Umman açıklarında ABD güçleri tarafından vurulan bir ticari gemide görevli üç Hintli denizcinin hayatını kaybettiği açıklandı. Hindistan Denizcilik Bakanı Sarbananda Sonowal, Perşembe günü yaptığı açıklamada, MT Settebello adlı kimyasal tankerde meydana gelen saldırıda üç Hint vatandaşının yaşamını yitirdiğini doğruladı. Saldırıda yaralanan diğer mürettebat üyelerinin durumlarının ise stabil olduğu bildirildi. Hindistan Dışişleri Bakanlığı, saldırının ardından Yeni Delhi'deki ABD Büyükelçiliği'nin üst düzey bir diplomatını çağırarak "güçlü bir protesto" sundu. Olayın ardından iki ülke arasında diplomatik temaslar yoğunlaşırken, Washington yönetiminden henüz resmi bir açıklama gelmedi.
Gelişmenin Arka Planı
ABD Savunma Bakanlığı'na bağlı birimler tarafından Çarşamba günü düzenlenen operasyonda, kimyasal yük taşıyan MT Settebello gemisi hedef alındı. Pentagon yetkilileri, operasyonun İran bağlantılı olduğu iddia edilen silah kaçakçılığı faaliyetlerine yönelik olduğunu öne sürdü. Ancak saldırının ardından geminin ticari bir gemi olduğu ve Hindistan bayrağı taşıdığı ortaya çıktı. Geminin, Basra Körfezi'nden Umman Denizi'ne geçiş yaptığı sırada vurulduğu belirtildi.
Hindistan Denizcilik Bakanlığı, olayla ilgili soruşturma başlattığını duyururken, ölen denizcilerin ailelerine tazminat ödeneceğini bildirdi. Hintli yetkililer, ABD'nin operasyon öncesinde Hindistan'ı bilgilendirmediğini iddia ederek tepki gösterdi. Hindistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, "Bu tür eylemlerin tekrarlanmaması için ABD'ye gerekli uyarılar yapılmıştır" ifadelerini kullandı. Uzmanlar, olayın Hindistan-ABD ilişkilerinde kısa süreli bir gerginliğe yol açabileceğini ancak iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın bu krizi aşacak kadar güçlü olduğunu değerlendiriyor.
Bu tür olayların daha önce de yaşandığına dikkat çeken analistler, ABD'nin bölgedeki deniz güvenliği operasyonlarında sivil gemileri hedef almasının uluslararası hukuk açısından tartışmalı olduğunu vurguluyor. 2020 yılında da benzer bir operasyonda bir tanker vurulmuş, olayın ardından tazminat ödenmişti. Hindistan, BM Güvenlik Konseyi'ne konuyu taşımayı değerlendirirken, ABD'den saldırıyla ilgili kapsamlı bir rapor talep etti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Umman Denizi, dünya petrol ticaretinin yaklaşık üçte birine ev sahipliği yapan stratejik bir su yolu olarak öne çıkıyor. Bölgede son yıllarda İran, Yemen'deki Husiler ve Somali korsanlarına yönelik operasyonlar yoğunlaşmış durumda. ABD liderliğindeki deniz koalisyonu, bölgede seyir güvenliğini sağlamak amacıyla sık sık müdahalelerde bulunuyor. Ancak bu müdahalelerde sivil kayıpların yaşanması, uluslararası kamuoyunda tepki çekiyor.
Olay, aynı zamanda Hindistan'ın enerji güvenliği açısından da kritik bir boyut taşıyor. Hindistan, petrol ihtiyacının büyük bölümünü Basra Körfezi ülkelerinden karşılıyor ve bu rotadaki güvenlik tehditleri, ülkenin enerji arzını doğrudan etkiliyor. Yeni Delhi yönetimi, bölgede bağımsız bir deniz gücü olarak varlık gösterme çabalarını sürdürürken, ABD ile işbirliğini de derinleştirmeye çalışıyor. Bu ikilem, Hindistan'ın dış politikasında zaman zaman zorlayıcı olabiliyor.
Öte yandan, İran'ın bölgedeki faaliyetleri de mercek altında. ABD, İran'ın Yemen'deki Husilere silah sağladığını iddia ederek bu tür operasyonları meşrulaştırmaya çalışıyor. Ancak Hintli denizcilerin ölümü, ABD'nin hedef seçimindeki hataları sorgulamaya açtı. Uzmanlar, ABD'nin istihbarat paylaşımını artırması ve sivil gemileri korumak için daha sıkı önlemler alması gerektiğini belirtiyor. Bölgedeki deniz trafiğinin yoğunluğu dikkate alındığında, benzer olayların tekrarlanmaması için uluslararası işbirliğinin güçlendirilmesi önem arz ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu olay, Türkiye'nin de yakından takip ettiği Hint Okyanusu- Basra Körfezi deniz güvenliği hattında yaşanan gerilimi gözler önüne seriyor. Türkiye, Doğu Akdeniz ve Hint Okyanusu'nda artan deniz varlığıyla bölgesel bir aktör haline gelirken, sivil gemi güvenliği konusunda hassasiyetini sık sık dile getiriyor. Umman açıklarındaki bu saldırı, küresel deniz ticaret yollarının ne kadar kırılgan olduğunu hatırlatıyor. Türkiye'nin Somali, Katar ve Libya'daki deniz üsleri göz önüne alındığında, benzer bir krizin Türk gemilerini etkilemesi durumunda Ankara'nın nasıl bir pozisyon alacağı merak konusu. Ayrıca, Hindistan ile Türkiye arasında son dönemde artan ticari ilişkiler, bu tür olayların iki ülke arasındaki deniz güvenliği işbirliğini teşvik edebileceğini gösteriyor. Türkiye, BM çatısı altında deniz güvenliğinin sağlanması için daha kapsamlı bir uluslararası çerçevenin oluşturulmasını destekleyebilir.