Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) bünyesinde görev yapan yaklaşık 600 Fransız askeri, İsrail ordusu ile Hizbullah arasında tampon bölge haline gelen Güney Lübnan'da devriye görevini sürdürüyor. İsrail'in ilkbahardan bu yana Lübnan topraklarının yaklaşık yüzde 6'sını işgal ettiği belirtilirken, bu hassas bölgede görev yapan barış gücü askerleri, iki tarafın da Birleşmiş Milletler kararlarını ihlallerini belgeliyor.
Hassas Dengeler ve Görev Zorlukları
UNIFIL, 1978'den bu yana Lübnan'ın güneyinde görev yapıyor. 2006'da İsrail ile Hizbullah arasında yaşanan savaşın ardından imzalanan ateşkesle görev alanı genişletilen barış gücü, bugün yaklaşık 10 bin askeri personelle Litani Nehri ile Mavi Hat arasındaki bölgede varlık gösteriyor. Ancak son aylarda bölge, İsrail'in kara operasyonları ve Hizbullah'ın roket saldırılarıyla yeniden çatışmalara sahne oluyor.
Görev gücünün Fransız birliği, özellikle sınır hattında gözlem ve devriye faaliyetleri yürütüyor. Fransız askerleri, hem İsrail Savunma Kuvvetleri'nin (IDF) hem de Hizbullah militanlarının hareketlerini izleyerek BM Güvenlik Konseyi'nin 1701 sayılı kararının uygulanıp uygulanmadığını denetliyor. Bu karar, 2006 savaşı sonrasında bölgede askeri varlığın sınırlandırılmasını ve egemenliğin Lübnan devletine devredilmesini öngörüyor.
Ancak sahada işler planlandığı gibi gitmiyor. İsrail ordusu, geçtiğimiz aylarda Hizbullah'ın altyapısını hedef alan kapsamlı operasyonlar düzenlerken, Lübnan'ın güneyindeki bazı köyler ve stratejik noktalar fiilen İsrail kontrolüne geçmiş durumda. BM yetkilileri, bu durumun 1701 sayılı kararın açık ihlali olduğunu vurguluyor. Öte yandan Hizbullah'ın da sınır hattında silahlı varlığını sürdürmesi ve zaman zaman saldırı girişimlerinde bulunması, barış gücünün hassas konumunu daha da zorlaştırıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Güney Lübnan'daki bu gerginlik, aslında tüm Ortadoğu'yu etkileyen daha büyük bir krizin parçası. İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmalar, Gazze'deki savaşla bağlantılı olarak 7 Ekim 2023'ten bu yana yoğunlaştı. Hizbullah, Filistin davasına destek verdiğini belirterek kuzey İsrail yerleşimlerine roket atışları düzenliyor; İsrail ise Lübnan topraklarına hava saldırıları ve kara operasyonlarıyla karşılık veriyor.
UNIFIL'in etkinliği, iki tarafın da BM kararlarını dikkate almaması nedeniyle sık sık sorgulanıyor. Fransa, barış gücüne en fazla asker sağlayan ülkelerden biri olarak hem diplomatik hem de askeri açıdan önemli bir rol oynuyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İsrail ile Hizbullah arasında bir ateşkes anlaşması için çaba sarf ediyor. Ancak şu ana kadar kalıcı bir çözüm sağlanabilmiş değil.
Uzmanlar, İsrail'in Lübnan'daki işgalini sürdürmesinin ve Hizbullah'ın silahlı direnişinin, bölgede yeni bir savaşın fitilini ateşleyebileceği uyarısında bulunuyor. BM Genel Sekreteri António Guterres, taraflara itidal çağrısı yaparken, barış gücü askerlerinin güvenliğini sağlamanın da öncelikli mesele olduğunu belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki gelişmeleri yakından izliyor. Suriye krizi nedeniyle zaten kırılgan olan bölgede yeni bir çatışma, Türkiye'yi olumsuz etkileyebilir. Türkiye, Birleşmiş Milletler kararlarının uygulanması gerektiğini savunarak Lübnan'ın toprak bütünlüğüne ve siyasi istikrarına verdiği önemi vurguluyor. Ayrıca, Türkiye'nin Katar ve İran ile birlikte Hizbullah'ı terör örgütü olarak tanımıyor olması, bölgede denge unsuru olmasını sağlıyor. Türkiye'nin olası bir İsrail-Hizbullah savaşında hem ekonomik hem de güvenlik açısından ciddi riskler üstlenebileceği; özellikle göç akınları ve enerji hatlarının güvenliği açısından dikkatli politikalar izlemesi gerektiği değerlendiriliyor.