Ürdün, İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir'in Mescid-i Aksa'ya yönelik provokatif baskınını sert bir dille kınadı ve uluslararası toplumu acil adım atmaya çağırdı. Ürdün Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, baskının kutsal mekânın statüsüne yönelik ciddi bir ihlal olduğu vurgulandı ve İsrail'in tek taraflı eylemlerinin bölgesel gerilimi tırmandırdığı belirtildi.
Gelişmenin Arka Planı
Olay, İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir'in Mescid-i Aksa'ya düzenlediği baskınla ilgili. Ben Gvir, daha önce de benzer provokasyonlarıyla gündeme gelmiş, Filistinliler ve uluslararası toplum nezdinde tepki toplamıştı. Mescid-i Aksa, Yahudiler için Tapınak Tepesi olarak bilinen ve her iki taraf için de kutsal sayılan bir bölgede yer alıyor. İsrail ile Ürdün arasında 1994 yılında imzalanan barış anlaşması uyarınca, Kudüs'teki kutsal mekânların yönetimi Ürdün'e ait Vakıflar İdaresi'ne bırakılmıştı. Ancak İsrail'in son yıllarda bu statükoyu ihlal eden uygulamaları, Ürdün'ün tepkisini çekiyor.
Ürdün, Mescid-i Aksa'nın koruyucusu olarak kendisini görmekte ve İsrail'in bu tür eylemlerini anlaşmalara aykırı bulmaktadır. Ben Gvir'in baskını, özellikle Ramazan ayı öncesinde gerilimi artırabilecek nitelikte. Ürdün Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Sinan el-Mecali, yaptığı yazılı açıklamada, "İsrail'in provokasyonlarına son vermesi ve kutsal mekânların dokunulmazlığına saygı göstermesi gerekiyor" dedi. Açıklamada ayrıca, uluslararası toplumun, özellikle BM Güvenlik Konseyi'nin, İsrail'e karşı somut adımlar atması istendi.
Ben Gvir'in baskını, İsrail iç siyasetinde de tartışma yarattı. Muhalefet partileri, hükümetin bu tür eylemlerinin ülkeyi uluslararası alanda zor durumda bıraktığını savunuyor. Ancak Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki koalisyon, Ben Gvir'in eylemlerine açıkça mesafe koymuş değil. Bu durum, İsrail'in bölgedeki itibarını zedeleyebilir ve ABD ile ilişkilerde yeni bir gerilim hattı oluşturabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Mescid-i Aksa, sadece Filistin-İsrail meselesinin değil, tüm İslam dünyasının ortak hassasiyetini oluşturuyor. Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır, Katar gibi ülkeler de Ben Gvir'in eylemine tepki gösterdi. Türkiye Dışişleri Bakanlığı, baskını "provokasyon" olarak nitelendirerek kınadı ve İsrail'i uluslararası hukuka saygı duymaya çağırdı.
Bu tür olaylar, 2020'de imzalanan İbrahim Anlaşmaları ile İsrail'in bazı Arap ülkeleriyle normalleşme sürecini de olumsuz etkileyebilir. Özellikle Suudi Arabistan'ın İsrail ile normalleşme görüşmeleri, bu tür provokasyonlar nedeniyle sekteye uğrayabilir. ABD yönetimi, gerilimi düşürmek için taraflara çağrı yaparken, BM Genel Sekreteri de itidal çağrısında bulundu.
Uluslararası toplumun etkili bir yaptırım uygulamaması, İsrail'in bu tür eylemlerini sürdürmesine zemin hazırlıyor. Ürdün'ün çağrısı, aslında Arap dünyasının ortak sesi olma niteliği taşıyor. Ancak bugüne kadar BM Güvenlik Konseyi'nde İsrail'e yönelik herhangi bir yaptırım kararı alınamadı. ABD'nin veto yetkisini kullanması, uluslararası tepkinin somut sonuç doğurmasını engelliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Mescid-i Aksa'nın statüsüne yönelik her türlü ihlale karşı tarihsel ve dini hassasiyetlere sahip. Bu olay, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği yeniden teyit etmesi ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi platformlarda konuyu gündeme taşıması açısından önemli. Ayrıca, İsrail ile yürütülen normalleşme görüşmeleri, bu tür provokasyonlar nedeniyle askıya alınabilir veya yavaşlayabilir. Türkiye'nin bölgede arabuluculuk rolü üstlenmesi ve Ürdün ile koordineli hareket etmesi, diplomatik etkinliğini artırabilir. Kısa vadede, Türkiye'nin İsrail'e karşı sert açıklamalar yapması ve uluslararası platformlarda konuyu dile getirmesi bekleniyor.