Hindistan'da genç işsizliği sorunu büyürken, uzmanlar yeni mezun üniversite öğrencilerinin ekonomik belirsizlik ortamında maaş beklentilerini yeniden gözden geçirmeleri gerektiğini belirtiyor. İnsan Kaynakları Bakanlığı tarafından 2025 yılında yapılan bir anket, her üç üniversite mezunundan birinin kendilerine sunulan iş tekliflerini düşük ücret gerekçesiyle reddettiğini ortaya koydu. Bu durum, özellikle hızla büyüyen teknoloji ve hizmet sektörlerinde işverenlerin kalifiye eleman bulmakta zorlanmasına yol açarken, aynı zamanda gençlerin iş piyasasına uyum sağlama konusunda yaşadığı sıkıntıları da gözler önüne seriyor.
Ekonomik durgunluk ve iş piyasasının gerçekleri
Hindistan ekonomisi son yıllarda küresel talepteki yavaşlama, enflasyonist baskılar ve jeopolitik gerilimler nedeniyle yüzde 5-6 civarında büyüme kaydetse de, bu büyüme istihdama aynı oranda yansımıyor. Yılda yaklaşık 12 milyon gencin işgücüne katıldığı ülkede, yeterli sayıda iyi ücretli iş yaratılamaması işsizlik oranını yüzde 8'in üzerine çıkarmış durumda. Anket verilerine göre, yeni mezunların ortalama maaş beklentisi yıllık 600 bin rupi (yaklaşık 7 bin dolar) iken, işverenlerin sunduğu ortalama ücret 400 bin rupi seviyesinde kalıyor. Bu fark, özellikle prestijli üniversitelerden mezun olan gençlerin iş bulma sürecini uzatıyor.
İnsan Kaynakları Bakanlığı'nın araştırması aynı zamanda iş reddinin sebepleri arasında maaşın yanı sıra iş yerinin uzaklığı, kariyer gelişimi fırsatlarının yetersizliği ve çalışma koşullarının da etkili olduğunu gösteriyor. Özellikle büyük şehirlerde yaşam maliyetleri yüksek olduğundan, gençler sunulan maaşlarla geçinemeyeceklerini düşünerek teklifleri reddediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hindistan'da yeni mezunların iş piyasasına uyum sorunu, diğer gelişmekte olan ekonomilerde de benzer bir tablo çiziyor. Güneydoğu Asya ülkeleri, Latin Amerika ve Afrika'da da genç işsizliği benzer oranlarda seyrediyor. Küresel ölçekte, teknolojik dönüşüm ve otomasyon, birçok geleneksel iş kolunu ortadan kaldırırken, yeni mezunların sahip olduğu becerilerle iş piyasasının talepleri arasında uyumsuzluk yaşanıyor. Öte yandan, Hindistan gibi demografik avantaja sahip ülkeler, genç nüfuslarını üretken istihdama kanalize edemedikleri takdirde, bu durum sosyal huzursuzluk ve ekonomik büyüme potansiyelinin zayıflaması gibi riskleri beraberinde getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de üniversite mezunu gençler arasında işsizlik oranı yüzde 20'lere yaklaşırken, maaş beklentileri ile işverenlerin sunduğu ücretler arasındaki makas açılıyor. Hindistan tecrübesi, Türkiye’deki istihdam politikalarına ışık tutabilir. Özellikle yüksek enflasyon ve düşük büyüme ortamında, gençlerin iş piyasasına daha hızlı entegre olabilmesi için kariyer danışmanlığı ve staj programlarının yaygınlaştırılması, ayrıca işverenlerin de ücret politikalarını gözden geçirmesi önem kazanıyor. Küresel rekabette nitelikli işgücünü elinde tutmak isteyen Türkiye’nin, gençlere yönelik istihdam teşvikleri ve beceri geliştirme programlarını hızlandırması gerekiyor.