Dünyanın en büyük kamu varlık fonları (SWF), yapay zeka (YZ) devriminden pay kapmak amacıyla stratejik bir dönüşüm geçiriyor. Yüksek borsa yoğunlaşması ve artan ulusal güvenlik endişeleri, bu dev fonları halka açık hisse senetlerinden uzaklaştırarak özel kredi ve altyapı projelerine yönlendiriyor. Geçtiğimiz yıl boyunca Norveç, Abu Dabi ve Suudi Arabistan merkezli büyük varlık fonları, portföylerinde özel piyasa varlıklarının payını önemli ölçüde artırdı. Bu eğilim, küresel yatırım peyzajında köklü bir değişimin habercisi olarak değerlendiriliyor.
Yatırım Stratejisinde Köklü Değişim
Geleneksel olarak hisse senedi ve tahvil gibi likit varlıklara odaklanan SWF'ler, son dönemde özellikle ABD teknoloji hisselerinde görülen aşırı yoğunlaşma nedeniyle alternatif arayışına girdi. S&P 500 endeksinde en büyük beş teknoloji şirketinin ağırlığının tarihi zirvelere ulaşması, fon yöneticilerini çeşitlendirme konusunda harekete geçirdi. Öte yandan, birçok ülke kritik teknolojilere yabancı yatırımı kısıtlayan düzenlemeler getirirken, SWF'ler de ulusal güvenlik gerekçeleriyle doğrudan YZ şirketlerine yatırım yapmakta zorlanıyor.
Bu durum, özel kredi piyasalarına ve veri merkezleri, enerji altyapısı gibi YZ'nin fiziksel temelini oluşturan projelere yönelimi hızlandırdı. Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre, SWF'lerin yönetimindeki toplam varlıklar 12 trilyon doları aşarken, bu fonların yaklaşık yüzde 20'si artık özel piyasa yatırımlarına tahsis edilmiş durumda. Bu oranın 2030 yılına kadar yüzde 30'a yükselmesi bekleniyor.
Yapay Zeka Altyapısına Dev Yatırımlar
Yeni stratejinin en somut örneklerinden biri, Norveç Varlık Fonu'nun (NBIM) geçen ay İngiltere'deki bir veri merkezi projesine 1,5 milyar dolar tahsis etmesi oldu. Benzer şekilde, Abu Dabi Yatırım Otoritesi (ADIA) ve Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF), Güneydoğu Asya ve Orta Doğu'da YZ odaklı enerji altyapısı projelerine ortak yatırım yapıyor. Bu projeler, yapay zeka modellerinin eğitimi için gerekli devasa enerji talebini karşılamayı hedefliyor.
Global SWF adlı danışmanlık firmasının raporuna göre, 2024 yılında kamu varlık fonlarının özel piyasa anlaşmalarına ayırdığı toplam tutar 150 milyar doları buldu. Bu rakamın 2025'te 200 milyar dolara ulaşması öngörülüyor. Fonlar, doğrudan YZ şirketlerine yatırım yapmak yerine, bu teknolojinin kullanımını mümkün kılan fiziksel ve finansal altyapıya yönelerek hem getiri potansiyelini korumayı hem de jeopolitik riskleri minimize etmeyi amaçlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel varlık fonlarının YZ altyapısına yönelmesi, Türkiye için hem fırsat hem de risk barındırıyor. Türkiye, coğrafi konumu ve enerji koridorları sayesinde veri merkezi yatırımları için cazip bir merkez olabilir. Ancak, ulusal güvenlik gerekçeleriyle yabancı yatırımların sıkı denetlendiği bu dönemde, Türkiye'nin kendi YZ stratejisini ve altyapı yatırım çerçevesini netleştirmesi gerekiyor. Ülkenin kamu varlık fonu olan Türkiye Varlık Fonu'nun (TVF) da benzer bir stratejik dönüşüm geçirerek, özel piyasalara ve teknoloji altyapısına yönelmesi, hem getiri hem de teknolojik bağımsızlık açısından kritik önem taşıyor. TVF'nin bu küresel trendi yakalamaması halinde, Türkiye'nin bölgesel YZ yarışında geride kalma riski bulunuyor.