ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Başkan Donald Trump ile İranlı liderler arasında varılan mutabakat zaptında (MoU) öngörülen 60 günlük sürecin 19 Haziran Perşembe günü itibarıyla resmen başladığını duyurdu. Vance, Washington'daki bir basın toplantısında yaptığı açıklamada, "60 günlük dönem resmen bugün başladı" ifadelerini kullandı. Anlaşma, İran'ın nükleer programına ilişkin kapsamlı müzakerelerin önünü açmayı hedefliyor ve taraflar arasında doğrudan diyaloğu teşvik ediyor. Süre boyunca ABD'nin İran'a yönelik bazı yaptırımları gevşetmesi beklenirken, Tahran yönetiminin de uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sınırlaması öngörülüyor. Vance, anlaşmanın detaylarının önümüzdeki günlerde kamuoyuyla paylaşılacağını belirtti.
Mutabakatın arka planı ve kapsamı
Trump yönetimi, İran ile nükleer müzakerelerde yeni bir sayfa açmak amacıyla haftalardır diplomatik temaslar yürütüyordu. Mutabakat zaptı, ABD'nin İran'a yönelik maksimum baskı politikasını yumuşatma sinyali olarak yorumlanıyor. İran Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, anlaşmanın "karşılıklı saygı ve eşitlik temelinde" olduğu vurgulandı. Uzmanlar, 60 günlük sürecin nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması için kritik bir pencere olduğunu belirtiyor. Ancak İran'ın balistik füze programı ve bölgesel nüfuzu gibi konular henüz masada değil. Anlaşmanın ilk aşamasında, İran'ın yüzde 60'a kadar zenginleştirilmiş uranyum stoklarını dondurması, ABD'nin de petrol ihracatına yönelik bazı kısıtlamaları kaldırması bekleniyor.
Vance'in açıklaması, uluslararası toplumda temkinli iyimserlikle karşılandı. Avrupa Birliği Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, anlaşmayı "olumlu bir adım" olarak nitelendirirken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu endişelerini dile getirdi. Netanyahu, "İran'ın nükleer silah elde etmesine izin vermeyeceğiz" mesajını yineledi.
Bölgesel ve küresel yankılar
Anlaşma, Körfez ülkeleri başta olmak üzere Ortadoğu'da dikkatle izleniyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, İran nükleer programının bölgesel güvenlik üzerindeki etkilerini göz önünde bulundurarak temkinli bir destek sinyali verdi. Rusya, müzakerelerin kapsayıcı olması gerektiğini vurgularken, Çin anlaşmayı "bölgesel istikrar için önemli" olarak değerlendirdi. Petrol piyasaları ise yaptırımların gevşetilmesi ihtimaliyle ham petrol fiyatlarında kısa vadeli bir düşüş kaydetti. Analistler, anlaşmanın başarısının, tarafların taahhütlerine ne ölçüde sadık kalacağına bağlı olduğunu belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran ile ABD arasındaki bu mutabakat, Türkiye için stratejik bir öneme sahip. Türkiye, enerji ithalatında önemli bir paya sahip olduğu İran'la ticari ilişkilerini geliştirmek isterken, ABD yaptırımları nedeniyle zorlanıyordu. Yaptırımların gevşemesi, Türkiye'nin İran'dan doğal gaz ve petrol alımını kolaylaştırabilir. Ayrıca, bölgesel istikrarın sağlanması, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki güvenlik kaygılarını dolaylı olarak azaltabilir. Ancak anlaşmanın İran'ın bölgesel nüfuzunu artırması halinde, Türkiye'nin pozisyonu yeniden değerlendirilmelidir. Ankara, süreci dikkatle takip ederek hem ABD hem de İran ile dengeli bir politika izlemeye çalışacaktır.