Dünyanın en büyük tahıl ihracatçılarından ikisi, dört yılı aşkın süredir süren savaş nedeniyle geçtiğimiz yıl ihracatlarında ciddi düşüş yaşadı. Karadeniz çevresindeki uzun süreli çatışma, hem bu ülkelerin ekonomilerini hem de en muhtaç durumdaki ülkeleri tehdit ediyor. James C. Reynolds'ın analizine göre, savaşın gıda piyasaları üzerindeki yıkıcı etkisi her geçen gün daha da derinleşiyor.
Karadeniz'de Tıkanan Tahıl Koridoru
Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin dördüncü yılına girilirken, iki ülkenin tahıl ihracatı pandemi öncesi seviyelerin çok altında seyrediyor. Ukrayna, savaş öncesinde dünya buğday ihracatının yaklaşık %10'unu, mısır ihracatının ise %15'ini karşılıyordu. Rusya ise küresel buğday ihracatının en büyük oyuncusu konumundaydı. Ancak savaşın getirdiği güvenlik riskleri, limanların kapanması, mayın tehdidi ve sigorta maliyetlerindeki fahiş artışlar, bu ülkelere ait tahılın dünya piyasalarına ulaşmasını engelliyor.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, 2023 yılında Ukrayna'nın tahıl ihracatı bir önceki yıla kıyasla %30'dan fazla azaldı. Rusya'nın ihracatı ise yaptırımlar ve lojistik zorluklar nedeniyle dalgalı bir seyir izliyor. 2022'de imzalanan ve 2023'te sona eren Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması, kısa süreliğine de olsa bir rahatlama sağlamış, ancak Rusya'nın anlaşmadan çekilmesiyle birlikte belirsizlik yeniden hâkim olmuştu.
Uzmanlar, savaşın uzamasının tahıl üretiminde yapısal sorunlara yol açtığını belirtiyor. Ekilebilir arazilerin mayınlanması, çiftçilerin tarlalarına erişememesi, gübre ve yakıt fiyatlarındaki artış, Ukrayna'nın tarımsal üretim kapasitesini ciddi şekilde zayıflattı. Rusya'da ise Batı yaptırımları, tarım makineleri ve teknoloji tedarikini zorlaştırarak verimliliği düşürüyor.
Küresel Gıda Güvenliği Tehdit Altında
Dünya Bankası'nın son raporuna göre, küresel gıda fiyat endeksi 2023'te %15 artış gösterdi. Buğday fiyatları, savaş öncesi seviyelerin %40 üzerinde seyrediyor. Gelişmekte olan ülkeler, artan gıda ithalat faturalarıyla boğuşurken, özellikle Afrika Boynuzu ve Orta Doğu'da gıda güvensizliği had safhaya ulaştı. Somali, Etiyopya ve Yemen gibi ülkeler, buğday ihtiyacının büyük bir kısmını Rusya ve Ukrayna'dan karşılıyordu; savaş, bu ülkelerde insani krizi derinleştirdi.
Dünya Gıda Programı (WFP), 2024 yılında 345 milyon kişinin akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya olduğunu tahmin ediyor. Bu rakam, savaş öncesine göre 100 milyondan fazla artış anlamına geliyor. Karadeniz'deki istikrarsızlık, küresel tahıl arzında dalgalanmalara neden olurken, spekülatif alımlar da fiyatları yukarı çekiyor.
Alternatif tedarik yolları aranıyor; ancak Karadeniz'in coğrafi avantajı ve altyapısı, diğer güzergâhlarla telafi edilemiyor. Romanya ve Bulgaristan gibi komşu ülkeler, Ukrayna tahılını kara yoluyla Avrupa'ya taşımaya çalışsa da, lojistik maliyetler ve sınır kapasiteleri yetersiz kalıyor. Bu durum, küresel tahıl piyasasında arz güvenliği endişelerini artırıyor.
Diplomasi ve Gelecek Perspektifi
Uluslararası toplum, tahıl koridorunun yeniden açılması için diplomatik çabalarını sürdürüyor. Türkiye'nin ev sahipliğinde yürütülen müzakereler, zaman zaman umut verici sonuçlar doğursa da kalıcı bir çözüm sağlanamadı. BM Genel Sekreteri António Guterres, tahıl ihracatının yeniden başlamasının milyonlarca insanın hayatını kurtaracağını vurguluyor. Ancak savaşın seyri, diplomatik girişimleri gölgeliyor.
Uzmanlar, savaşın 2025 ve sonrasında da devam etmesi durumunda, küresel gıda fiyatlarının daha da artacağı ve gıda krizinin derinleşeceği uyarısında bulunuyor. Tarım ürünleri piyasalarında istikrarın sağlanması, sadece Ukrayna ve Rusya'nın değil, tüm dünyanın ortak çıkarına hizmet ediyor. Ancak çatışmanın sona ermesi için gereken siyasi irade henüz ortaya çıkmış değil.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Ukrayna ve Rusya'dan önemli miktarda buğday ve ayçiçek yağı ithal eden bir ülke olarak savaşın gıda fiyatları üzerindeki etkisini doğrudan hissediyor. Artan ithalat maliyetleri, iç piyasada un ve ekmek fiyatlarını yukarı çekerek enflasyonu körüklüyor. Öte yandan Türkiye, tahıl koridoru müzakerelerindeki arabulucu rolüyle diplomatik ağırlığını artırdı. Karadeniz'de istikrarın sağlanması, hem Türkiye'nin enerji ve ticaret yolları güvenliği hem de bölgesel liderlik iddiası açısından kritik önem taşıyor. Savaşın uzaması, Türkiye'nin ekonomik ve stratejik çıkarlarını olumsuz etkiliyor.