ABD Başkanı Donald Trump, Fox News'e verdiği son röportajda Yemen'deki Husi hareketinin ABD ile savaşmayı kabul ettiğini öne sürdü. Trump'ın bu açıklaması, yakın ABD müttefiki Suudi Arabistan'ın artan baskı altında olduğu ve 19 Eylül Cumartesi günü başkent Riyad'ı hedef alan bir füze saldırısının yaşandığı bir dönemde geldi. Açıklama, ABD'nin Yemen politikasında bir değişikliğe işaret etmese de, Husi'lerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarını durdurmayacağını gösteriyor.
Gelişmenin arka planı: Husi-ABD gerilimi ve Suudi Arabistan üzerindeki baskı
Trump'ın Fox News'e yaptığı açıklamalar, Yemen'deki Husi hareketinin ABD ile doğrudan çatışmaya girmeyeceğini iddia etmesiyle dikkat çekti. Ancak bu ifade, Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarını sürdürdüğü gerçeğini değiştirmiyor. 19 Eylül Cumartesi günü Riyad'a yönelik bir füze saldırısı düzenlendi. Suudi yetkililer, füzenin başkent üzerinde patladığını ve can kaybı yaşanmadığını belirtti. Saldırıyı Husi güçleri üstlendi. Bu saldırı, Suudi Arabistan'ın Yemen'deki Husilere karşı yürüttüğü operasyonların ardından bölgede artan gerilimin son halkası oldu.
Trump yönetimi, Suudi Arabistan'ı desteklemeye devam ederken, Husi'lerle doğrudan müzakerelere sıcak bakmıyor. Ancak Trump'ın "Husiler ABD ile savaşmayacak" açıklaması, ABD'nin Yemen'deki askeri varlığını azaltma veya Husi'lerle bir tür anlaşma arayışında olduğu yorumlarına yol açtı. Beyaz Saray'dan konuya ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı. Uzmanlar, Trump'ın sözlerinin Suudi Arabistan'ı güvence altına almaktan çok, ABD'nin bölgedeki angajmanını sınırlama isteğini yansıttığını belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut: İran etkisi ve Kızıldeniz'deki gerginlik
Husi hareketi, İran tarafından destekleniyor ve Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyona karşı yıllardır savaşıyor. Riyad'a yönelik füze saldırısı, bölgesel bir tırmanma riskini artırıyor. Suudi Arabistan, saldırıya misilleme olarak Yemen'deki Husi hedeflerine hava saldırıları düzenleyebilir. Bu durum, Yemen'deki insani krizi daha da kötüleştirebilir. Kızıldeniz'deki deniz ticareti güvenliği de tehdit altında; Husiler daha önce Suudi gemilerine ve bölgedeki diğer hedeflere saldırılar düzenlemişti. ABD'nin Husi'lerle doğrudan çatışmaya girmemesi, Suudi Arabistan'ın güvenlik garantilerini sorgulamasına neden olabilir. Öte yandan, İran'ın Husi'lere desteği, Tahran ile Washington arasındaki gerilimi artırıcı bir faktör olarak öne çıkıyor. Uluslararası toplum, Yemen'deki savaşın sona erdirilmesi için çağrılarını yinelerken, Trump'ın açıklamaları diplomatik çözüm umutlarını zayıflatabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizi ve Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları yakından takip ediyor. Ankara, bölgesel istikrarın korunmasını ve Kızıldeniz'deki güvenliğin sağlanmasını önemsiyor. Husi saldırılarının artması, Türkiye'nin Körfez ülkeleriyle yürüttüğü ekonomik ve güvenlik iş birliğini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, İran'ın Husi'lere verdiği destek, Türkiye-İran ilişkilerinde yeni bir gerilim unsuru olabilir. Türkiye, Suudi Arabistan ile ilişkilerini normalleştirme sürecinde; Riyad'a yönelik saldırılar bu süreci sekteye uğratabilir. Bölgede artan istikrarsızlık, Türkiye'nin enerji güvenliği ve ticaret yolları açısından risk oluşturuyor. Ankara'nın, taraflar arasında diplomatik çözüm için arabuluculuk yapma potansiyeli bulunuyor.