Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, Nikaragua yönetiminin muhalif siyasi figürleri seçimlerden men etme planlarını sert bir dille kınadı. 22 Temmuz’da Cenevre’den yapılan açıklamada Türk, bu adımın ülkede zaten kısıtlı olan sivil ve siyasi hakları daha da aşındıracağını belirtti. Ortega yönetiminin muhalefet üzerindeki baskıyı yoğunlaştırdığına dikkat çeken BM yetkilisi, bu tür önlemlerin Nikaragua’da demokratik sürecin tamamen askıya alınması anlamına geldiğini vurguladı.
Arka plan: Baskılar artarak devam ediyor
Nikaragua’da Devlet Başkanı Daniel Ortega ve eşi Yardımcı Devlet Başkanı Rosario Murillo liderliğindeki hükümet, 2018’deki kitlesel protestolardan bu yana muhalefeti sistematik olarak hedef alıyor. Son dönemde muhalif siyasetçilere yönelik tutuklamalar ve sürgünler hız kazanırken, ülkedeki bağımsız medya ve sivil toplum örgütleri de ağır baskı altında. Yeni yasa teklifine göre, hükümeti 'gayrimeşru' ilan eden veya yabancı yaptırımları destekleyen siyasi partiler ve adaylar seçimlere katılamayacak. Bu düzenleme, 2021 seçimlerinde 7 muhalif adayın tutuklanmasının ardından gelen en sert adım olarak değerlendiriliyor.
BM İnsan Hakları Ofisi, Nikaragua’da muhalefetin susturulmasına yönelik endişelerini daha önce de dile getirmişti. Geçen yıl yayımlanan bir raporda, Ortega yönetiminin 'otoriter bir dönüşüm' geçirdiği ve yargı bağımsızlığının ortadan kalktığı belirtilmişti. Nikaragua İnsan Hakları Merkezi (CENIDH) verilerine göre, 2018’den bu yana 180’den fazla kişi 'siyasi mahkum' statüsünde tutuluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Nikaragua’daki demokrasi erozyonu, sadece Orta Amerika’da değil, uluslararası alanda da yankı buluyor. ABD ve Avrupa Birliği, Ortega yönetimine yönelik yaptırımları artırırken, birçok Latin Amerika ülkesi de Nikaragua’daki durumu endişeyle izliyor. Özellikle Meksika ve Arjantin gibi sol eğilimli hükümetler, Ortega’yı açıkça eleştirmekte zorlanıyor; bu da bölgede demokrasi ve insan hakları konusunda ikili standartlar tartışmasını beraberinde getiriyor.
BM Güvenlik Konseyi’nin konuyu gündemine alması beklenirken, Çin ve Rusya’nın Nikaragua’ya verdiği siyasi destek, Batılı ülkelerin müdahalesini sınırlıyor. Ortega yönetimi, uluslararası eleştirileri 'emperyalist müdahale' olarak nitelendirerek meşruiyetini korumaya çalışıyor. Ancak BM İnsan Hakları Konseyi’nin geçtiğimiz aylarda kabul ettiği karar, Nikaragua’nın insan hakları ihlallerine ilişkin bağımsız bir soruşturma başlatılmasını öngörüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nikaragua’daki gelişmeler, Türkiye’nin doğrudan etki alanında olmasa da, küresel demokrasi ve insan hakları normlarının aşınması açısından dikkatle izlenmelidir. Türkiye’nin Latin Amerika ile artan ticari ve diplomatik ilişkileri, uluslararası hukuka ve demokratik ilkelere saygıyı ön planda tutmasını gerektirmektedir. Nikaragua örneği, baskıcı rejimlere karşı uluslararası toplumun tutarlı bir duruş sergilemesinin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Türkiye’nin BM platformlarında bu tür konularda sergilediği tutum, küresel itibarı açısından belirleyici olabilir.