre 5.9 büyüklüğündeydi. Merkez üssü La Guaira'ya yaklaşık 15 kilometre uzaklıktaydı. Şehirdeki birçok bina hasar görürken, özellikle şehir merkezindeki bir alışveriş merkezinin otoparkı tamamen çöktü. Olay anında otoparkta olduğu belirtilen Flores, enkaz altında kalırken, diğer 3 kişi hafif yaralarla kurtuldu.
Kurtarma ekipleri, depremin hemen ardından enkazda çalışmalara başladı ancak artçı sarsıntılar ve yapının dengesizliği nedeniyle operasyonlar sık sık kesintiye uğradı. İlk günlerde herhangi bir yaşam belirtisi alınamaması üzerine ekipler, Flores'in öldüğünü düşünerek ceset çıkarma çalışmalarına odaklanmıştı. Ancak 8. günün sabahında bir kurtarma köpeğinin enkazın belirli bir noktasına defalarca havlaması üzerine ekipler, Flores'in bulunduğu bölgeye yöneldi. Yaklaşık 6 saat süren kazı çalışması sonucunda Flores, bilinci açık ancak aşırı derecede susuz kalmış ve bitkin bir halde bulundu.
Flores, hastanede yapılan ilk muayenesinde vücudunda kırık veya ciddi yaralanma olmadığı, ancak uzun süreli açlık ve susuzluğa bağlı olarak böbrek fonksiyonlarının etkilendiği belirtildi. Doktorlar, 8 gün gibi bir sürede su olmadan hayatta kalmanın tıp literatüründe nadir görülen bir durum olduğunu ve Flores'in fiziksel kondisyonunun buna katkıda bulunmuş olabileceğini ifade etti.
Bölgesel ve küresel boyut: Venezuela'nın kırılgan altyapısı
Bu kurtarma operasyonu, bir yandan umut verici bir hikaye olsa da Venezuela'nın depremlere karşı ne kadar hazırlıksız olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Ülke, yıllardır süren siyasi ve ekonomik kriz nedeniyle altyapı yatırımlarını ihmal etmiş, deprem yönetmelikleri denetlenemez hale gelmişti. La Guaira gibi yoğun nüfuslu bir kıyı kentinde, deprem sırasında birçok binanın yıkılması veya ağır hasar görmesi, bu ihmali kanıtlıyor.
Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro, kurtarma haberini alır almaz sosyal medyada 'Venezuela halkının direncini ve dayanışmasını gösteren bir mucize' ifadelerini kullanarak Flores'in kurtarılmasını siyasi bir söyleme dönüştürdü. Ancak muhalif kesimler, hükümetin arama-kurtarma çalışmalarındaki yetersizliğine dikkat çekerek, operasyonun çoğunlukla gönüllü ekipler ve uluslararası yardım kuruluşları tarafından yürütüldüğünü vurguladı. Özellikle Küba ve Rusya'dan gelen arama-kurtarma ekipleri, teknolojik ekipman eksikliğine rağmen köpekler ve basit araçlarla çalışmak zorunda kaldı.
Bölgesel olarak, Karayipler ve And kuşağı sismik olarak aktif bir bölge. Venezuela, tarihsel olarak büyük depremler yaşamış bir ülke olmasına rağmen, mevcut ekonomik kriz afet hazırlık ve müdahale kapasitesini ciddi şekilde düşürmüş durumda. 2023'te Birleşmiş Milletler tarafından yayımlanan bir rapora göre, Venezuela'daki hastanelerin %70'i temel tıbbi malzeme ve ilaç sıkıntısı çekiyor. Bu durum, bir deprem sonrası yaralılara müdahale edebilme kabiliyetini de olumsuz etkiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, 2023 Kahramanmaraş depremlerinin ardından arama-kurtarma ve afet yönetimi konusunda önemli bir deneyim kazandı. Bu deneyim, Türkiye'nin Venezuela gibi deprem riski yüksek ancak altyapısı zayıf ülkelerle iş birliği yapması için bir fırsat sunuyor. Özellikle AFAD'ın uluslararası arama-kurtarma ekipleri ve deprem sonrası lojistik destek tecrübesi, bölge ülkelerine yardım eli uzatılmasını sağlayabilir. Siyasi açıdan, Türkiye ile Venezuela arasında son yıllarda gelişen diplomatik ve ticari ilişkiler düşünüldüğünde, olası bir afet iş birliği iki ülke arasındaki bağları güçlendirebilir. Ancak bu, Türkiye'nin kendi afet yönetim sistemini sürekli iyileştirmesi ve insani yardım kapasitesini artırmasıyla mümkün olacaktır.