Yüksek öğrenim, uzun yıllar boyunca daha iyi bir iş ve daha yüksek gelir vaadiyle orta sınıf ailelerin en önemli yatırım aracı olarak görüldü. Ancak son yıllarda artan okul ücretleri, azalan devlet desteği ve mezunların karşılaştığı zorlu iş piyasası, üniversite diplomasının ekonomik getirisini ciddi biçimde sorgulamaya açtı. Özellikle gelişmiş ülkelerde, öğrenci kredisi borçları milyarlarca dolara ulaşırken, birçok genç mezun olduğu alanda iş bulamıyor veya vasıf gerektirmeyen işlerde çalışmak zorunda kalıyor. Bu durum, “üniversiteye gitmek hâlâ mantıklı mı?” sorusunu gündeme taşıyor.
Artan Maliyetler ve Azalan Getiriler
ABD’de dört yıllık bir üniversitenin yıllık ortalama ücreti, oda ve yemek dâhil, 2024 itibarıyla 60 bin doları aşmış durumda. Son 20 yılda bu rakam enflasyonun çok üzerinde arttı. Buna karşılık, yeni mezunların başlangıç maaşları neredeyse aynı seviyede kaldı. Federal Rezerv verilerine göre, üniversite mezunlarının lise mezunlarına kıyasla kazanç avantajı 2010’lardaki %70 seviyesinden 2023’te %50’ye geriledi.
Almanya ve İngiltere gibi Avrupa ülkelerinde de benzer bir tablo var. Birleşik Krallık’ta üniversite ücretleri 2012’de üç katına çıkarıldı ve öğrenciler artık yılda ortalama 9.250 sterlin ödüyor. Mezuniyet sonrası geri ödeme koşulları zorlaşırken, işsiz gençlerin oranı yüzde 12’ye yaklaştı. Güney Avrupa ülkelerinde ise durum daha vahim: İspanya ve Yunanistan’da 30 yaş altı mezunların işsizlik oranı yüzde 25’i buluyor.
Küresel Trend: Alternatif Yollar Yükseliyor
Teknoloji sektörü başta olmak üzere, birçok alanda kodlama kampları, çevrim içi sertifika programları ve mesleki eğitimler, geleneksel üniversite diplomasına alternatif oluşturuyor. Google, Apple ve IBM gibi şirketler artık belirli pozisyonlar için üniversite diploması şartı aramıyor. Öte yandan, yapay zekâ ve otomasyonun yükselişi, rutin bilişsel işleri tehdit ederken, üniversite eğitiminin uzun vadeli değeri daha da sorgulanır hâle geliyor.
Ancak uzmanlar, üniversitenin sadece ekonomik bir yatırım olmadığını; eleştirel düşünme, araştırma becerisi ve sosyal ağlar gibi soyut kazanımlar sağladığını vurguluyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, üniversite mezunu olmak hâlâ önemli bir statü göstergesi ve sosyal hareketlilik aracı. Yine de orta sınıf aileler, artan maliyetler karşısında alternatif yolları ciddi biçimde değerlendirmeye başladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye’de de yüksek öğrenimin maliyeti son yıllarda hızla arttı. Vakıf üniversitelerinde yıllık ücretler 150 bin lirayı bulurken, devlet üniversitelerinde bile barınma ve yaşam giderleri aile bütçesini zorluyor. Genç işsizlik oranının yüzde 25’in üzerinde seyrettiği ülkede, üniversite mezunu işsiz sayısı da giderek artıyor. Bu durum, yüksek öğrenimin ekonomik getirisini sorgulansa da, Türkiye’de özellikle mühendislik ve sağlık alanlarındaki mezunlar için iş bulma oranı nispeten yüksek. Ancak sosyal bilimler ve beşerî alanlarda durum daha kırılgan. Türkiye’nin genç nüfus yapısı ve işgücü piyasasındaki yapısal sorunlar, üniversite diplomasının değerini yeniden düşünmeyi gerektiriyor.