Birleşmiş Milletler, 22 Mayıs 2026’da iklim değişikliğiyle mücadelede dönüm noktası niteliği taşıyan bir kararı kabul etti. Karar, sera gazı emisyonlarının azaltılması, iklim finansmanı ve uyum önlemlerini kapsıyor. Aynı hafta içinde ABD eski Başkanı Donald Trump, 'RCP8.5' olarak bilinen kötümser iklim senaryosunu hedef alan açıklamalar yaparken, iklim göçü konusu da uluslararası toplumun dikkatini çekmeye devam ediyor.
UN’un Tarihi Kararı ve Detayları
BM Genel Kurulu’nda oybirliğiyle kabul edilen karar, üye ülkeleri 2030 yılına kadar emisyonlarını 2005 seviyelerine kıyasla en az %50 oranında azaltmaya çağırıyor. Karar ayrıca, gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkelere yıllık 100 milyar dolarlık iklim finansmanı taahhüdünü yeniden teyit ediyor. BM Genel Sekreteri António Guterres, kararı 'neslimizin en önemli çevre anlaşması' olarak nitelendirdi. Öte yandan, Çin ve Hindistan gibi büyük emisyon kaynakları, kararın bağlayıcı olmaması nedeniyle çekincelerini dile getirdi.
Trump’ın RCP8.5 Çıkışı Ne Anlama Geliyor?
Eski ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, 'RCP8.5 adlı felaket senaryosu tam bir sahtekarlık' ifadelerini kullandı. RCP8.5, fosil yakıt kullanımının kontrolsüzce arttığı en kötümser iklim senaryosu olarak biliniyor. Trump’ın bu çıkışı, iklim değişikliğini reddeden çevreler tarafından memnuniyetle karşılanırken, bilim insanları senaryonun hala geçerli olduğunu ve uyarı niteliği taşıdığını vurguluyor. Uzmanlar, Trump’ın söylemlerinin 2026 ara seçimlerinde muhafazakar seçmeni etkileme amaçlı olabileceğini değerlendiriyor.
İklim Göçü: Küresel Bir Kriz Kapıda
Dünya Bankası verilerine göre, 2050 yılına kadar iklim değişikliği nedeniyle 216 milyon insanın yer değiştirmek zorunda kalabileceği tahmin ediliyor. Bu hafta yayımlanan bir rapor, Sahra Altı Afrika, Güney Asya ve Latin Amerika’nın en çok etkilenecek bölgeler olduğunu ortaya koydu. Uluslararası Göç Örgütü (IOM), iklim göçmenlerinin hukuki statüsünün belirsizliğine dikkat çekerek, uluslararası bir sözleşme çağrısında bulundu. Türkiye, coğrafi konumu nedeniyle iklim göçünden etkilenebilecek ülkeler arasında yer alıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne (UNFCCC) taraf olmakla birlikte, sera gazı emisyonlarını azaltma konusunda henüz somut adımlar atmış değil. BM’nin yeni kararı, Türkiye’nin iklim taahhütlerini gözden geçirmesini gerektirebilir. Ayrıca, Trump’ın RCP8.5 karşıtlığı, ABD’nin iklim politikalarındaki kutuplaşmayı derinleştirirken, Türkiye’nin ABD ile iklim işbirliğini zorlaştırabilir. İklim göçü konusunda ise Türkiye, özellikle Suriye ve Irak’tan gelen mülteci deneyimine sahip olarak, bu yeni göç dalgasına hazırlıklı olmalıdır. Bölgesel istikrar ve su kaynakları üzerindeki baskı, Türk dış politikasının öncelikleri arasında yer almalı.