ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, üst düzey askeri komutanların ve kamuoyu anketlerinin sivil kayıpları önleme programının kesilmemesi yönündeki uyarılarına rağmen, söz konusu programı sonlandırma kararı aldı. ProPublica'nın elde ettiği belgelere göre, Savunma Bakanlığı'ndaki üst düzey askeri yetkililer, programın devam etmesi gerektiğini açıkça ifade etmelerine karşın, Hegseth bu uyarıları dikkate almadı. Karar, ABD ordusunun sivil koruma taahhütleri konusunda endişelere yol açtı.
Gelişmenin Arka Planı
Sivil Koruma ve İnsani Yardım programı, ABD'nin askeri operasyonlarında sivil kayıpların önlenmesi ve savaş sonrası toparlanma süreçlerinde kritik bir rol oynuyordu. Program, özellikle Ortadoğu ve Afrika'daki çatışma bölgelerinde sivil halkın korunmasına yönelik eğitimler ve koordinasyon faaliyetleri yürütüyordu. ProPublica'nın haberine göre, Savunma Bakanlığı içinde yapılan bir ankete katılan üst düzey komutanların büyük çoğunluğu, programın kesilmesinin askeri operasyonların etkinliğini zayıflatacağı ve uluslararası toplum nezdinde itibar kaybına yol açacağı görüşündeydi.
Hegseth'in bu kararı, ABD'nin uzun süredir savunduğu 'sivillerin korunması' politikasından bir sapma olarak yorumlanıyor. Uzmanlar, bu adımın özellikle müttefik ülkeler nezdinde güven bunalımı yaratabileceğini belirtiyor. Ayrıca, programın kaldırılmasının, ABD'nin insani yardım kuruluşlarıyla olan iş birliğini de olumsuz etkilemesi bekleniyor.
Pentagon'dan yapılan resmi açıklamada, kararın 'kaynakların daha etkin kullanılması' amacıyla alındığı savunulsa da, eleştirmenler bu gerekçenin inandırıcı olmadığını, asıl amacın ideolojik bir dönüşüm olduğunu öne sürüyor. Özellikle, Hegseth'in daha önceki açıklamalarında, ordunun asli görevinin savaşmak olduğunu, sosyal programların ise zaman ve kaynak israfı olduğunu dile getirdiği hatırlatılıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu kararın, ABD'nin küresel askeri stratejisi açısından önemli yansımaları bulunuyor. Özellikle, ABD'nin Irak ve Afganistan'da yaşadığı sivil kayıplara ilişkin eleştirilerin ardından oluşturulan bu tür programlar, ordunun itibarını düzeltmek ve yerel halkın güvenini kazanmak için kritik öneme sahipti. Programın kesilmesi, ABD'nin çatışma bölgelerindeki meşruiyetini zayıflatabilir ve radikal grupların propagandasına malzeme sağlayabilir.
Uzmanlara göre, bu gelişme yalnızca ABD'yi ilgilendirmiyor. NATO müttefikleri ve diğer ülkeler, ABD'nin bu kararının ardından kendi sivil koruma politikalarını yeniden gözden geçirebilir. Ayrıca, uluslararası insani hukuk normlarının zayıflaması, küresel çapta sivillerin güvenliğini tehdit edebilir. Özellikle, Rusya ve Çin gibi ülkelerin, ABD'nin bu adımını kendi lehlerine kullanarak, uluslararası toplumda ABD'ye yönelik eleştirileri artırması bekleniyor.
Pentagon'un bu kararının zamanlaması da dikkat çekiyor. ABD, bir yandan Rusya-Ukrayna savaşında Kiev'i desteklerken, diğer yandan Çin'in artan askeri gücüne karşı caydırıcılık stratejisi yürütüyor. Bu yoğun dönemde ordunun sivil koruma kapasitesini azaltması, ABD'nin kendi güvenilirliği konusunda soru işaretleri yaratabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD ile NATO müttefiki olarak yakın askeri iş birliği yürütüyor. Pentagon'daki bu tür bir değişiklik, özellikle Suriye ve Irak gibi bölgelerdeki operasyonlarda sivil kayıpların önlenmesi konusundaki hassasiyetleri etkileyebilir. Türkiye, kendi askeri operasyonlarında sivil koruma önlemlerine önem verirken, ABD'nin bu programı sonlandırması, bölgedeki ittifak dayanışmasını zayıflatabilir. Ayrıca, Türkiye'nin insani diplomasi alanındaki çabalarıyla örtüşen bu tür programlar, küresel normların aşınmasına yol açabileceğinden, Türkiye'nin BM ve diğer platformlarda sivil koruma savunuculuğunu güçlendirmesi beklenir. Bu gelişme, Ankara ile Washington arasındaki askeri diyaloğun yanı sıra, uluslararası hukuk ve insani değerler bağlamında da Türk dış politikasını etkileyebilir.