Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) üye devletleri, Başsavcı Kerim Han'ı oy çokluğuyla görevden aldı. Bu karar, mahkemenin 2002'de kuruluşundan bu yana bir başsavcının bu şekilde görevden alındığı ilk örnek olması açısından tarihi bir önem taşıyor. Görevden alma, Filistin'deki savaş suçları soruşturması nedeniyle İsrail ile yaşanan gerilimin ortasında geldi ve uluslararası hukuk camiasında geniş yankı uyandırdı.
Gelişmenin arka planı
Kerim Han, 2021'de UCM Başsavcısı olarak atanmıştı. Görev süresi boyunca özellikle Gazze'ye yönelik saldırılar nedeniyle İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında tutuklama emri çıkarılması talebiyle dikkat çekti. Bu girişim, İsrail ve müttefiki ABD'nin sert tepkisine neden olurken, mahkeme üzerinde büyük bir siyasi baskı oluşturdu.
UCM üye devletleri, Cuma günü Lahey'deki genel kurul toplantısında Han'ın görevden alınmasını görüştü. Oylama sonucunda üyelerin çoğunluğu görevden alma yönünde oy kullandı. Resmi açıklamada, kararın mahkemenin iç işleyişine dair endişeler nedeniyle alındığı belirtildiği, ancak ayrıntılı gerekçelerin kamuoyuyla paylaşılmadığı bildirildi. Han, kararın ardından yaptığı açıklamada, "UCM'nin bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması gerektiğini" vurgulayarak, kararın hukuki süreçleri etkilememesi gerektiğini söyledi.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, UCM'nin küresel adalet mekanizması olarak güvenilirliğini sorgulatan bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. İnsan hakları örgütleri, görevden almanın savaş suçlarıyla mücadeleyi zayıflatacağını ve cezasızlık kültürünü güçlendireceğini savunuyor. Özellikle Filistin davasıyla ilgili yürütülen soruşturmanın geleceği belirsizliğini koruyor; yeni savcının atanmasına kadar sürecin nasıl ilerleyeceği merak konusu.
Öte yandan, bu kararın UCM ile uluslararası toplumdaki bağışçı ülkeler arasında yeni bir gerilime yol açması bekleniyor. ABD yönetimi, Han'ın İsrail'e yönelik tutumunu zaten eleştirmekteydi; görevden alma kararını memnuniyetle karşılayacağı öngörülüyor. Avrupa Birliği ise kararın hukukun üstünlüğü çerçevesinde incelenmesi gerektiğini belirtti. UCM'nin önümüzdeki dönemde hem kurumsal yapısını hem de uluslararası itibarını yeniden inşa etmesi zorlu bir süreç olacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, UCM'ye taraf olmayan ülkeler arasında yer alıyor; bu nedenle karar doğrudan Türk hukukunu etkilemiyor. Ancak uluslararası ceza adaleti mekanizmalarının işleyişi, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destek bağlamında önem taşıyor. Ankara, daha önce İsrail'in Gazze'deki eylemlerine ilişkin soruşturmaya açık destek vermişti. Bu gelişme, uluslararası toplumun büyük güçlerin baskısıyla adalet mekanizmalarını zayıflatabileceğini gösteriyor. Türkiye'nin, Filistin halkının haklarını savunma politikasını sürdürürken, bu tür kararların küresel adaleti baltaladığı yönündeki söylemlerini güçlendirmesi beklenebilir. Ayrıca, Türkiye'nin UCM'nin reforme edilmesi ve daha adil bir yapıya kavuşması yönündeki çağrılarına bu olay yeni bir zemin hazırlayabilir.