ABD, İran'a yönelik hava saldırılarını ikinci güne taşıdı. Pentagon kaynakları, operasyonların İran'ın doğu bölgelerindeki askeri tesisleri hedef aldığını ve saldırıların gece boyunca aralıklarla devam ettiğini bildirdi. İran devlet medyası, saldırılarda sivil kayıpların yaşandığını iddia ederken, bağımsız doğrulama henüz yapılamıyor. Bu gelişme, ABD-İran gerginliğinin bölgesel bir çatışmaya dönüşme sinyali verirken, uluslararası toplum taraflara itidal çağrısı yapıyor. Öte yandan, Dünya Kupası'nın açılış maçı Meksiko'da oynanacak ancak artan güvenlik endişeleri turnuvayı gölgeliyor.
Saldırıların Arkasındaki Nedenler
ABD'nin İran'a yönelik hava saldırıları, geçen hafta Basra Körfezi'nde bir ABD savaş gemisine yapılan insansız hava aracı saldırısının ardından geldi. Washington, saldırıyı İran'a bağlarken, Tahran suçlamaları reddediyor. Saldırılar, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth'in önceki gün yaptığı açıklamada 'İran'ın saldırganlığına karşılık verme' sözünün ardından başladı. İlk günkü saldırılarda hava savunma sistemleri ve füze rampaları vurulurken, ikinci gün daha çok İran Devrim Muhafızları'na ait karargah ve lojistik depolar hedef alındı.
Bölgesel Tepkiler ve Dünya Kupası
Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, ABD operasyonlarına destek açıklarken, Katar ve Irak endişeli. Irak, hava sahasının kullanılmaması konusunda uyarıda bulundu. Avrupa Birliği, taraflara gerilimi düşürme çağrısı yaparken, İngiltere ve Fransa diplomatik çözüm için arabuluculuk teklif etti. Dünya Kupası'nın ev sahibi Meksiko'da ise gerginlik, turnuva öncesinde güvenlik önlemlerinin artırılmasına neden oldu. Stadın çevresinde 10 bin polis görevlendirilirken, İran ve ABD'nin turnuvada karşılaşacağı maç yüksek risk kategorisine alındı. FIFA yetkilileri, herhangi bir provokasyonu önlemek için ek tedbirler aldıklarını açıkladı. Analistler, Dünya Kupası'nın bölgesel krizi yumuşatmak için bir fırsat olabileceğini ancak mevcut durumun turnuvayı gölgelemekten öteye geçebileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin İran'a yönelik saldırıları, Türkiye için doğrudan güvenlik riski oluşturuyor. İran sınırında olası bir çatışma, Türkiye'nin güneydoğusunda yeni bir mülteci akınına yol açabilir. Ayrıca, İran ile Türkiye arasındaki ticaret hacmi yaklaşık 30 milyar dolar seviyesindeyken, bu saldırılar enerji başta olmak üzere ticareti olumsuz etkileyebilir. Türkiye, Irak ve Suriye'deki gelişmeleri de göz önünde bulundurarak hem ABD hem de İran ile diplomatik kanalları açık tutmak zorunda. Bu kriz, Türkiye'nin bölgesel istikrar için arabuluculuk rolünü yeniden canlandırabilir ancak aynı zamanda Ankara'nın iki taraf arasında denge politikasını zorlaştırabilir.