Nepal ve Tibet sınır bölgesinde geçtiğimiz hafta meydana gelen şiddetli sellerde ölü sayısı 1000'i aştı. Nepal polisi, kimlikleri henüz belirlenemeyen kurbanlar için kayıp turistlerin yakınlarından kan örneği ve fotoğraf talep ederken, hidroelektrik tünellerinde mahsur kalan işçileri kurtarma çalışmaları da sürüyor. Yetkililer, felaketin boyutunun bölgedeki en kötü doğal afetlerden biri olduğunu belirtiyor.
Sellerin arka planı ve kurtarma çalışmaları
Geçtiğimiz hafta sonu başlayan şiddetli yağışlar, Nepal'in kuzeyindeki dağlık bölgelerde ve Çin'e bağlı Tibet Özerk Bölgesi'nde ani sellere ve toprak kaymalarına yol açtı. Özellikle Trisuli Nehri havzasında etkili olan seller, birçok köyü tamamen sular altında bıraktı. Nepal hükümeti, felaketin ardından bölgede geniş çaplı bir arama kurtarma operasyonu başlattı. Ancak engebeli arazi ve altyapının tahrip olması, ekiplerin çalışmalarını zorlaştırıyor.
Polis yetkilileri, ölü sayısının 1000'i aştığını ve çoğu cesedin kimliğinin henüz tespit edilemediğini açıkladı. Kimlik tespiti için özellikle kayıp turistlerin yakınlarından DNA örneği ve fotoğraf isteniyor. Nepal Turizm Bakanlığı, bölgede çok sayıda yabancı turistin de bulunduğunu ve en az 50 yabancının kayıp olduğunu bildirdi. Kayıp turistler arasında Avrupalı ve Asyalı gezginlerin yanı sıra birkaç Türk vatandaşının da olabileceği belirtiliyor.
Öte yandan, sel sularının altında kalan hidroelektrik santral tünellerinde mahsur kalan işçiler için kurtarma çalışmaları devam ediyor. Yetkililer, tünellerde en az 200 işçinin bulunduğunu ve bunların bir kısmıyla iletişim kurulabildiğini açıkladı. Kurtarma ekipleri, tünellerdeki suyu tahliye etmek için pompalar kullanıyor. Nepal ordusu ve polisi, Çinli ekiplerle koordineli bir şekilde çalışıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu felaket, Himalayalar'ın iki ülkesi Nepal ve Çin arasındaki iş birliğini bir kez daha gündeme getirdi. İki ülke, sınır bölgelerinde ortak altyapı projeleri yürütüyor. Özellikle hidroelektrik santralleri, bölgenin enerji ihtiyacını karşılamada kritik öneme sahip. Ancak bu tür doğal afetler, bu projelerin ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor.
İklim değişikliğinin etkisiyle Himalayalar'da buzul erimesi ve ani sellerin arttığı bilim insanları tarafından sık sık dile getiriliyor. Bu tür afetler, sadece Nepal ve Çin'i değil, aynı zamanda aşağı havzalarda bulunan Hindistan ve Bangladeş gibi ülkeleri de etkileyebilir. Uzmanlar, bölgedeki afet yönetimi ve erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesi gerektiğinin altını çiziyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu felaket, Türkiye'nin bölge ülkeleriyle olan ilişkileri açısından önemli bir sınav niteliği taşıyor. Türkiye, Nepal ve Çin ile ikili ilişkilerinde insani yardım ve afet yönetimi alanlarında iş birliğini artırabilir. Özellikle arama kurtarma ekiplerinin deneyimi, bu tür durumlarda Türkiye'nin bölgesel bir aktör olarak öne çıkmasını sağlayabilir. Ayrıca, kayıp Türk vatandaşlarının durumu, Türk Dışişleri Bakanlığı'nın hızlı müdahalesini gerektiriyor. Bölgedeki hidroelektrik yatırımları göz önüne alındığında, Türk firmalarının bu tür risklere karşı daha dayanıklı projeler geliştirmesi ve sigorta mekanizmalarını güçlendirmesi önem taşıyor.