Fransa’nın aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisinin genç lideri Jordan Bardella, partisinin ekonomik politikalarına ilişkin endişeleri gidermek amacıyla uluslararası bir diplomatik temas trafiği başlattı. Bardella’nın bu girişimi, yalnızca parti içindeki konumunu güçlendirmekle kalmıyor, aynı zamanda Fransız aşırı sağının Avrupa ve ötesinde daha geniş bir siyasi rol üstlenme arzusunu da ortaya koyuyor. Genç liderin özellikle ekonomik çevrelere yönelik mesajları, partinin geleneksel imajını değiştirme çabası olarak yorumlanıyor.
Ekonomi Çevrelerine Yönelik Mesajlar ve Uluslararası Tanıtım Çabası
Jordan Bardella, son haftalarda Paris’te yabancı yatırımcılarla bir araya gelirken, Brüksel’de Avrupa Birliği yetkilileri ve Avrupa Parlamentosu üyeleriyle görüşmeler gerçekleştirdi. Bu görüşmelerde, Ulusal Birlik’in ekonomik programının “pragmatik” ve “iş dünyası dostu” olduğunu vurgulayan Bardella, partisinin Avrupa Birliği’nden çıkışı savunmadığını, ancak mevcut kuralların Fransa’nın yararına olacak şekilde revize edilmesi gerektiğini belirtti. RN’nin uzun süredir savunduğu Euro’dan çıkış ve ulusal para birimine dönüş fikri, yatırımcılar arasında tedirginlik yaratmıştı. Bardella ise bu söylemlerin geride kaldığını ve partinin artık daha “sorumlu” bir ekonomik çizgi izlediğini öne sürdü.
Ulusal Birlik’in ekonomik danışmanı ve eski bir Merkez Bankacısı olan Jean-Philippe Tanguy, Bardella’nın mesajının net olduğunu belirterek, “Partimiz, kamusal harcamaların kontrolü ve vergi indirimleri yoluyla ekonomik büyümeyi teşvik etmeyi hedefliyor. Ancak bu politikaların Avrupa Birliği kurallarıyla çatışmayacak şekilde tasarlanması gerekiyor.” dedi. Bardella’nın bu stratejisi, Fransa’nın büyük iş dünyası örgütleri tarafından da dikkatle izleniyor. Paris’teki bir yatırım bankasının üst düzey yöneticisi, “Bardella’nın söylemleri, partinin ekonomik açıdan daha olgun bir çizgiye oturduğu izlenimi veriyor. Yine de geçmişteki çıkışların izleri hala hafızalarda, bu yüzden temkinliyiz.” ifadelerini kullandı.
Avrupa’da Aşırı Sağın Yükselişi ve Bardella’nın Konumu
Jordan Bardella’nın uluslararası temasları, yalnızca ekonomik kaygıları giderme amacı taşımıyor. Aynı zamanda, Fransa’da 2027 cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde partisini küresel sahnede daha görünür kılma ve Avrupa’daki diğer aşırı sağcı liderlerle ittifaklar kurma çabası olarak değerlendiriliyor. İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ile kurduğu yakın ilişki, bu stratejinin somut bir örneği. İki lider, göç ve Avrupa Birliği bürokrasisinin aşırı merkeziyetçiliği konularında ortak bir duruş sergiliyor. Meloni’nin İtalya’da elde ettiği başarı, ulusal muhafazakâr partilerin Avrupa genelinde iktidara gelebileceğinin bir kanıtı olarak gösteriliyor. Bardella’nın bu ittifakları, Avrupa Parlamentosu’nda sağ popülist bir grup kurma hedefini de güçlendiriyor.
Ulusal Birlik’in dış politika danışmanı ve eski bir diplomat olan Sophie Primas, “Bardella’nın uluslararası ziyaretleri, Fransa’nın çıkarlarını savunmak ve Avrupa Birliği’ni içeriden dönüştürmek için bir fırsat olarak görülüyor. Radikal bir ayrışma yerine, yapıcı bir muhalefet çizgisi izliyoruz.” dedi. Bu yaklaşım, partinin geleneksel “Fransa önce” söylemi ile Avrupa Birliği içinde daha fazla söz sahibi olma isteği arasında bir denge kurmaya çalışıyor.
Bardella’nın bu çıkışı, aynı zamanda Fransız siyasetindeki dengeleri de etkileyebilir. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ittifakı olan Rönesans partisi, Ulusal Birlik’in Avrupa Birliği’ni içeriden zayıflatmaya çalıştığı uyarısında bulunuyor. Rönesans milletvekili ve Avrupa İşleri Komisyonu üyesi Charles de Courson, “Bardella’nın maskesi düşmüyor. O, Avrupa Birliği’nin temel ilkelerini hedef alan bir programı aklamaya çalışıyor. Aşırı sağın yükselişi, birliğin geleceği için en büyük tehdittir.” şeklinde konuştu. Ancak anketler, Ulusal Birlik’in halk desteğini artırdığını gösteriyor. Son yapılan bir kamuoyu yoklamasında, seçmenlerin %34’ünün Ulusal Birlik’e oy verme eğiliminde olduğu ortaya çıktı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransız aşırı sağının güçlenmesi, Türkiye ile Fransa arasındaki ilişkilerde yeni bir belirsizlik yaratabilir. Ulusal Birlik’in tarihsel olarak göçmen karşıtı söylemleri ve Türkiye’nin AB üyeliğine karşı çıkması düşünüldüğünde, Bardella liderliğindeki bir Fransa’nın Türkiye’ye karşı daha sert bir tutum alması olası. Özellikle Doğu Akdeniz’deki enerji anlaşmazlıkları ve Libya dosyasında Fransa’nın geleneksel tutumu zaten Ankara ile gerilim yaratıyor. Türkiye’nin AB sürecinin fiilen dondurulduğu günümüzde, aşırı sağın etkili olduğu bir Avrupa Parlamentosu, bu sürecin tamamen rafa kaldırılmasına neden olabilir. Ayrıca, Fransa’daki Müslüman topluma yönelik ayrımcılık ve İslam karşıtlığı söylemlerinin güçlenmesi, Türk diasporasının yaşamını da doğrudan etkileyebilir. Türkiye’nin, Fransa’da iktidar değişikliğine yol açabilecek bu gelişmeleri yakından izlemesi ve stratejilerini buna göre şekillendirmesi gerekiyor.