Vatikan, önde gelen Sloven sanatçı rahip Marko Ivan Rupnik hakkında yürütülen kanonik davada henüz bir karar alınmadığını açıkladı. Rupnik, aralarında çoğu eski rahibe olan 20'den fazla kadın tarafından cinsel ve psikolojik istismarla suçlanıyor. Vatikan Basın Sözcüsü Matteo Bruni, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, davaya ilişkin nihai bir hükmün bulunmadığını, aksine sosyal medyada dolaşan haberlerin gerçeği yansıtmadığını belirtti. Haberlerde, Rupnik'in aforoz edileceği veya başka bir cezaya çarptırılacağı iddia edilmişti.
Rupnik'in kilisedeki yeri ve istismar iddiaları
Marko Rupnik, 1954 doğumlu bir Cizvit rahibi ve mozaik sanatında tanınmış bir isimdir. Eserleri dünyanın dört bir yanındaki kiliselerde, özellikle de Vatikan'da ve hac merkezlerinde bulunmaktadır. Rupnik, Papa II. John Paul ve Papa Benedict döneminde popülerlik kazanmış, eserleriyle Katolik sanatında önemli bir figür haline gelmiştir. Ancak 2021'de, kadınların cinsel, duygusal ve psikolojik istismara uğradığına dair ilk suçlamalar gündeme gelmiştir. Suçlamalar, Rupnik'in kurduğu Centro Aletti adlı sanat atölyesinde çalışmış rahibeler ve diğer kadınlardan gelmiştir.
İddialar arasında, rahibin itiraf sırasında kadınlara cinsel tacizde bulunduğu, manevi yönlendirme adı altında psikolojik baskı uyguladığı ve bazı durumlarda fiziksel şiddete başvurduğu yer almaktadır. Vatikan'a bağlı İnanç Doktrini Cemaati (DDF) 2022'de soruşturma başlatmış ve geçici olarak rahibi kamu hizmetlerinden uzaklaştırmıştı. Ancak süreçte Cizvit tarikatı da kendi iç soruşturmasını yürütmektedir.
Küresel yankı ve Katolik Kilisesi'nin sınavı
Rupnik davası, Katolik Kilisesi'ndeki cinsel istismar skandallarının bir yenisi olarak uluslararası basında geniş yankı buldu. Kilise, on yıllardır dünya çapında rahipler tarafından işlenen cinsel suçlar ve örtbas etme girişimleriyle sarsılmış durumda. Özellikle 2000'li yılların başında Boston Globe'nun ortaya çıkardığı pedofili skandalları, sonraki süreçte birçok ülkede soruşturmaları tetiklemişti. Rupnik vakası, sanatçı kimliği ve Vatikan içindeki nüfuzu nedeniyle ayrıca bir önem taşıyor. Ayrıca Vatikan'ın süreci şeffaf yönetip yönetmediği kamuoyunda tartışılıyor. Daha önce benzer davalarda olduğu gibi, mağdurlar adalet arayışıyla kilise hiyerarşisini eleştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Vatikan'ın iç işleri gibi görünse de, Katolik Kilisesi'nin uluslararası itibarını ve güvenilirliğini doğrudan etkilemektedir. Türkiye, nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman olmakla birlikte, küçük bir Hristiyan azınlığa ev sahipliği yapmaktadır ve Fener Rum Patrikhanesi gibi Hristiyan kurumlarıyla ilişkileri bulunmaktadır. Vatikan'daki bir skandal, dolaylı olarak küresel dini çoğulculuk ortamını ve dinler arası diyaloğu etkileyebilir. Ancak konunun Türk dış politikası, ekonomisi veya güvenliği üzerinde doğrudan bir yansıması beklenmemektedir. Küresel ölçekte dini kurumlara olan güven erozyonu, Türkiye'nin de dahil olduğu çok kutuplu dünyada dine dayalı aktörlerin rolünü tartışmaya açabilir.