ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance'in liderliğinde yürütülmesi planlanan İran ile kapsamlı nükleer ve yaptırım hafifletme müzakereleri, daha ilk aşamada aksama yaşadı. Hafta sonu başlaması beklenen teknik düzeydeki görüşmeler, Perşembe akşamı Beyaz Saray'dan yapılan yazılı açıklamayla ertelendi. Açıklamada, 'bu müzakerelerin lojistiği hiçbir zaman kolay olmadı' ifadesi kullanılırken, gecikmenin spesifik nedeni kamuoyuyla paylaşılmadı. Ancak kaynaklar, taraflar arasındaki mekan ve zamanlama konusundaki anlaşmazlıkların süreci yavaşlattığını belirtiyor. ABD ve İran arasındaki bu yeni müzakere turu, Trump yönetiminin 2018'de çekildiği nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması ve Tahran'a uygulanan yaptırımların kaldırılmasına yönelik kapsamlı bir paketi içeriyor. Vance'in bu dosyayı üstlenmesi, yönetimin müzakerelere verdiği önceliğin bir işareti olarak yorumlanmıştı.
Teknik ayrıntılar ve tarafların pozisyonları
Ertelenen teknik görüşmelerde, uranyum zenginleştirme seviyeleri, santrifüj sayısı ve uluslararası denetimler gibi nükleer dosyanın kritik parametrelerinin masaya yatırılması öngörülüyordu. İran'ın bugün itibarıyla yüzde 60'a varan zenginleştirme seviyesi, Batılı istihbarat kaynaklarına göre silah yapımına çok yakın bir oran olarak değerlendiriliyor. ABD tarafı, İran'dan nükleer programında geri adım atmasını ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'na (IAEA) tam şeffaflık sağlamasını talep ediyor. Buna karşılık olarak, Trump döneminde uygulamaya konulan ve İran ekonomisini ciddi biçimde etkileyen yaptırımların kademeli olarak kaldırılması söz konusu. İran ise yaptırımların tamamen kaldırılması ve nükleer haklarının tanınması konusunda ısrarlı. Geçmiş müzakerelerde sıkça yaşanan güven eksikliği, bu turda da en büyük engel olarak görülüyor. Tahran yönetimi, ABD'nin taahhütlerine bağlı kalmadığı takdirde anlaşmanın bir anlam ifade etmeyeceğini vurgularken, Washington ise İran'ın nükleer faaliyetlerinin barışçıl olduğuna dair somut adımlar atmasını bekliyor. Ertelenen teknik toplantıların önümüzdeki hafta başında, tarafsız bir Avrupa ülkesinde yapılması için çalışmalar devam ediyor.
Bölgesel dengeler ve yaptırımların etkisi
İran ile ABD arasındaki potansiyel bir anlaşma, Orta Doğu'daki güç dengelerini yeniden şekillendirebilir. İran'ın ekonomik olarak rahatlaması, bölgedeki vekil güçlerine (Hizbullah, Husiler vb.) daha fazla kaynak aktarmasına yol açabilir. Ayrıca İsrail ve Suudi Arabistan gibi ABD müttefikleri, İran'ın elini güçlendirecek her türlü anlaşmaya şiddetle karşı çıkıyor. Öte yandan yaptırımların hafifletilmesi, küresel enerji piyasalarında İran petrolünün yeniden arza girmesi anlamına gelebilir; bu da petrol fiyatlarını aşağı çekebilir. ABD yönetimi, seçim öncesi ekonomik göstergeleri iyileştirmek için böyle bir adımı değerlendirebilir. Ancak İran tarafının maksimalist talepleri, müzakerelerin uzamasına gecikmeye neden oluyor. Bu belirsizlik, bölgedeki tüm aktörlerin hamlelerini gözden geçirmesine yol açıyor. Müzakerelerden sonuç alınamaması halinde, İran'ın nükleer faaliyetlerini daha da artırarak uluslararası toplumu yeni bir krizle karşı karşıya bırakabileceği endişesi hakim.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-ABD müzakerelerinin seyri, Türkiye için doğrudan güvenlik ve ekonomik sonuçlar doğuruyor. Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü İran'dan karşılıyor; yaptırımların hafifletilmesi, doğalgaz ve petrol fiyatlarında rahatlama sağlayabilir. Ayrıca, iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmesi, Suriye ve Irak'ta Türkiye'nin bölgesel hedeflerini dolaylı olarak etkileyebilir. Öte yandan, ABD'nin İran ile anlaşarak bölgede nüfuzunu artırması, Türkiye'nin kendi çıkarları için manevra alanını daraltabilir. Türkiye'nin, bu süreçte hem Batı hem de İran ile dengeli bir diplomasi yürütmesi gerekiyor.